Dosyalar

 

Şiir Eleştirisi

Enis Batur



1.Cumhuriyetin başlangıcından günümüze kadarki süreci dikkate alırsak , bugün, bir Türk şiir eleştirisinden ya da eleştiri üslubundan söz edilebilir mi? Edilebilirse buüslubun genel özellikleri nelerdir?Bu eleştirinin oluşmasında hangi eleştirmenlerin katkısı olmuştur?
2. Bir şiiri çözümlerken belirleyici olan analiz öğeleri nelerdir? Eleştirel yaklaşımımızın ve/veya çözümlemenizin temelinde yer alan kuramsal poetik ilkeleri nasıl tanımlarsınız? Tanımlamak ister misiniz?

Bugün ya da dün, bir "Türk şiir eleştirisi"nden, "üslubu"ndan sözetmek güç görünüyor bana. Hemen söylemeli: Şairleri, şairlerin şiir üzerine, şairler üzerine yazdıklarını ayırıyorum; onları 'üstmetin'ler saymıyorum, doğrudan Edebiyat'ın içinden gelen, içinde kalan ürünler şairlerinki. Türk şiiri hakkında en sağlam kaynak bu, benim gözümde. Ne yazık ki, hayli dağınık bir toplamdan sözediyoruz; yeni kuşak okurlarının biraraya getirmekte zorlanacakları ortada. Doğrusu, oldukça kapsamlı bir seçki hazırlamak bu konuda: Şairlerin 'şiir sanatı' denemeleri, şiir okumaları, söyleşileri yanyana getirildiğinde bu verimli damar hakkıyla değerlendirilebilir.

Şairleri ayırdığımızda, bir avuç isim kalacak elimizde. Tanpınar-Ataç ikilisinden başlayarak günümüze uzanan çizgide, gem~l hatlarında izlenimci bir eleştiri yazısı egemen. Hiç mi çözümleme yapılmadı? Elimizin altındaki örnekler sayıca yetersiz bir yandan, bir yandan da yöntembilimsel çeşitlilik zaafıgöze çarpıyor. Akademik üretim, üzerinde durulamayacak ölçüde cılız, istisnalar kuralı bozmuyor. Oysa, asıl katkı Üniversite'den gelmeliydi. Yayın ortamı da özendirici değil bu konuda. Son yıllarda göze batan bir eğilim, 'bildiri' ağırlıklı etkinlikler aracılığıyla gerçekleşen kuşatmaların öne çıkması. Bir ivme sağladı şiir eleştirisine sempozyumlar, kollokyumlar. Gelgelelim, bir noktadan sonra 'üniform/ize' yaklaşımlar ağır basıyor o güzergahta da.

Sonuçta, dönüp bakınca şiir eleştirmenlerinin nüfusu beliriyor zaten: Cöntürk'den Mehmet H. Doğan'a, Orhan Koçak'a birkaç kahraman.

Şiir eleştirisinde üç temel yaklaşımın ortak yaşaması bana önemli görünüyor: Bağlama oturtma, yöntembilimsel çözümleme ve yorum olrnması. Şiir üzerine, bir şiir üzerine,bir şair üzerine sözalmaya koyulmak için gerekli bulduğum.eksenler bunlar. Her yazılı metin, halka halka genişleyen bir bağlama aittir sökmeye çalışmak gerekir. Böyle bir okumayla yetinemeyiz: Her metin yapı/kuruluş denklemlerine dayanır, izlekler oluşturur ya da geliştirir, ezgiseVanlamsal özellikler ortaya koyar, sökmeye çalışmak gerekir. Aynı anda, bütün bu ilintilendirmelere ilişkin bir yorumsal tavır getirmeyi üstlenir eleştiri. Şüphesiz donanımı, yeteneği, bakışımızın zenginliği ile düzorantılı bir sonuç getirir önümüze: "Kitap bir ayna gibidir" der Lichtenberg: "Bakan bir maymunsa elbette bir havarinin görüntüsünü yansıtamaz".

On yıl önceydi; 'E/Babil Yazıları' başlıklı kitabım için bir tür 'sonsöz' kaleme aldıydım: 'Eleştiri Üzerine Söyleşi'. O gün bugün düşüncelerimin, optiğimin değişmediğini söyleyebilirim: Yaratıcı bir yaklaşım getirmediği sürece, ister nesnel olsun ister öznel, hiçbir eleştiri metni beni ilgilendirmiyor. Muğlak, müphem, elden sıvışıp giden bir niteleme mi, sanmıyorum: Okuma biçimiyle benim okuma biçimimi değiştirebilen, yargıç edasına bitişmeyi tek tasası saymayan Eleştiri'ye gereksinmem var.

Varlık Dergisi-Kasım 2004