Ayşe Filiz Yavuz

 

 

ADI AŞK / Ebabekir Cambolat

 

Adı Aşk

 

Yazar: Ebabekir Cambolat

 

Türü: Deneme

 

2. Baskı, Ankara 2016,

 

Son Çağ Yayımcılık (  Yazarın kendisi  yayıncı olarak görünüyor.)

 

108 sayfalık bir kitap.  Kapak çok güzel. Sulu boya bir resim. , kuru bir ağaca sarılmış olan bir asmanın dallarda sallanan üzümlerinin görüntüsü. Kapak resmi ile naif bir kitap okuyacağınız hemen belli oluyor. Zaten kitabın adından da içindeki yazıların ne ile ilgili olduğu anlaşılıyor. Kitabın adı kitabın içini yansıtmalı. Alıcısı, okuyucusu ne bulacağını az çok tahmin etmeli. Sürprizler yapılsa bile, okuyucusuna hitap etmeyen bir kitap olmamalı. Bu, adı ve kapağı ile  görevini  yapmış olan bir kitap.

 

Deneme  kitapları farklı bir tür. Içinde yazarın duygu, düşünce, deneyim, bilgi,  yaşadıkları, gördükleri, dinledikleri olan, bunların bütün veya kısmen ortaya dökülerek yazıldığı bir edebiyat türü. Duygu ve düşüncelerin, fikirlerin yazıldığı makalelerde, bunların desteklenmesi için yazarın sık sık tekrara düşmesi, bazı şeyleri bir daha yazması normal. Bu kitapta da tekrarların olduğunu sık sık görmek mümkün.  

 

İçinde fikir uçusmaları da var. Ancak deneme dediğimiz tür bir çeşit insanın kendi kendine konuşması veya beyninden hızla akan duygu ve düşüncelerin yazıya aktarılması olunca ışık hızıyla daldan dala geçilmesi ve farklı alanlara kayılması hatta bazen bunlar birbirine zıt fikirler diye kendimizle bile çelişkiye düşğümüz durumlar dahi ortaya çıkıyor. Buradaki yazılarda gördüklerimizin de bu türden olduğu hemen belli. Sadece bunlar yazıya ve kitaba aktarılırken belki daha dikkatli olup bazılarını ayıklamak mümkün ve daha iyi olabilirdi.

 

Yazar Ebabekir Cambolat farklı, yalnız, her insan gibi acıları  olan, yine her insan gibi zaman zaman maddi sıkıntılarla, imkansızlıklarla boğuşan bir genç. Oldukça akıllı. Bu yüzden fikirler beyninde ışık hızıyla dolaşıyor. Yazılarındaki durum biraz da bundan kaynaklanıyor.  Çok kitap okumasına  bağlı farklı  iddiaları var. Çok okumanın getirdiği kafa karışıklığı çok.  Siyasi ve dini  fikirlerin de bu  karışıklıktan nasiplenmesi mümkünken bu aşk kitabında yazar bunu kitaba genellikle yansıtmayarak profesyonel yaklaşımda bulunmuş.  

 

Okunacak bir kitap.  İçinde altı çizilecek olan kısımlar  hayli çok. Üstünde durulacak ve “neden böyle yazmış?” denilecek kısımlar hayli fazla. Felsefi tarafları ile ilgili okuyucuyu sık sık düşündürüyor.

 

Yazılarından aldığım bir kaç not ile kitap hakkında fikir vermek uygun olur.

 

“Zaman aslında hiç geçmez, biz geçeriz onun içinden.” S 17.

 

“Çok bakılan mı çok sevilen mi olmak istersiniz? Çok bakılan olmak istersen çok masraf edeceksin. Bence güzellik yalpalayan bir şirket gibidir. Gün geçtikce değeri azalır. İflasa sürüklenir ve bir gün kapanır. Iflası geciktirmek için ne kadar takviye alırsan al, cilde endekslenen güzelliğin ömrü 50 seneyi geçmez.”

 

“Ben kimi sevdiysem, yuvarlandı düştü kirpiklerimden.” S 68.

 

“Bütün herşey bir hayal ile başlar.

Her büyük devleti bir şair yazar. “S 71

 

“Sandalyelerin boş olduğunu, insanların çantasından, giyiminden, karizmasından dolayı oturmadıklarını ama bir kişinin oturduğunu gördüm ve şöyle not düştüm defterime. ‘Çok boş oturaklar vardı durakta. Ama kimisi çantasını oturtmayı seçmişti, kimi karizmasını. Bir kişi ise bacaklarının arasına almıştı çantasını ve oturmuştu sandalyeye.” S. 80.

 

“Gitmek kalmaktan daha ağır bir karardır. Gitmek bir vazgeçiş midir, bir kaçış mıdır? Yoksa daha güçlü mücadele için nadasa bırakmak mıdır kendini?” S 81.  

 

“Şah damarından daha yakınım diyen rabbimiz varken yalnızlıktan dem vurmaktan zorlanıyorum.”  S. 83

 

…

 

Bol imla kuralı hatası var.   Bazen  konudan konuya ( daldan dala) atlama yapılmayıp iyi bir incelemeden  geçtikten  ve imla hataları düzeltildikten sonra yayınlanmış olsa daha iyi olurdu.

 

Yazarın eline sağlık. Ikinci baskısını yapmış bir kitabın okura ulaştığı belli. Daha iyilerini de bekliyor okuyucu.

------

 

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz

 

2017, Haziran, Ankara