AFRASİYAP (Alp Er Tunga / Rıfat Yiğit

 

 

 


Türü: Roman

Gelişim Sanat Yayınları, 1. Baskı,…………..sayfa, ………..yıl

Roman olarak beklediğim Alp Er Tunga kitabında Rıfat Yiğit’in beni biraz hayal kırıklığına uğrattığını belirtmem gerek. Tabiatı gözlemlemeyi ve onu anlatmayı, dolayısı ile okuyucuya yaşatmayı çok iyi beceren bir yazar olan Rıfat Yiğit’in burada roman kurgusunda iyi bir yol bulduğunu ancak bu bulduğu yolu yeterince işlemediğini görüyoruz.

Kitabı kamlar üzerinden anlatım yolunu seçmiş. Bu iyi ve farklı bir yaklaşım olmuş. Kam nasıl yaşar, ne yapar, hayatını nasıl kazanır. Çevresi ile ilişkileri nasıl olur… Savaş sahneleri de fena değil. Altın elbiseli adam buluntuları üzerinden bir rahibin peşine düşmek, kurganlarda bulunan Türk tarihine ait olan eserlerin önemi, “Altın elbiseli adamın çok önemli bir buluntu olduğunu” romanda kurgulayarak vermeye çalışmak iyi bir yaklaşım ve yol… Ancak hep yarım kalmış. Altın elbiseli adam kazısında olayın yarım kalması, rahibin takibinde heyecan doruktayken yarım bırakması, evlenirken olayın yarıda kalması, savaş sonrası dağılma ve yeniden toparlanma süreçlerini, Iranlıların ve İskender’in buraya gelişinin anlatımı hep kısa ve zayıf kurgular... Alp Er Tunga romanını yazarken yaptığı iyi başlangıçları hep ziyan etmiş.

Kısacası hızlı ve iyi yapılan başlangıçlar hep zayıf bitirilmiş. Kitabı kuvvetli, yeniden düzenleyerek kurguları devam ettirerek yazmak gerek.

Kitabın içinde diğer romanlarda yapılan farklı zaman ve mekanlarla ilgili hayallemeler ise bu kitapta asla olmamalıydı. Bir tarihi şahsiyeti, efsaneyi böyle ziyan etmek de doğru değil. Günümüzden kelimeler, fikirler, objeler bu kitaba giremez çünkü.

Romanın sonunda tarihi bilgi de romanda olmaz. Ama mademki yazıldı, bunların da daha düzgün yapılması gerekliydi.

Yazarın bu kitabı yeniden ele alması, bir editör incelemesinden sıkıca incelenerek geçirilmesi şart. Yazarın bunu yapmasi mümkün. Üstelik iyi kurgu yapacak alt yapısı da var. Tecrübesindeki tek eksiği, kontrolden, kendisine yol gösterecek bir editoryal incelemeden mahrum olması.

Erkek aslanın avlandığından bahsetmesi (oysa dişi aslan avlanır), amiyane ifadeler kullanması (şekerim, ay siz de samanlık da sever misiniz, sen onu benim tavuklarıma anlat; baban da mı oyuncuydu senin, haydi nikaha, kız güzelmiş, kahvesi gitti telvesi kaldı …)gül suyundan, çadırda duvardan, yağ döktü tiplerden

bahsetmesi, oktav, politika, Şekspir, halter, gecelik takkesi, Osmanlı terimleri ve tarihi sahsiyetlerinden dem vurma; Monteskiyö’yü anması,; üçüncü mevki; şebboy çiçeği, beste, bestekar, marduk caddesi, gömlek, , oyun havası, palmiye, dikenli kaktüs, portakal çiçeği, oda numarası almak, otel de sıraya girmek, gişeci, saatler, piknik tüpü, borç, ipotek, haciz, israf,; simetrik, çanta, kahvaltı gibi o döneme uymayan kelimelerden bahsetmek…

Parantez içi ifade ve sözlük kullanımından da vazgeçmeli yazar.

Alp Er Tunga’ yı o dönemin kelimelerine uygun olarak editör kontrolü yapılarak yazmalı ve bu konuyu ziyan etmemeli.

Kasım 2015, Ankara, Ayşe Filiz Yavuz