Alıcısı Olmayan Mektuplar / İsmet Bora Binatlı

 

 

Türü: Mektup

 

Ankara 2014, 1. Baskı, Kültür Ajans Yayınları, 120 sayfa

 

Unutulmuş bir edebiyat türü olan mektup İsmet Bora Binatlı ile yeniden canlanmış. Yazar 73 mektup ile sevgisini anlatmış hayali bir sevgiliye. Bu mektupları okuyan birinin alıcısı olmayan bir mektup destesi olduğuna inanması çok güç. Yürekten gelen,  yakan, can alıcı, baş döndürücü, umutsuz, tevekkülle beklenen, sabır gösterilen maşuka yazılmış mektuplar bunlar. Yıllar geçse bile devam edecek, ömürlük değil, ahirette de devam edeceğine inanılan mektuplar…

 

Günümüz  aşklarının telefon mesajı ile yazılan,  bu yüzden mesajlar gibi kısa süren, istendiğinde silinen, düşünmeden yazılmış, kalıcılığı olmayan, atide geriye dönülüp yeniden okunamayan aşkalarına inat güzel ve zarif aşk yazıları İsmet Bey’in yazdıkları.

 

Okuyucunun bu kadar samimi dille yazılmış ve derinden gelen  çoşkulu bir aşkın sahipsiz olduğuna inanması, bunun hayali bir sevgiliye yazıldığını düşünmesi çok güç. Ancak bestekarların, güfte sahiplerinin bunların benzeri eserlerini çok ileri yaşlarda hayali sevgililere yazdıklarını söyledikleri hatırlanırsa..Sanatcıların bu duyguları bu kadar yoğun yaşadıklarına şaşmamak gerekir.

 

Bu kadar yoğun duyguların aslında  ilahi  sevgiliye olmadığını düşünmemek ne mümkün.

 

Kalpten kalbe yol vardır, sevginin yolu dardır, aşk insanın içinde hiç sönmeyen bir  hardır, sevdiğinle olunca her mevsim ilkbahardır.

Kanımı döksem yere o can insana gider, bilmiyorum bu yollar böyle ne yana gider, döner dolaşır durur sonunda sana gider. Kimi gün istanbul’a, kimi gün Van’a gider. Nere giderse gitsin sonunda sana gider, mutlaka sana gider. Alla’a uzanan yol önce insana gider.    

Canımı kurban etmişim yanağı gamzeli yare. Artık senden özge can mı kalır geriye, sana can dedikten sonra bir kere.’ gibi şiirsel cümleler de var. Bazen tezat anlamsız olanlar veya imla hatası olan kelime ve cümleler de.

 

Sana seslenirim ‘seni seviyorum’ diye. Yankılanır sesim bana geri döner seni seviyorum…seni seviyorum…seni seviyorum diyerek.’ Bu güzel benzetme ile makale dahi  yazılır, roman konusu bile olur.

 

Sen varsan herşey tamam, sen yoksan herşey yalan. Ben dertleri yumak yumak sarmakteyken sen bir başka diyarda çile doldurmaktasın… gibi güzel ifadeler de.

 

İnsanın yaşlanmayı tarif ederken söyleyebileceği en güzel ifadelerden birini de kullanmış şair: Gel artık dilim daha fazla dolanmadan, gel  gözlerimin ışığı yollarına bakmaktan, solmadan gel… sayfa 52. Bunu ister sevgiliyi beklemekten yorulmak gibi manevi yada yaşlanmak olan anlamda kullanılsın. Hepsi de güzel.

 

Eleştiri: Mektuplar bir  olay ile başlayıp hikaye tarzında sıralansaydı. Olay örgüsü mektupların içindeki dertlenmeyle anlatılsaydı. Sonuna kadar merak ile okunsaydı keşke. Hikaye, roman tarzı mektup gibi olabilirdi.

 

Eğer hikaye benzeri bir senaryo üzerinden yazılmayacaksa mektup sayısı azalsaydı. Benzer çok sayıda mektup var çünkü.

 

Kafka’nın Milena’ya mektupları biraz bu tat da. Ancak bu mektupların kısa ve derin olduğunu ve eğer hikaye örgüsü ile yazıldığını görseydik daha güzel bir eser elimize geçmiş olurdu eminim.

 

Kesinlikle olmaması gereken ise son mektuptaki Marika. Bizim bazı şairlerimizin yabancı isimli kadınlara yazılmış şiirlerini görünce şaşırmadığımı söyleyemem. Bu merakı da anlayamam.  Bir sevgilinin ismi gizlenmek isteniyorsa bu başka şekilde yapılabilir. Hayali sevgili ise, o sevgili yabancı isimli bir kız olamaz Ayşeler, Elifler vs varken.


Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar,  Şubat 2015