Altın Ülke Çocukluk (15 Yazar Çocukluğunu Anlatıyor) / Haz. Filiz Öktem

 

 

Yayınevi: YKY

İlk Baskı, İstanbul, Mart 2014

273 sayfa, 19 TL

 

Kitabın ön kapağında 15 çocuk resmi, arka kapağında 15 erişkin resmi var. Onbeş yazarın çocukluk ve erişkinlik halleri… Hepsi yazarlık yolunda çok mesafe katetmiş, kitap, roman, öykü kaleme almış, editörlük, gazetecilik yapmış kişiler…

Hazırlayan Filiz Öktem de bunlardan birisi… Çocukluk, insan hayatının düşünce, davranış, inanç kalıplarını şekillendiren, bakış açısını ortaya çıkaran çok önemli bir dönem. Yazarlık serüveninde en önemli başlangıçları yapan dönem… Okumayı, dinlemeyi, hayatı gözlemlemeyi, anlamayı, bakmayı değil görmeyi öğreten... Yazarlar da bu kitapta sadece çocukluklarını değil, çocukluk anıları içinde yazar olmaya giden yolda kendilerini yönlendirelerin neler olduğunu anlatmışlar zaten. Çocukluk anlatılırken kimi yazarda net olarak o yola açılan kapılar anlatılıyor, kiminde ise o yola çıkan patikaların neler olduğu satır aralarında yerleşmiş olarak bulunuyor.

Bu kitapta ortaya çıkan, hemen bütün yazarların hayatında yer alan ortak temel noktalar var:

1-Masal anlatan nineler, hayal güçlerini konuştrarak değişik yaratıklardan bahseden anneler, iyi komşular ve doğal hayatın içinde tabiatı gözlemleme, inceleme, olan biteni hafızaya yazmaya çalışma… Bolca geleneklerden örülü bir hayatın içinde beyne, kalbe yazılmış görüntü ve duygular…

2- Kitap okuma merakı. Gezici kütüphanelerden, semt pazarlarındaki ikinci el kitap satıcılarından alınan kitaplar, eve giren gazeteler… Bunların içinde çok kayda değer olan bir nokta var ki benim de çocukluğumda asla anlayamadığım bir nokta idi. Büyüklerin bizim Teksas-Tommiks gibi kitapları neden okumamızı yasakladıklarını anlamaz, onların da okumayı özendirdiğini düşünürdüm. Ben de çok okumuş ve hiç bir zararını da görmemiştim. Buradaki yazarların da çoğunda bu kitaplara olan tutku var. Ayşegül serisi, Kemalettin Tuğcu kitapları, Doğan Kardeş dergileri de önemli bir yer tutuyor bu yazarlarda. Yani aslında çocuklar için yazılmış temel kitaplardan bahsediyor yazarlar, okuma ve yazma serüveninde onlara yol gösteren… Jules Verne’nin kitapları da öyle.

3- Yazarların hepsinde günümüz çocuklarının bilmediği bahçede, sokaklarda, komşularla içice, Anadolu’nun köy, kasaba ve şehirlerinde geçen, doyasıya yaşanmış bir çocukluk dönemi. Bu dönemin getirdigi kültürel, sosyal etki ve mutluluklar, yazılara sinen ve sinecek olan teferruatlar…

Kitapta dikkat çeken önemli bir başka nokta ise, okuma ve yazmanın üstte bahsedilen ortamın aynısında yetişen herkes için geçerli olmadığı. Kitapta yer alan yazarların önemli bir kısmı çok kardeşli ve çoğu yine zengin ortamlardan değil, fakir veya orta kesim gelirli ailelerin çocukları. Ailede yazar olan yakın sayısı az. Yazmanın genetik tarafından bahsetmek mümkün görünmüyor. Diğer kardeşler arasında da bu kadar okuma meraklısı yada yazmaya meraklı kardeş sayısı hemen hemen yok (Tarık Buğra’nın yegeni dışında). Aynı ortamdan yetişmek bu iş için yeterli değil. Bu insanın içinden gelen, yaratılışında olan bir eğilim gibi görünüyor. Aileden etklilenme olabilir, ancak kesin sebep değil.

Bunun insanın içinden gelmesi gerek herhalde. Kitap yazma serüvenin nasıl başladığını anlatmak dışında aslında şimdiki çocukların kıyısından bile geçmedikleri bir çocukluk halini anlatıyor. Yaşı 40 ların üstünde olanların asude ve sıcacık duygularla örülü çocukluğu, eski Anadolu’nun dost mahalllerini gözler önüne seriyor ve kaybolan o hayatı hatırlamak insanı hem mutlu ediyor hem kayıplar dolayısı ile hüzünlendiriyor.

Kayıpların, yazıların yani hatıraların arasındaki küçücük noktalara sığdırıldığı ama insan hayatında ne kadar önemli bir yer tuttuğunu anlıyor insan. Bilgisayar ve akıllı(!) telefonların esaretinde olan günümüz çocuklarına hayal etmenin, sokakları ve dünyayı keşfetmenin güzelliğini, hayal etmeyi nasıl öğretiriz belli değil. İşimizin çok zor olduğu kesin.

Bu kitabı biz büyükler okumalı. Çocuklar değil. Bugünün çocuklarının bunu anlayabilmesi oldukça zor. Yada o dünyanın ne demek olduğunu bizim kadar doğru hissedebilmesi… Biraz kaybettiğimiz çocukluk dünyasının hüznünü duyarak , bazen gülümseyerek, çokca özleyerek okumak, sonra hayallere dalmak, unuttuğumuz bazı ayrıntıların yeniden hatırlanmasını sağlayarak okumak …

Ayrıca içinde çok olmamakla beraber sol zihniyetin izlerini bulmak da mümkün: O devirden kalan etkilenmeler sonucunda sevilmiş olan sol zihniyetli sanatçıların isimleri, Allah’ı görmek kavramının çocukların zihninde oluşturacağı soru işaretleri...

Yazarların siyasi kimliği ve içinde yer alan bazı siyasi söylemler gözardı edilerek bakıldığı zaman, çocukluk, yazarlık, okuma, kitap sevme serüveninin nasıl başladığına ve eski çocukluk günlerine dair güzel ve okunması zevkli bir kitap.

YORUM: Ayşe Filiz Yavuz Avşar, Aralık 2014