ALUŞTA'DAN ESEN YELLER -Bir Kırım Türküsü- / Serra Menekay

 

 

 

Doğan Kitap, 1. Baskı, Ocak 2015, İstanbul, 386 sayfa, 29 TL

Bu kitap bir hekim olan yazarın iki yıl mesleğine ara verip Kırım’da akrabalarının yanında, çocukluğunda dedesinden, babasından ve büyük halasından (dedesinin kız kardeşi) duyduğu hikayeleri roman haline getirmesinden sonra ortaya çıkmış.

Bu 18 Mayıs 1944, Kırım sürgününün dağıttığı ailenin Almanya, Türkiye, Özbekistan, Ural bölgesine dağılması, birbirlerini bulmaları için verdikleri mücadele, 1991 yılını beklemelerinin ve yaşadıklarının hikayesi. Yazar o sürgün dönemine kadar olan günlerini, İkinci Dünya Savaşı sırasında ailenin yaşadıklarını, Kulak olarak adlandırılan zengin, tanınan Menakay ailesinin nasıl Stalin’in emri ile dağıtıldığının hikayesini kitabında yıl yıl, şehir şehir, ülke ülke anlatıyor. Hepimizin bildiği bu facia, sürgüne gönderilen, hayvan vagonlarında yarısı ölen, ölülerininin yollara atıldığı, tifüsten ve açlıktan kırılan insanların yaşadıkları eziyet, çektikleri sıkıntı, ağır iş şartları, açlık, hastalık, sürgünler, hapisler ve buna rağmen yaşama azmi, ülkelerine dönme çabaları, kendi aralarındaki dayanışma ile dolu.

Tımtım ( Kırım oyunu) kraliçesi Nehar ile yazarın gerçek dedesi Bilal Ağa’nın, Bilal Ağa’nın sürgünde ayrıldığı kardeşlerinden Fatma’nın ağzından, başlarından geçenlerin anlatıldığı sürgün ve yeniden kavuşma anıları roman haline getirilerek aktarılmış. Nehar’ın bir alman askeri doktoru ile yaptığı aşk evliliği, ondan doğan çocuğu Selim, eşini savaşta kaybetmesi, arkasından yine bir yıl süren ikinci evliliği Nuri ve onun ölümü, üçüncü evliliğinin başına açtığı dertler, çocukları, kardeşleri, başına buyruk yaşadığı hayat var.

Kitapta ciddi hayat dersleri, politika, millet olmanın alt yapısına dair bilgiler var. Bu dersler Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun anlattığı, Kırım’ın yeniden Rusya tarafından işgali öncesindeki kendi Meclislerinde anlattığı geri dönüşteki başarı hikayesinin altında yatan düşünce yapısını ihtiva ediyor. Zaten kitabın içinde Menekayların Cemiloğlu ile uzaktan olan akrabalık bağı ve onun hayatına dair bilgiler de mevcut.

1-Türkülerin ve halk oyunlarının birleştirici, ruhu diri tutucu özellikleri

2- Aile bağlarının önemi ve her şeye rağmen düğün, doğum, ölümlerde bir araya gelmenin değeri, hayata tutunma için verdiği manevi güç

3- Yaşamak için doğurmanın, çoğalmanın ne derece önemli olduğunun anlamını bilmeleri ve bunu gerçekleştirmeleri “büyüyen ailemiz” diyerek bu noktaya dikkat çekilmesi

4- Memleket aşkının vurgulanması

5- Dolaylı yoldan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun hayatından kesitler verilmesi

6- Anne baba öngörüsü ve sezgisinin evliliklerin devamında ne derece isabetli olduğunun tespiti

7-Nesilden nesile aktarılan gelenek, yemek kültürü ve Kırım’ı hiç bilmeyenlerin bile vatan aşkını her daima yaşamaları için bu kültürün yeni nesillere verilmesi

8-Vatana dönmek için yapılan mücadelenin kan dökmeden gerçekleştirilmesinin hikayesi

Eleştiri var mı? Evet. Bu kitap bir roman olarak sunulmuş. Ancak roman değil daha çok bir hatırat. Fatma’nın hayatının gerçek, Nehar’ın hayatının ise Nigar’ın hayatından esinlenerek kurgulandığını belirtmiş kitabın başında yazar. Tarihler, yerler, olaylar zaten bunun roman olma kimliğini değil, hatırat olduğunu gösteriyor. Kitap sadece Nehar kimliğindeki hayatı anlatsaydı roman demek mümkün olabilirdi. Zaten kitapta Nehar’ın anlatıldığı bölümlerin roman tekniğine daha uygun olduğu, ancak Fatma kimliğindeki sayfaların roman olmadığını gösteriyor. Bu yazı karakterinde de ayrı verilmiş. Öyle ki bazen okuyucu bu bölümlerin iki farklı yazar tarafından mı yazıldığı algısına kapılıyor.

Kitapta roman tekniğine aykırı olan ikinci nokta bol dip not olması. Dipnot kitabın gerçeklik payını artıran ancak romanda asla olmaması gereken bir özellik. Romanda bu noktalar ancak karakterlere konuşturularak verilebilir.

Kitapta geçen Menekay soyadının zaman zaman Menakay olarak verilmesi de göze batıyor. Bunlardan birisi tercih edilerek karar verilmeli ve düzeltilmeli. Yazar Türkiye’deki ve Kırım’daki soyadların yazılışında böyle bir durum olduğunu ve bu yüzden karışıklık varmış gibi göründüğünü söyleyebilir. Ancak bu bir roman olacaksa yine bunun düzeltilmesi gerekir.

Sürükleyici, hızla bitirilebilen, macera noktaları çok olan bir kitap. Ancak bazen roman diline uygun olmayan fiil zamanlarında çelişki ve karışıklıkların olması da dikkat çekiyor.

Çingene Gülçiçek, Musevi/ Karaim Türkü Sema ile Rahiya’nin hikayesi ile Menakay’ların Almanlardan sakladığı Komünist Nataşa’nın hikayeleri aslında ayrı birer roman olacak anılar. Bu romanda çok kısa verilmiş ve bu hikayelere yazık olmuş dedirtiyor insana.

2015, Ekim, Ankara

Ayşe Filiz YAVUZ