ARAPLARA SATILAN KIZLARIMIZ / Neriman Cahit

 


Ajans Baskı ve cilt: Lefkoşa

 

2. Baskı, Şubat 2011

 

684 sayfa

 

Türü: Belirli bir türe sahip değil.

 

Kıbrıs tarihi bizim için oldukça önemli dönüm noktalarına sahip. Özellikle İngilizlerin bizden belli bir dönem için aldıkları ve sonra Türk'ten arındırmak için ellerinden gelen her hainliği  yaptıkları bir vatan parçası. Ekonomik olarak çok zorda kaldıkları bir dönemde Arap topraklarından gelen genç yaşlı farketmeksizin neredeyse parayı veren her Arap erkeğine evlendirmek için verilen, perde arkasından kıyılan imam nikahı ile bir daha adeta görmemek üzere satılan Türk kızlarının halini anlatıyor bu kitap. Kızlarımız 12-14 yaş arasındadır. Ailelerinin kızlarını ana kuzusu oldukları bir dönemde aç kalmamak için para karşılığında  Arap erkelerle evlendirmek gerekçesine sığındıkları ve  sattıklarını anlatmaktadır yazar.

 

Faizle aldıkları paraları ödeyememek, ekip biçememek, aileyi geçirmeye çalışmak zordur Kıbrıslı Türkler için.  Arap erkekleri için ise güzel kızlardır Kıbrıslı çocuklar.  Beyaz tenli, renkli gözlü ve Müslüman…  Üstelik yaşları gencecik. Bu bir dönemin çıkış kapısı gibi görülür aileler için. Daha korkuncu ise bu kızları köy köy gezip tespit eden ve aileleri zorlayarak “daha iyi kısmet olmaz. Siz de kurtulun kızlarınız da “ şeklinde zorlayarak arabuluculuk yapan, aslında kızlarımızı pazarlayan simsar kadınların yaptıklarıdır. Arap topraklarına giden ve unutulan  bu kızların çoğunun hali acınılacak durumdadır. İkinci, üçüncü eş olarak giden, orada hizmetçi muamelesi gören, hatta evlendikleri Arap kocaları tarafından pazarlanan ve üzerinden para kazanılan kızlar haline getirilir bir kısmı. Bu güzel kızların çok azı gittiği yerde mutlu olur. Çoğu ailesini bir daha göremeden yok olur, ölür, unutulur gider.

 

Bu olanları öğrenen yazar, geçmiş dönemin gazetelerini karıştırarak, bu konuda yazılmış makale ve röportajları okuyarak ve olayı araştırıp bir çok  röportaj da yaparak bu hacimli kitabı hazırlar.

 

Yazar bir gazeteci, araştırmacı hanımdır. Kadınları bir kadının anlaması ve anlatması daha doğru olmuştur.

 

1920-50 yılları arasında gerçekleşen bu olayların kitaba aktarılması çok önemli bir gazetecilik veya yazarlık başarısıdır. 4000 kızımızın yitip giden hayatı vardır ortada. Neriman Cahit Hanım’ı bu açıdan tebrik etmek gerek.

 

…

Kitabın edebi açıdan değerlendirilmesine gelince:

 

Oldukça hacimli olan bu kitap ismi ile hemen dikkat çekiyor.  Dolayısı ile isminin bu kitap ve içindekiler ile uyumlu olduğunu ve okunması için gereken dikkat çekiciliği sağladığını kabul etmek gerek.

 

Kapak iyi bir kapak değil. Kitaba konu olan kızlarımızdan birinin resminin kullanılması iyi. Ancak profesyonel bir kapak olmamış. Üstünde çalışılması gereken bir kapak olmuş.

 

Kitap bir röportaj, tarih, anı, fikir, araştırma kitabı gibi. Ancak hepsinden birer parça yer almış. Hangi kategoriye dahil edileceği belli değil. Dolayısı ile içinde yazılanların da bu sınıflamaya göre değerlendirilmesi de imkansız. Bu  ciddi bir eleştiri  durumu.

 

İmla, noktalama işaretleri ile ilgili söylenecek şey çok. Sayısız hata ile dolu. Yeni baştan her satır ve cümlenin yazılmasını gerektirecek kadar çok hem de.

 

İçinde konu yada fikir tekrarı sayısı da çok fazla. Bu da okuyucuyu sıkıyor.

 

Osmanlı’yı dini kavramlar ve inanç açısından kötüleme ile ilgili cümleler de sıklıkla yer almış. Oysa bu tip bir inceleme kitabında olayların tarafsız gözle yazılması ve bu olanların alt yapısını oluşturan incelemeleri tarihçi veya sosyologların yapması gerekirdi. Bu taraflı cümle ve fikirler de okuyucu üzerinde kitap için olumsuz bir durum oluşturuyor.

 

Bu kitap çok önemli bir konunun gün yüzüne çıkması veya unutulmaması açısından isabetli ve iyi bir kitap. Ancak edebi açıdan kesinlikle sayısız hata ile dolu. Yeni bir düzenleme, konu sistematiği yapma, yeniden ve editör desteği ile ele alınarak yazılmalı.

 

Kitabın baskısını yaptıranın bir yayınevi değil yazarın kendisi olması, belki ekonomik olarak zorlanılması, ancak bu konunun da ziyan olmaması açısından bu hali ile çıkmış olması mümkün. Ancak gazeteci kimliği olan bu Kıbrıslı hanımın kitap için destek alması mümkündür. 2011 yılında ikinci baskısını yapan bir kitabın satıldığını anlamak ve eleştiriler ışığında düzeltilerek yeniden basılabileceğini düşünmek gerek.

 

Üçüncü baskısının inşallah düzeltilerek basılması dileği ile yazarı kutluyorum.

 

--------

2016, Mayıs, Ayşe Filiz Yavuz