Bey'im Aman / Afşar Çelik


Ayşe Filiz Yavuz Avşar


 

Türü: Hikaye

Basımevi: Töre-Devlet

Ekim 2013, İstanbul, İlk baskı

192 sayfa, 10 Türk Lirası

Yazar, Hanım Halilova’nın Elçibey ile ilgili kitabını okurken, içinde yazılı bazı olayların hikaye olabileceğini düşünerek almış eline kalemi ve bu kitap çıkmış ortaya. Yani olaylar gerçek, hikaye kurgusu yazara ait.

Kitap Ebulfeyz Elçibey’in ve o döneme ait olan olayların hikayelerini anlatıyor: 1989 ve sonrası, Azerbaycan’ın bağımsızlığa gidiş sürecini, Hocalı katliamı dönemini, Rusların ve ona hizmet eden Komunist Parti’nin sadık üyesi olan partili Azerbaycan Türklerinin durumunu, hatta Sumgayıt’ta başlayan ‘sözde ermeni katliaminin’ patlattığı gerçekte ‘Azerbaycan Türkü katliamlarının’ nasıl ortaya çıkarıldığını.

Kitap bir Elçibey’e selam, saygı… kitabı. Bir Elçibey mersiyesi. Elçibey gerçekten Türk dünyasının en değerli, saygın, bilge kişilerinden birisi. Kendi ülkesinin insanları “Kardeş kavgasında heder olmasın.” düşüncesi ile siyaseti bile bırakacak ve köşesine çekilmeye razı olacak bir bilge kişilik. Yeri doldurulamaz insan… Bir kitap ile onu anlatmak ve anlamak imkansız. Ancak bir kitap ile bir nebze olsun vazife yerine getirilmeye çalışılır.

Kitapta Elçibey’in adı hemen hiç yok. Sadece “Bey” var. “Anlayan anlasın.” kabilinden … Onun az ama net konuşan tavrını, samimi ve inanan bakışlarını, uzaklara, çoook uzaklara bakan, ta Turan’ı gören gözlerini, dik duruşunu, kararlı tavrını … ben de gördüm 1991 de. Onunla tanışmak ve bir lider nasıl olur, nasıl davranır, ne yapar görmek hayatın çok önemli bir tecrübesidir her insan için.

Ama…

Ama bu kitap, onun için bir mersiye olacaksa, keşke bir ön incelemeden, bir başka yazar veya edebi kuruldan da geçerek yayına verilseydi… Yazarın “ödüllü bir yazar” olduğunu okutyoruz kitabın kapağından. Ancak bu kitabı hazırlarken heyecane kapılıp bir an önce piyasaya sunma arzusu ile acele etmiş gibi görünüyor.

-Imla hataları çok.

-Sunuş ve arka kapak yazıları da iyi değil. Kitabı alan okuyucu, ilk olarak bakacağı yer olan sunuş ve arka kapak yazılarını net anlamalı, kitabın ne kitabı olduğunu hissetmeli ve heyecana kapılmalı. Bunu bu yazılarda hissetmek mümkün değil.

-Bazı bölümler gereksiz uzatılmış. Önemli olan uzun değil, az, kısa bile olsa etkili bir yazı sunmak oysa ki.

-Elçibey’in ismi hemen hiç verilmemiş. Bey, Hoca, Adam vs ile gizem verilmeye çalışılmış. Keza Elçibey’in yanındaki kişiler de de ‘yanındaki adam, ikinci kişi, sakallı bey’ vs şeklinde yazılmış. Okuyucu kişileri karıştırarak hikayenin çarpıcılığından hızla uzaklaşıyor bu şekilde. Simgesel isimler kullanılarak hikayeler rahat okunur ve anlaşılır hale getirilmeli.

-Anlaşılmayan, fazla uzatılmış, abartı yapılmış cümleler de var. Anlam kayıyor ve okuyucu konudan uzaklaşıyor.

Kitabın her hikaye öncesinde yer alan ve yazar tarafından çizilmiş olan karakalem resimleri kitaba güzel bir hava vermiş. Yazar Elçibey’i bu saygı kitabı ile anıyor ve vazifesini yerine getiriyor. İnşallah başka kitaplar ile de Elçibey daha fazla anlaşılır yeni nesil tarafından.

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar. Nisan 2014

 

***

 

Bey'im Aman / Afşar Çelik

Dursun Kuveloğlu

Afşar Çelik’in “Bey’im Aman!” hikâye kitabı, bir başka kitaba; Azerbaycan bağımsızlık mücadelesinin önde gelen kahramanlarından Prof. Dr. Hanım Halilova’nın, “Elçibey İle Bağımsızlığa Giden Yol” kitabına dayanıyor. Daha doğrusu ilham kaynağı gerçeklere dayanıyor. Bu bakımdan hayal ve tamamen kurgu eseri hikâyeler değil, gerçeği bir başka boyuta taşıyan ve kalıcılık damgası vuran hikâyelerden oluşan bir eser karşımıza çıkıyor. “Bey’im Aman!” böyle bir kitap.

Kitabın ismi ve kapağı bence tekrar düşünülmeli. Daha fazla “Elçibey” olmalı. Her hikâyenin öncesinde yer verilen karakalem resimler daha sade ve net hâle getirilirse iyi olacak. Bu haliyle eskiz çalışması gibi bir algı uyandırıyor. Özellikle noktalama işaretleri enflasyonu, kitap genelinde rahatsız edecek kadar yer bulmuş. Üç nokta başta olmak üzere, noktalama işaretlerinin titiz bir ele ihtiyaç duyduğunu da belirtmeliyim.

Kitap, son derece akıcı ve lezzetli bir dile sahip. Kitabı okuyup bitirdiğinizde, “Gözlerimi ve zihnimi boş yere yormadım” diyorsunuz.

Şahıs, ortam, atmosfer tasvirlerinde kullanılan dil ve benzetmeler son derece sade ve gerçekçi. Kitabın genelindeki edebi dil son derece üst düzeyde. Kuşlukta Yazarlar Topluluğu olarak konjonktürel değil, kalıcı bir hikâyeciyi ağırladığımız için duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim.

Kitap, Hanım Halilova’nın kitabındaki olayların hikâyeleştirilmesinden oluşmuş; iyi de olmuş. Böylece, hakkında çok şiir, hikâye, roman, makale yazılması, filmler yapılması gereken büyük Türk kahramanı Elçibey’in hayatındaki kesitler daha çok kalıcı olacak, daha fazla kişiye ulaşacaktır.

Kitabın bugün için öngörülmesi zor ama muhtemelen işe yarayacak önemli bir misyona daha hizmet edeceğini düşünüyorum. Yakın gelecekte Kafkasların tarihini yazacak, Kafkasların tarihi üzerinde araştırma yapacak olan tarihçilere ve bilim insanlarına önemli bir kaynak eser hizmeti verecektir. Çünkü yerel tarih sağlam ve sağlıklı yazılmazsa, genel tarih tartışmalı tarih olmaktan kurtulamaz. Özellikle batıda yerel/lokal tarih yazımın çok popüler ve geniş kapsamlı olmasına rağmen, Türk devlet ve topluluklarında bu yöndeki çabaların yetersiz olduğu açıktır. Bu eser, yerel tarihe kayıt düşülmesi çabalarına da mütevazi bir katkıdır ve bu bakımdan da kıymetlidir.