ÇAYBAŞI YAZILARI / Prof. Dr. Saim Sakaoğlu

 




Meram Belediyesi Kültür Yayınları

2000, Konya, 2008 sayfa

Uzun zamandır aradığım ama bulamadığım bir kitaptı. Yok olan kültür, yok olan mahalle hayatı ve geçmişlerimizden izler bulacağımı düşündüğüm için arıyordum onu. Bir gün Konya’da oturan ve yazarla tanıştığını bildiğim bir öğretim üyesine sordum kitabı. Kendine ait olanı getirdi. Okudum ve geri iade ettim.

İçindeki yazılar yazarın muhtelif zamanlarda ve farklı yayın organlarında yayınlanmış olan makalelerden oluşuyor. 11 bölüme ayırmış kitabını yazar. Çaybaşı köşe bucak, Çaybaşı’nda insanlar, bayramlar, özel günler; yemeğe içmeye dair, geleneklerimiz; türkülerimiz, çocuk oyunları; kelime dünyamız; bir oyun bir yiyecek; büyüklerimiz ve fotoğraflar.

Yazar kendisi Konya’nın Çaybaşı Mahallesi’nde doğmuş, çocukluğu orada geçmiş, tahsil ve iş dolayısı ile ayrılmış, sonra yeniden dönmüş memleketine. Halk bilimi ile uğraşan yazarın sayısız kitabı var. Kendi hayatı üzerinden çocukluk hatıralarını ve bu arada aslında kaybolan mahalle, sokak, Konya kültürünü ve kültür hazinemizden akılda kalanları anlatmış bu makalelerde. En sona ise kendinden ve ailesinden, sokağından fotoğraflar ile çeşitlendirmiş kitabını. Kitabı okurken kendinizi o sokakta, evde, o ailenin bir ferdi olarak hissediyor ve sonra da yaşadığınız apartman hayatına hayıflanarak bakıyorsunuz.

İnsan yaşlanınca hatıralara daha çok sarılırmış. Muhtemelen yazarın hem mesleği olduğu, hem memeleketi olduğu, hem de artık yaşı gereği bu kadar içten yazılmış olan bu yazılarda insana kendi yaşıyormuş gibi dokunuyor.

Süslü cümleler, edebi tanım ve tamlamalar yok. İçinden geldiği gibi yazmış yazar. Türkülerimiz kısmını okurken bunu daha çok hissediyorsunuz. Dimağda kalmış olan yarım yarım nakarat veya cümleler var burada. İlk başta “internetin olduğu bu dönemde, bu türkülerin hepsini bulup kağıda yani kitaba aktarabilirdi.” diye düşünüyorsunuz ancak buradaki eksik satır ve cümleler aynen sizin beyninizde kalmış olan yarım türkülerin tadını verince “İyi ki böyle yazmış.” diyorsunuz.

Bağ bahçe, üzümler, kırık leblebiler, misketler, çocuk oyunları, bayramlar, eski evler, nineler, dedeler, çocukluk arkadaşları… Herşeyden birer parça var. Size geçmişi tatlı ve hüzünlü olarak hatırlatıyor.

Eleştiri: Kitaptaki yazılar daha önce yazılmış olan makalelerin derlenmesinden oluşmuş. Bu yüzden her yazının başında Çaybaşı ve yazarın oralı olduğuna dair ifadeler tekrar tekrar verilmiş oluyor. Yazı kitaba girince bu tekrarlar göz yoruyor. Çıkarılsa iyi olur muydu diye düşünülmesi gerek herhalde. Ancak

mevcut makalelerin yapısını bozmamak için aynen bırakılmış olabilir. Bazı imla hataları da dikkat çekiyor.

Yazarın eline sağlık. Bir de bu kadar çok şeyi hatırlayan hafızasına da saygı duymak gerek.
 

-------

 

2016, Şubat. Ayşe Filiz Yavuz