ÇOCUKLUK BİTMEZ / Cem Karaer

 

 

 

Türü: Hatırat

Yazar: Cem Karaer

Ülke Yayınları, 1. Baskı, Nisan 2014, Istanbul, 229 sayfa

Şimdiki çocuklukların AVM, bilgisayar, televizyon, dersane ( artık özel ders veya okullar) ve sınav stresi ile yaşadıkları çocukluklarını ve sokakları, gerçek arkadaşlıkları bilmedikleri dönemi
kıyaslayınca… Bu çeşit çocukluk hatıralarının anlatıldığı kitaplar ilgimi daha çok çekmeye başladı.
Yazarın merhum şairimiz Mustafa Necati Karaer’in oğlu olması, edebi bir çevrede yetişmiş olması da
kitabı alıp okumak için ayrı bir gerekçe oldu benim için.

İnsan neden hatıralarını yazar?

-Ya ünlü bir insandır ve hayatının bilinmesi okuyucu için önemlidir ve ayrıca iyi de bir kazanç kapısıdır
bu. Herkes ünlülerin hayatını merak eder çünkü. Çok da satar, reklamı iyi yapılır. İçinde acılarla ,
zorluklarla örülmüş bir hayatın sonrasında elde edilen başarıların masalı vardır genellikle ve herkes
birgün ünlü olmanın hayali ile bu anılarda kendilerinden birşey bulmaya çalışır.

-Ya bir siyasidir, devlet adamı, komutan, gizli örgüt elemanıdır ve gerçekleri hayata bilgi ve belge
olarak bırakmak ister ve gerçekten de bu kitaplar önemlidir. Üstelik de içinde tarih, belge, fotoğraf,
şahit olan insanlar da varsa… Ve bu kitaplar tarih yazarken çok da işe yararlar.

-Hoş hatıralara sahipsinizdir, iyi bir anlatım yeteneğiniz vardır, roman tadında bir kitap bırakmak
istersiniz insanlara. Hoş vakit geçirmelerine vesile olursunuz.

-Bir kahramanlığa imza atmışsınızdır ve bunları anlatmak ve tarihte anılmak istersiniz.

-Yada tarihe, hayata bir çivi çakmak istersiniz. Ölmeden önce…

Kitabın ilk bölümünü okurken “İlginç olmayan bir çocukluk bu. Bilinmese de olur. İçinde ayrıca günümüz çocukları ile o günün çocukluk kıyaslaması, yorumu da çok yok.” diye geçiyor içinizden. Sonra ikinci bölümde özellikle M. Necati Karaer’den sayfalar bulup bu üçüncü bölümde edebiyat dünyası ile daha da çeşitlenince kitap anlamını buluyor.

Cem Karaer “Hatıraların uyanma vakti, Aileme Dair, Edebiyat Çevresinde” olmak üzere üç bölüme ayırmış hatıralarını. İlk bölümde çocukluk dönemini yaşlanma işaretlerini düşündüğü ve eczanesini kapatma kararını verdiği zamana kadar, sonrasını ailesine ve daha sonrasını ise çocukluğunun geçtigi özellikle Hisarcılar olarak bilinen Mehmet Çınarlı, Gültekin Samanoğlu ve onların babası ile beraber çevrelediği geniş edebiyat dünyasına ayırmış.

İlk bölümdeki bir kaç yazı deneme olarak (tatil anlayışı ve Halikarnas Balıkcısi ile ilgili yazilar) sayılıp çıkarılırsa iyi bir hatıra kitabı olmuş. Parantez içi açıklamalar gereğinden fazla. Ayrıca okuyucuyu çok ilgilendirmeyecek olan sahıs isimleri, gün ve saat bilgisi gereğinden fazla var. Biraz da noktalama işaretlerinin kullanımına dair imla hatası mevcut. Bunun dışında özellikle edebiyat ile ilgili olanların o çevreyi, yetişmekte olan bir çocuğun gözünden incelemeleri ve öğrenmeleri açısından iyi olmuş.

Kitabın bir özelliği ise yazarın eskiyi anarken çok iyi bir usul kullanması: Yaşadığı o eski sokaklarına, okullarına gitmesi, varsa o dönemden kalan şahısları bulmaya çalışması… Bunun sonucunda görülen şu ki: Ülkemizde geçmişe saygı veya anıları tazeleme adına kolayca bir şeyler bulmak için kimsenin ümidi olmamalı. Evler, sokalar, alışveriş yapılan küçük dükkanlar, okullar, gezinti yapılan yerler hep değişiyor ve güzelleşmek, iyileşmek yerine yozlaşıyor. Geçmişi aramaya çıkmak ve bulamamak… Acı bir Türkiye gerçeği… Beyhude bir uğraş…

İçindeki çocukluk, alışılmış bir 60-65 yıl öncesi çocukluğu değil. Bağlarda, bahçelerde, sokaklarda geçirilen bir çocukluktan ziyade merhum şairimizin subay olması hasebiyle tayinlerle şehir şehir dolaşılan bir çocukluk ve ondan sonra eczanesini kapatana kadar geçen hayatın 122 sayfalık bir özeti.

Yazarın belirttiği bir önemli husus var kitapta. Diyor ki “ Hisarcılar hep babama gıpta etti. Onlardan hemen hiçbirinin çocuğu yazmayı, edebiyat dünyası içine girmeyi istemedi. Tek hevesli olan ve Hisar yazıhanesinde çalışıp tatil yapmayı düşünmeyen, şiir ve nesir yazan bendim.” diyor. Bu duygu çoğu yazar, şair, sanatcı da var. Çocuklarının mesleklerini yapmasında devamlılık unsuru olan tek gurup herhalde siyasetciler. Sanat ve edebiyatla örülü bir dünyada fazla mı doygunluğa ulaşıyor bu çocuklar da heves etmiyorlar? Yada edebiyat ve sanat içten gelen bir duygu, istektir, ailelerin bunu beklemesi abestir diye mi düşünmek lazım.

Şimdi sinema yazıları yazan, sinema eleştirmeni olan yazarın ikinci kitabı olarak yayınlanmış bu kitap.

Hisarcılara dair birşeyler öğrenmek isteyenler için kaynak da olabilecek bir hatıra kitabı.

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz, Ankara, 2015 Haziran