GÖKŞİN / Reha Oğuz Türkkan

 


GÖKŞİN

(Buz Devrinde Aşk)

Yazar: Reha Oğuz Türkkan

İstanbul, 2005, Eylül

1.Baskı, 318 sayfa

Türü: Tarihi fantastik kitap

10.ooo yıl öncesinde Orta Asya’da geçen bir “zaman yolculuğu” nun romanı.

Kızılderilililerin atalarından olan genç Kızıltuğur’un Ergenekon’u bulmak için obasından ayrıldıktan sonraki yolculuğu ile yine obasından “tek tanrı” inancı yüzünden kovulan şaman kız Gökşin’in başından geçenlerin anlatıldığı bir roman. Ancak hikaye böyle başlamıyor, Arkeolog ve antropolog Alper ve Şaman Kızılderili John Shastakowan’ın karşılaşması, Alper’in Türkmenistan’da kazı sırasında bulduğu üstünde bazı işaretler olan göz şeklindeki taşın anlamını bulmak için bir araya gelmesi ile olur. Bu taşın ortasından genetik inceleme yapalım derken kendilerini birden bir güce kaptırıp farklı bir çağa gidişleri ve orada yaşadıkları ile başlıyor kitap. Bu uzak çağlarda yanlarına o çağın insanlarından bir kişi daha katılır. Ağk. Üç kişilik ekip zaman zaman bu gözün ortasına bakarken yeniden çağlar ötesinde başka başka yerlere giderler ve orta Asya’nın taş devirlerindeki insanlığının kimler olduğunu anlamaya çalışarak yolculuklarına ve keşiflerine devam ederler. Bugünkü bildiklerimiz ile gerçeğin ne kadar farklı olduğunu belirtir Alper konuşmalarında.

Kitapta neler var: Alpler, Tanrı Dağları, Urallar, Aral Gölü, nehirler, göller, Bering Boğazı, buzullar…

Evcilleşmemiş köpekler ve atlar, beyaz gergedan, mamutlar, yaban kazları ve tabiki boz yeleli kurt…

Cakmak taşları, cilali ve tunç devri silahları, oklar, yaylar, sapanlar, sivri taş bıçaklar, petrolün ilk keşfi ve silah olarak kullanılışı…

Ilbırın’dan ön Türkler’in; Ghot’lardan batılıların; Kon’lardan Hunlar’ın, Mecer-er ve arkasındaki oba üyelerinden Macarlar’ın, Kızıltuğur ile şaman kızı Gökşin’in evlenmesinden Türklerin nasıl ortaya çıktığını kurgulamış yazar. Çinliler, Moğollar da var roman kurgusunda. Ayrıca Urallılar, Finliler, Aztekler Mayalar, asteriks’in galya’sı, Etrüskler, Tuvalar, Amazonlar… nasıl doğdular, kimlerden oldular, dünyada nerelere dağıldılar? Bunlara cevap veriyor bu roman ile adeta.

Erkenokon’un ilk yeri, ikinci Ergenekon, Ergenekon’dan çıkış, Çinlilerin Türklerle olan savaşlarının tarih öncesi çağlardaki hikayesi… Kitapta bunların hepsi var.

…

tarihi gerçeklik açısından kabul edilip edilmeyeceği ayrı bir konu. Kitap bir fantastik tarihi roman olarak okunmalı. İlk başlarındaki farklı bölümlerde insan okurken ekiplerin bulundukları coğrafi konumları zaman zaman karıştırıyor. Sonlara doğru bu ekiplerin karşılaşması ile zaman ve mekan sorunu ortadan kalkıp kitap daha rahat okunan ve merak unsurunun eklendiği bir hal alıyor .

Edebi olarak eleştiriye çok açık. İmla yok. Günümüz ifadeleri olan konuşmalar, evcilleşmemiş atlardaki nallar, şehit ifadesi, çok çabuk ögrenilen diller ve yapılan sohbetler, günümüz esprileri vs. kitabın anlattığı tarihi dönemin özelliklerinin dikkate alınmadığını hemen gösteriyor. Bu durum okuyucunun dikkatini her an çekecek kadar fazla.

Kahramanların takip ettiği yolların harita üzerinde takibi yapılmadığı sürece kafalar karışıyor. Ancak bir romanda da harita bulunması kural dışı bir uygulama.

Irkların ortaya çıkışına dair yazılanlar fazla ütopik olmuş. İlk başta insan ‘bu kadar da olmaz’ diyerek abartılarla dolu olan kitabı okumaktan vazgeçebilir. Ancak kitap devam ettikçe bu hikayenin sonu nereye varacak diye de bekliyor.

…

Türkçü kimliği iyi bilinen, Amerika’da uzun yıllar hocalık yapmış ve orada Kızılderilileri de incelemiş ve haklarında kitap yazmış olan rahmetli Ord. Prof. Dr. Reha Oguz Türkkan’dan beklenebilecek farklı lezzette bir kitap.

Ama bu kitap düzenlemelerle sinemaya aktarılabilecek bir serüvenin hikayesi aynı zamanda. Üstelik Amerikan sinemasının fantastik kurgu filmlerine de çok fark atacak bir konu sunabilir okuyucuya.

-------

Yorum: Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz

Eylül, 2016