Ethem Göktürk

Kitaplar Arasında: GÖK ARADIK TUĞLARA / Mehmet Ali Kalkan

Mehmet Ali Kalkan’ın Ötüken Yayınları arasında çıkan ve altı ayda ikinci baskısını yapan şiir kitabının adı Gök Aradık Tuğlara…
Şiirin kendisi bir arayışın kelimelere dökülmesi değil midir?
“Arayan bulur!” derler.
Kitabı elime aldığımda sayfalar arasında neler bulacağımı merak ediyordum.

“Bilmez misin yel kayadan ne alır?
Gayesiz ne uzar ne de kısalır.
Bin kamıştan belki biri ney olur,
Onu da ustası üfler hay oğul.” diyen satırlar merakıma tercüman oldu.

Sayfalar ilerledikçe karşılaştığım güzellikleri paylaşmak umarım ki şiir meraklılarının ilgisini çekecektir.
Yazarın birkaç şiirini okuyunca geçmiş yıllarda kaybettiğimiz, yakın dönemin söz ustaları Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Dilaver Cebeci ve Abdürrahim Karakoç’un çizgisini hemen farkediyorsunuz.

"Ok atılmış Horasan’dan,
Bir mübarek ize doğru.
Mayalar aynı hamurdan,
Yürümüşler bize doğru.

Haksızlığa karşı durun,
Adaletli nizam kurun.
Mekan mekan mühür vurun,
Yokuşlardan düze doğru."

Şairin çok, şiirin az olduğu bir zamanda kana kana içiyorsunuz satırlardan süzülen arı duru duyguları.

"Doğruyu desin ozanın
Soluklu olsun yazanın.
İçi ak olan kazanın
Dışından kara bulaşır.

Dış Oğuz’un, iç Oğuz’un
Yenilmesi güç Oğuz’un,
Töre bilmez uğursuzun
Düşünden kara bulaşır."

Başta öğrenciler olmak üzere ne zaman şiir meraklıları bir şairle karşılaşsa ilk soruları: “Bu şiirleri nasıl yazdınız?” olur. İşte Şair’in cevabı:

"Oğul! Ben bu sözleri,
Kavim, kardaşa yazdım.
Dedem Korkut Ata’yla,
Verdim başbaşa yazdım.

Söylesem azı kalır,
Sussam ömrüm kısalır,
‘Söz uçar, yazı kalır,’
Ondandır taşa yazdım."

Çoğu zaman şairin gönül kilididir şiirler… Bir de kapılar var Mehmet Ali Kalkan’ın tarifiyle…

"Uzatırım dost elimi
Bana hayat yar kapısı
Ölmeden önce ölümü
Güzel eyler ar kapısı

Birgün yürümez bedenin,
Geri gelmedi gidenin,
Dünyayı mülk zannedenin,
Mutlaka şaşar kapısı."

Akıcı bir uslubun sergilendiği şiirlerde zaman zaman didaktik özellikler taşıyan satırlar da görüyoruz.

"Başlamak, söylemek ile
Selam kelamdan öncedir.
Hak ilmiyle amel eyle,
Kalem kılıçtan incedir."

Yazarımızın Dünya ile sohbeti de çok ilgiçekici.

"Eğri doğru dönen sensin
Bir yanıp bir sönen sensin
'Yalan Dünya' denen sensin.
Kim sözünün eri dünya?

İnsanın sabır giyenim,
Arşa sığmıyor bedenim,
Kalbi olan yollar benim,
Sen kendince yürü dünya…"

Sevdiklerine olan özlemi bir insan en güzel şekilde nasıl anlatabilir? Bu özlem babaya olunca şair mısralara bir başka türlü döker duygularını.

"Sevgi veren bağımdın,
Yaslandığım dağımdın,
Derdime ortağımdın,
Baba seni özledim."

Tarihi ve kültürel açıdan zengin bir altyapıya sahip olan Mehmet Ali Kalkan, sıra aşığın durumunu anlatmaya gelince bakın nasıl özetliyor vaziyeti…

"Dağını dumanlar alır,
Vuslatı hayale kalır.
Gece uzar, gün kısalır,
Yılları efkâr üstüne…"

Sevda üzerine diyeceği yok mudur şairin?

"Otağ kurdum susayanlar yurduna
Güç mü yeter ıssız dağın kurduna
Saklayıp güneşi dağın ardına
Ufuklara sevda çizmek ne güzel."

Sıra türkülere gelince bakın ne diyor şair?

"Kimileri dağların ardına attı
Kimbilir kaç kere yara kanattı
Gurbeti ağlattı, yolu ağlattı
Gökleri indirir yere türküler…"

Şairin diliyle göz üstüne söz söylemek gerekirse, bu nasıl dile getirilir dersiniz?

"Zerreden kürreye akar da gider,
Yerden sonsuzluğa bakar da gider,
Ummanı peşine takar da gider,
Her damlası sevda pınar gözlerin…"

Bütün dertleri gönlünde omuzlayan şair, Kenan Diyarı’na, okyanus balığına, gölgelere ve başı dumanlı dağlara dert bırakmak niyetinde değildir.

"Yedi iklimin içinde kara bende ak bende,
Çektiğim kendi yüzümden, hırs ve gaflet çok bende,
Gökle çimen arasında, dağ dayanmaz yük bende,
İçi ateş, başı duman, dağların efkârı ne?

Bu güzel dizelerin sahibi Mehmet Ali Kalkan'ı kutlarken şiirlerin devamının gelmesini diliyoruz.

*GÖK ARADIK TUĞLARA, Ötüken Neşriyat, İstanbul 2014