GÜL OLACAKSIN / Necdet Ekici

 


Öyküler

 

Akçağ Yayınları, 2. Baskı, 2016, Ankara

 

132 sayfa, 8 TL

 

 

İçinde 9 hikaye var kitabın. Yazarın adı gül ile başlayan kitaplarından ilki (diğeri MEB den çıkan Gül Şafağı).

 

Yazar en sondaki hikayesi olan Budak Ağa’yı bana ithaf etmiş. Tanışmamızda kendisine bu hikayeyi yıllar önce Türk Edebiyatı Dergisi’nde okuduğumu ve çok beğendiğimi söylemiş ve bu hikayeyi tanıdığım birçok kişiye okuduğumu ve herkesin de çok hoşuna gittiğini anlatmıştım. Sağolsunlar, ikinci baskıda bunu unutmamış ve bana ithaf etmişler.

 

Kitap hem edebi açıdan çok güzel hikayelerle, ustalıklı bir dil ile yazılmış, hem de Türk Halk Edebiyatı için bulunmaz bir kaynak olmuş. İçinde sayısız mahalli deyim, ifade, atasözü, kelime var. Yayla havasını, mahalli davranışları, adetleri öyle ustalıklı işlemiş ki hikayelerde. Edebiyat yapma kaygısı çekmeden içinden geldiğince tabi bir anlatış, rahat cümleler su gibi akıyor ve tadı damağınızda kalarak bir çırpıda bitiveriyor kitap.

 

Hikaye biraz kurgu, biraz gerçek olaylardan alınan karma bir olay örgüsü sunar okuyucuya genellikle. Buradaki hikayelerin gerçek olduğuna kimsenin itirazı olmayacak kadar rahat bir anlatış var. Abartıdan uzak, Güney Anadolu’nun , Toros’ların, yaylalarının, Yörük kültürünün yansıması olarak.

 

Budak Ağa, karısı öldükten sonra evlenmek isteyen bir yaşlı kurttur. Okuntu oğlağı gibi olan, ancak kendisine tabiri caiz ise küheylan bir “arvat” arayan mavi çipil gözleri cin cin bakan, feleğin çemberinden geçmiş biri. Onun evlenmek için göz koyduğu kadın ise Budak Ağa’yı basit bir sınava tabi tutar. Geçerse bu basit sınavı, o gece varacaktır Budak Ağa’ya.

 

İkinci bahar ise karısının vefatını takiben daha kırkı çıkmadan yeni hanım derdi çeken bir kayınpederin hikayesidir. O ne kıvranmadır, damadına arzusunu açıklarken ki. Bir adamın kıvranmalarını, halini anlatırken anca bu kadar usta olunur.

 

Bir yaz gecesi yaylada, damdaki çinkoların üzerine yağmur yağarken, insan ne hisseder? Geçmişe dalmanın verdiği mutluluk nasıldır? Ama bu şimşekler çakarken, dam delinmiş akarken kim bozar geçmişteki bu tatlı hatıraları? Gönlüm Bir Kelebek’te veriyor cevabını yazar.

 

Diğer hikayelerden ‘Karamuk’ ödüllü bir hikaye. Bir tazının hikayesi. ‘Yeşil bereli adam’ bizim yaşadığımız bir olayın farklı bir yansıması. Benim de vardı bir simitçi çocuk hikayem. Aynen öyle bir şey. ‘Gül Olacaksın’, ‘Bir Avuç Sevgi’ ise günümüz şehir insanlarının birer portresini çiziyor. Yine sıcak bir anlatımla, yakın, tabi, yapmacıksız, abartısız olarak.

 

İlk hikaye olan ‘Veda’ ise hayaller, platonik duygular, maddi ve manevi aşklar arasında ruhun gidip gelmesi… Yavaş yavaş, sindirerek okunacak bir veda.

 

Hikayelerin konusundan birer parça tattırarak gerisini kitabı alacak olan okuyuculara bırakmak lazım. Yoksa filmin sonunu anlatan haddini bilmeyenlere benzeyebilirim.

 

Kitapta eleştiri unsuru olan hiçbir şey yok. Belki daha iyi çizgiler taşıyan, kitabın albenisini arttıran bir kapak… O kadar.

 

Bir de bu kadar tatlı bir edebiyatı, bu kadar çabuk biten bir kitabı daha doymadan bitirmenin sıkıntısını çektirecek kadar ‘keşke daha çok hikaye olsaydı” küçük hacimli olması dışında…

 

Kalemine sağlık Necdet Bey.

 

-------

 

2016, Şubat. Ayşe Filiz Yavuz