Gurbet Dediğin / Ayşe Göktürk Tunceroğlu

 

 

Türü: Deneme

 

Yazar: Ayşe Göktürk Tunceroğlu

 

Ötüken Yayınevi, İstanbul, 2008

 

Yazar Amerika’ya gidip yerleşen ve  orayı yurt tutmak zorunda kalan bir Edebiyat ögretmeni, Türk aydını hanım. Yıllarca Türkiye Gazetesinde “Amerika Mektuplari’ adı ile yayınlanan makalelerini okumuş ve bunların bir kısmını derlediği bir  kitabını da almıştım. Kendisinin Kizilderililerle ilgili yazı ve kitapları (Mitaki Oyasin )olduğunu da biliyordum. Bu kitap yazarın Amerika’ya gidişi ile başlayan ve yıllarca kafasını meşgul eden gurbet kavramı üzerine yazdığı makalelerden oluşuyor.

 

“Gurbet, galiba bizim Orta Asya’dan gelirken edindiğimiz ve henüz dindiremediğimiz bir sızıdır.” S.11, Remzi Oğuz Arık

 

Gurbet biz Türklerin hayatında genetik olarak yer etmiş bir kavram neredeyse. Yazar da bu gurbete Orta Asya’dan başlayıp Bering Boğazı ile Amerika’ya gelen atalarımız ile başlayıp gurbetin uzun yol hikayesini anlatıyor okuyucuya. Kısa, 3-5 sayfalık makaleler vasıtasıyla…

 

“Hani kolunuzu, bacağınızı bir tarafa çarparsınız da çürür, morarır. Bir kaç gün sonra o morluğa bastırdığınızda bir sızı duyarsınız. Tatlı bir sızıdır o. Tekrar tekrar bastırırsınız. İşte gurbet öyle bir sızıdır.”s. 11

 

Kendi ülkende gurbet, yabancı ülkede gurbet, ekonomik sebeple gurbet, ilmi sebeple gurbet(beyin göçü), siyasi gurbet (iltica), gelin olup aileden ayrılarak gurbete gitmek şeklinde çeşitleriyle ele alınmış. Yetmemiş. Tarihin zorladığı gurbet (diaspora, tehcir, savaş) ile devam etmiş. Yetmemiş. Ruh gurbeti ile devam etmiş. İnsanın kalabalıklar içinde bile yalnız kalmasının, yani yalnızlaşmasının ne olduğunu, nasıl oldugunu anlatmış. İnsanin kendi vatanında, memleketinde olduğu halde bile gurbeti yaşayabileceği durumları yazmış. Günümüzün teknolojik gurbetinden bahsetmiş. En önemlisi ise bu dünyanın gurbet, Allah’ın gerçek sevgili olduğu, Mevlana’nın ölüm gecesine “Şeb’i Aruz/ düğün  gecesi” dedigini de hatırlatıyor. Zaten  ‘beşikten ötesi gurbet’ denmiyor mu?

Yahya Kemal’in vatan özlemi ise bir başka diye anlatır ve örnekler verir yazar.

 

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor.

Lakin vatandan ayrılışın ızdırabı zor.

 

Ölüm yabancı alemde bir geceyse bile,

Tahayyülümde vatan kalsın eski haliyle.

 

Gurbette bayram veya ramazan yaşamak,  gurbette eldekilerle memleketi yaşamaya çalışmak (pide yerine pita yemek, patatesten kabak tatlısı yapmak…), gurbette Türkçe’ye sahip olmaya çalışmak, kumru sesiyle hatırlanan vatan sabahlarının sesi… Daha neler var gurbet üstüne…

 

“Varıp neylemeli sılayı gayrı

Gurbette halimi soran olmadı.”

 

Gurbetin hem gidene, hem kalana bıraktıkları, sıla özlemi, sevgili kavramı, yol kavramı, mektuplar, gidip de dönemeyenler, dönüp de bekleyenini bulamayanlar da var gurbet hikayelerinde. Günümüzün nostalji denilen daüssıla yani sıla hasreti de…

 

“İnsanın doğduğu yeri özleme, bir daha orayı görememe korkusu” dur daüssıla.s.31 “Vatan, herşeyden once, burnumuzun direğini sızlatan yerdir.” s. 32

 

Kitapta dünyanın en uzun ömürlü insanlarının yaşadığı bir  Azerbaycan dağ köyünde bu uzun ömrün sebebi olarak varılan sonucu da yazmış yazar: Köy halkının gurbeti hiç tanımaması. s.37

 

Yazar edebiyat fakültesi mezunu olunca kitaba bolca gurbetin ta bağrından çıkan ve insanın iliklerine kadar gurbeti hissettiren dizeler, mısralar, şarkı ve türkü sözleri girmiş.

 

Zevkle, sindire sindire, belki kendi gurbetinizi düşünüp ağlayarak,  burnunuz sızlayarak okuyacaksınız kitabı. Yazarken yazarın hissettiği burun sızısını size de hissettirdiğini farkedeceksiniz.

 

Şet elde sultan bolganşa, öz elinde ultan bol. Kazak Atasözü

 

Ol kim vatan iken ede gurbete heves

Ne türlü kim bela göre onu sezasıdır. Ahmedi. Ondördüncü YY’ dan.

 

Yanlış hayal ile vatanın terk eden kişi

Ne türlü kim cefa görür ise cezasıdır. Ahmedi.

 

Bir insanı vatanından ayırabilirsiniz ancak vatanı ondan ayıramassınız. Amerikan atasözü.

 

Gurbet sevgiliden uzak olunan yer, vatan ise sevgilinin yanı... s.74

 

Yol kısa…Sonsuzdan gelip sonsuza gider. s.75

 

“Düştüğüm yollar gibi sonsuzdur benim tasam,

Bekleyenim olsa da razıyım kavuşmasam…”

 

Gah olur gurbet vatan gahi vatan gurbetlenir. Ragıp Paşa.

 

Okuyucuyu içine çeken, kendi gurbetlerinin muhasebesini yaptıran, gelecek nesillerin bu gurbetlerin hangi çeşidi ile yanacağını bilemeyen ancak “ya bilemezler ve vatan kavramını da unuturlarsa?” diye dertlendiren bir kitap.

 

Eksiği var mı? Evet. Vatan ayrıca  atalarımızın mezarlarının olduğu yerdir aslında. Ve ihmal edilmemelidir. Unutulmamalıdır. Yeri değiştirilmemelidir. Korunmalı, oraların vatan olması hikayeleri hatırlanmalı ve gençlerimize de öğretilmelidir. Yazar mezarlarımızın olduğu yerlerin vatanla olan ilgisi üzerine de makale ilave etseydi keşke. Hele de son yıllarda OrtaDoğu’daki sınır taşı olan mezarlarımızın yerlerinin değişmesinin getirdiği ızdırabı ve vatan saymaktan vazgeçtik mesajı verilmesi üzerine…  



Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar, Şubat 2015