Ayşe Filiz Yavuz

 

 

HAYAL KAHRAMANLARI / Sunay Akın

 

2. Baskı, 2015, İstanbul

 

İş Bankası Yayınları, 200 sayfa

 

 

Yaptığı sahne sunumları ve üç oyuncak müzesi ile adı çok bilinen Sunay Akın’ın kitaplarından biri. Sadece çocukluğumuzdaki değil, 1800’lerin ikinci yarısından sonra hayal kahramanı olan çizgi kahramanların önemli bir kısmını kitabında anlatmış. İçinde Batman, Süperman, Kiling, Ten Ten, Tarzan, meşhur bebekler, yaramaz Deniz(!)’in dahil olduğu her türlü kahraman, hatta uzay kahramanlarının Rus versiyonları bile var. Amerikan tarihinden, ikinci Dünya Savaşı tarihinden Alman-İtalyan- Rus savaşlarının etkilediği ortamdan meydana çıkan çizgi kahramanlardan bahsediyor. Kitabın sonuna doğru Yeşilçam’daki çizgi karakterlerden uyarlanmış filmlerin hikayesi ve bu filmlerin hangi şartlarda çekildiği de anlatılmış kısa bir biçimde.

 

Kitapta oldukça çok tarihi hikaye var. Hemen çoğunluğu da bilinmeyen olaylar. Yazarın tarih kitaplarının dip notlarını iyi araştırdığı belli. Sadece bu da değil, internetten veya başka az bilinen kaynaklardan notlar alıp biriktirdiği de aşikar. Muhtemelen iyi bir arşivci olmasının etkisi var bunda. Zaten müzeci olması da bunun bir sonucu veya kanıtı.

 

İçinde bolca resim olması, anlatılanları hatırlamada kolaylık sağlıyor.

 

Kitapta hayatı ve şiir dizeleri ile adı çok geçen birisi var: Nazım Hikmet. Bu kadar çok Nazım Hikmet adı okununca “Acaba Nazım Hikmet’ten bahsetmek için mi yazıldı bu kitap?” sorusu insanın aklına geliyor. Nazım Hikmet’in adının geçtiği bölümler bir araya getirilerek “hayal kahramanları ve Nazım Hikmet” diye bir ara bölümleme de yapılabilirdi belki.

 

Kitapla derya deniz bilgiler olması çok cazip olmakla birlikte kısa süre sonra bunların beyni bombardımana tutmasından dolayı bağlantılar kopuyor. İnsan beyni çok hızlı çalışan bir organ. Düşüncelerin hızı saliseler boyutunda. “Buraya nasıl geldik?” diye kararsız kalındığı ve bazen hatırlanmadığı durumlarda insanlar bocalarken, yazarın bu kadar fazla bilgiyi peş peşe sıralayarak daldan dala atlaması ve bölümün sonunda “ne alaka” denilen bilgiler arasındaki bağlantının görülmesi işi zorlaştırıyor. Bu bağlantıların bir kısmı ilginç olmakla birlikte bazılarının çok zorlama bir bağlantı olduğu gözden kaçmıyor.

 

Kitap bittiğinde insan kitabın bıraktığı bilgi tortusuna bakar ve düşünür. Bu kitaptakiler tortu olarak kalmakta başarılı değil. Tekrar tekrar okunsa bile geride kalacak olan bilgi birikimi yine de zayıf olacaktır.

 

Kısa süre icin okunup zevk ve bilgi sahibi olunacak ancak çabuk unutulacak bir bilgi kitabı. Küçük hikayeler, olaylar ilgi çekici. Bilinmeyene ışık olacak yer çok.

Ama tam bir fikir zıplamaları, olaylar zinciri, daldan dala atlayan hikayeler bütünü. Bu yüzden ilk başta takdir toplayacak olsa bile “Şimdi ne oldu, aklımda ne kaldı, neyi tam olarak dağarcığıma atabildim?” sorusu çok bu kitapta.

 

Kitapta yıllar belirli bölümlere ayrılarak yazılabilir ve hayal kahramanlarının evrimi gözler önüne serilebilirdi.

 

Türk basın tarihindekiler ayrı bir bölüm halinde yazılabilirdi. Kitapta çok kısa olarak bahsedilmiş, bazılarından ise hiç bahis bile açılmamış. Tarkan hiç yok mesela. Tarkan’ın, Suat Yalaz’ın, Dündar Kardeşler’in, Süleyman Turan’ın bahsi geçmeyen, filmleri çekilmiş olan Malkoçoğlu, Karaoğlan, Keloğlan’ın anlatılmadığı bir Türk çizgi kahraman dünyasını atlamak, ihmal etmek mümkün değildir ve böyle bir kitap eksik sayılmalıdır. Çizgi kahraman olarak en çok anlatılan “Avanak Avni” Türk basın tarihinin tek çizgi kahramanı değildir çünkü.

 

Kız çocuklarına yönelik olan Ayşegül serisinden hiç bilgi yok. Bir cümle haricinde. O da tavan arasını anlatmak için yazılmış.

 

Bu kitapta televizyon dünyasının fenomen çizgi karakterleri de yok:Heidi, şeker kız Candy… Casper ise çok az.

 

Amerikan kıtasının istilası sırasında ortaya çıkan çizgi kahramanlar bir seri veya bölüm olarak da anlatılabilirdi: Kaptan Swing, Tom Miks, Zagor… Sadece Teksas - Çelik Bilek var kitapta. Kızılderililerin olmadığı bir çizgi dünyasından bahsedilebilir mi hiç? Bu çizgi karakterlerin İngilizlere karşı reaksiyon oluşturmak için mi çizildiği yoksa Kızılderili nefretini körüklemek için mi canlı tutulduğu da anlatılmalıydı. Kaptan Swing’deki Gamlı Baykuş karakterinin Amerikan üstünlüğünün ve Kızılderililerin aslında bu karakterdeki gibi zayıf, çelimsiz, kaptanın gölgesinde ve kabilesini terketmiş bir zavallı gibi gösterilmesi mi amaçlanmıştı? Bunlar da irdelenmeli ve hikayeleri yazılmalıydı.

 

Japon çizgi film sektörünün dünyayı kasıp kavuran kahramanları da yok.

 

“Bunların tarihi süreç içinde bir alt yapısı yok, anlatmaya değmez, sadece bir sektör olarak ortaya çıkmış.” deniliyorsa bunlar bile belirtilmeye değerdi.

 

Amerika çizgi sektörünün bel kemiği Walt Disney’in detayları da yok. Bizler (50 üstü olanlar) çocukluklarında Pluto ve Donald Duck okuyarak yetiştik. O sarı renk hakimiyetindeki kitapların tadı, Varyemez Amca karakteri unutulmaz. “Varyemez Amca” ismi bile bir Türkçe harikası buluştur aslında.

 

Kitabın kapağı çok acemice. Yazar ismi kitapsan daha büyük ve önde. Sunay Akın’ın kendi adını öne çıkarmaya ihtiyacı yok. Hiç bir yazarın da böyle bir iddiası olmamalı. Kitap yazarla var olur. Ancak içinde yazılanlarla unutulmaz.

 

Kapaktaki resimler ise hayal kahramanlarının yarattığı büyülü dünyadan veya albeniden çok uzak bir karmaşa içinde.

 

Kitabın bir iyiliği var ve mutlaka gündeme gelmeli. Selfi çubuğu, çekimleri yerine TDK nun önerdiği ‘özçekim’in tutmaması dolayısı ile kitapta hikayesini anlattığı “görçek” kelimesinin koyulması önerisi… Çok güzel ve yerinde bulduğumu ve bunun yaygınlaşmasının da şart olduğunu düşünüyorum.

 

Havacılık tarihimizdeki önemli bulduğu olay ve kişilere gösterdiği hassasiyet ve verdiği değeri de takdir ediyorum.

 

---------------------------

 

2018 Mart

 

Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz