Herkesin Bir Derdi Var / Hasan Kallimci

 

 

Ötüken yayınları, İstanbul 2007,

Türü: Hikaye, İlk Baskı, 150 sayfa, 10 Türk Lirası.

Hasan Kallimci’yi ilk olarak Kardeş Kalemler’de yazdığı Cengiz Aytmatov’un babasının ölümü ve Sovyetler’in nasıl kurşuna dizip gizlice bir maden ocağına gömdüğü ile ilgili hikayesini okuyarak tanımış ve yazıdan dolayı hayran kalmış, hikayeyi kesip saklamıştım. Bu kitabın ismini de ilk Osman Çeviksoy’dan duymuştum ve ilgimi çekmisti. Kitabı bulunca hemen aldım.

İsmi guzel. Kapak da çok hoş. Gazeteden yaptığı kayığı suda yüzdürürken yatmış seyreden bir küçük çocuk… Umutlarını kayığa yüklemiş bir küçük insanın gelecekten beklentisine mi, onun da derdi olabileceğine mi, herkesin içindeki çocuğun ve çocukluktaki umutlarının hala var olduğuna mı yorumlar okuyucu ? Kitabın kapağını görene kalmış bu algı.

Hikayeler iki kısımdan oluşuyor. İlkinde hayattan, çok sıradan, gördüğümüz olaylardan yazılmış akıcı hikayeler. İkincisi ise kendinin teşviki ile ortaya çıkmış iki kitabın hikayesi. Sıradan olayları hikaye haline getirmek güzel. Oldukça da zor. Sıradan, hergün içinde yaşadığımız, ancak hikaye olacağını düşünmediğimiz olaylar… Merhumun arkasından cenaze namazı öncesinde konuşulan, düşünülenler, bir kasaba yoluna verlecek yol adının hikayesi ve toplumsal ayrışmanın başlangıcı, bir siyasi parti başkanının ibretengiz hikayesi ve insanın kendi ayakları üstüne sıktığı kurşunlar misali yaptığı davranışlar… Kaybolan bir kimliğin insanda yarattığı telaş ve kaygı, aslında ne kadar sıkıntılı bürokratik işlerden geçtiğimizin bir dertlenmesi değil mi? Lüzumlu işler müdüründe hepimizin sahip olması gereken, ufak görünen önemsemediğimiz, “Amaaan sen de!” deyip geçiştirdiğimiz konuların aslında ne kadar kolay halledileceği ve büyüyüp dert haline gelmekten kurtulmanın mümkün olduğu durumları anlatıyor.

Meczup ve Uzun Alilerin Bekir hikayesi kaybolmakta olan kültürümüzün, davranışlarımızın son örneklerinden birer hikaye. Rızkın nasıl ve ne şekilde geleceği, gönül yapmanın önemi, ataya ne olursa olsun saygının son örnekleri, sevginin, sabrın, yeniden evlenmeyip sevgiliyi beklemenin ve onun hatırasına gösterilen hürmetin çocuğa aşılanması… Bu iki olayın günümüzde nasıl bir şekle bürüneceğini tahmin etmek zor değil.

Ancak heyecan unsuru az veya yok. Kolay okunuyor, sonucu genellikle de tahmin ediliyor. Yazıların edebi açıdan da elden geçmesi gerektiği kesin. Kelime, bilgi veya cümle tekrarı var. İmla hataları da. Editör incelemesinden iyi bir şekilde gecşeydi daha iyi bir kitap olabilirdi. Sondaki iki kitabın ortaya çıkış hikayesi daha iyi.

Muhtemelen bunlar elden de gecmiş. Ancak ilk bölümün dikkatli kontrolden gecmediği belli. Yazarın 77 kitabı olduğunu, çoğunun çocuk edebiyatı eseri olduğunu okuyoruz özgeçmişinden. Bu kadar verimli bir yazarı tebrik etmek gerek. Üstelik de çocuk edebiyatı konusunun bizim çok ihmal ettiğimiz, hem de gelecekte memleketi emanet edeceğimiz çocuklarımızın alt yapısını bu eserlerin oluşturduğunu bildiğimiz bir konu iken...

Muhtemelen bu kitap, erişkinler icin yazdığı ilklerden biri. Cengiz Aytmatov’un babasına yazılmış hikaye tadında yenilerini beklemek, Türk Edebiyatı tutkunlarının hakkıdır diye düşünüyor ve yazarı tebrik ediyorum.


YORUM: Ayşe Filiz YAVUZ AVŞAR, 2014, Aralık