MAVİ SÜRGÜN / Halikarnas Balıkçısı

 


Mavi sürgün

Yazar; Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

Türü: Anı / Otobiyografi

Düzenleme, düzeltme; Şadan Gökovalı

21. Baskı, Bilgi Yayınevi, Ankara,

Ekim 2015, 226 sayfa, 20 Tl,

Cevat Şakir Kabaağaçlı: İlginc bir insan. Deniz ve Bodrum aşığı, tabiat, bitki çiçek ağaç aşığı.

Baba katili, kürek mahkumu, İstiklal Mahkemesi mahkumu.

Yazar, çizer, boyar, diker, inşaat yapar, kayıklara balık, sünger avı takımı sistemi geliştirir. Turist rehberliği yapar veya rehberlere ders verir.

Çeviri yapar, kitap yazar, yurtdışından bitki tohumu ve kitap getirtir.

Sol zihniyetlidir. Namaz kılar, hatta kaçırmaz. Dergahta dini havayı içine sindirecek kadar zaman geçirir.

Bir paşa ailesinin evladı, büyükelçinin çocuğu, Girit, Atina, Büyükada, Robert Kolej, Oxford/ İngiltere ekseninde eğitim gören, üç kez evlenen, beş çocuk sahibi birisidir o.

Bodrum’un bugünkü halini alıp tanınmasında (Zeki Müren de dahil) çok önemli bir görev üstlenmiştir.

…

Mavi Sürgün bir otobiyografi kitabı olarak kabul edilebilir. Ancak bütünüyle değil. Hayatının bir parçasını, Bodrum’a kavuşmasının ve oraya neden aşkla geri dönüşünün hikayesi. Yani otobiyografisinin sadece bir parçası. Dolayısı ile anı kitabı gibi kabul etmek belki daha doğru.

Yazdığı bir hikaye yüzünden, askerleri kaçmaya teşvik veya onları haklı görmek yada kaçanların cezalandırılmalarını doğru bulmamak, yada kaçanları kahraman gibi göstermek … düşüncesi yüzünden üç yıl sürgüne gönderilir. Adı karanlıkları çağrıştıran Bodrum’a ilk kez gidecektir. Trenlerle, yürüyerek , molalarla, kimi zaman, her molada geceler boyu kalarak ancak bir kaç ay sonra Bodrum’a teslim edilir. Ve orada bahçe kapısı denize açılan bir evin içinde bir buçuk yıl kalıp, sürgün’ün geri kalan bir buçuk yılını İstanbul’da geçirir. Ve sonra aşık olduğu Bodrum’da yaşamak için geri döner. Vefatı sonrasında ise isteği üzerine Bodrum’a defnedilir. Her kitap okuyucusunun, Bodrum meraklısının az çok bildiği bir hikaye bu. Ama bütünüyle değil, çoğu kulaktan dolma olarak bilinen bir hikaye.

Yazarı tanımak için, Bodrum’un bugünkü kabul edilmez halini almadan önceki gerçek güzelliklerini tahmin edebilmek için okunması gerekli.

Geçmişteki Türkiye’nin hali pür melalini anlamak ve bizi bu günlere taşıyanlara sık sık rahmet göndermek için okunmalı.

Bir şehri sevmenin aşk boyutunu anlamak için okunmalı.

Sevilen bir yer için yapılan fedakarlıkları anlamak ve ders çıkarmak için okunmalı.

Bugünkü “Bodrum aşıklarının” sadece sosyetik bir bakış-anlayışla yaptıkları “yüzme, yeme, içme, eğlenme, gazetelere konu olma” anlamında algıladıkları aşklarını farketmeli.

…

Yazarın iyi bir kalemi var. Zaten gençliğinden itibaren yazan birisinden bu akıcılıkta, kaliteli bir edebi kitap beklemek tabidir. Ancak yine de yazarlık yaptıklarını söyleyen bir çok ünlü isimle kıyaslamak gerekirse hakkini da vermek gerekir.

…

Renkleri, güneş ışınlarının denizde yaptığı her renk oyununu, dalgaları, dağları büyük bir coşku ve aşkla anlatıyor yazar. Ve aşkının karşılığını ona yaptığı hizmetlerle ödemeye çalışıyor. Yurtdışından ve içinden getirttiği fidanları ağaçları dikmek, ziraat ve balıkçılığın, süngerciliğin gelişmesi için çabalamak, mavi tur tatil şeklini tanıtmak, hatta sevgiyle gülemeyerek selamlaşmayı öğretmek için yaptıklarını takdirle karşılamalı. Bodrum’dan ayrılırken elindeki her tohumu çalıların, dikenlerin arasına ekerek ayrılışını (ezilmesin, yolunmasın, orada korunarak boy atsın diye) unutmamalı. Bodrum’daki bazı ağaçların üzerine çakılmış olan levhalarda onun adını okuyunca imrenmeli.

Eleştiri: İçinde otobiyografi denmesine rağmen o dönemde ailesinin ne yaptığı, çocukları ile ilgili hiç teferruat yok. Sadece tuttugu ev, çocuklarının doğumunu bildirmesinden başka. Dolayısı ile buna kısmı bir otobiyografi demek bile daha güç hale geliyor. Babası hiç geçmiyor kitapta. Ne kadar “baba katili” birisi de olsa ona dair hatıra, sebep, bir sürgünde onu hatırlayış vs bile yok. Bu bir reddediş mi? Bilinmez. Ancak onu Cevat Şakir Kabaağaçlı yapan paşa babanın ona sağladığı imkanlar: İyi okullar, yurtdışında eğitim, entelektüel bir aile çevresi (hemen bütün aile bilinen sanatçılardan oluşuyor neredeyse),

Kitapta geçen çok sayıdaki denizcilik tabirinin okuyucu tarafından anlaşılması mümkün değil. Edebi eserlerde dip not olmasa da bu kitaba veya kitabın arkasına koyulması iyi olabilirdi.

-------

Yorum: Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz

Eylül 2016

Sabırlı insanların ağır ağır kabaran öfkeleri de korkunç olur.