Ayşe Filiz Yavuz

 

 

MÜRDÜM ERİĞİ / Prof. Dr. Osman Karatay

 

 

MÜRDÜM ERİĞİ

Ergenekon öncesinde konuşulanlar

Yazar: Prof. Dr. Osman Karatay

Ötüken Yayınları, İstanbul, Nisan 2017, ilk baskı, 11 lira, 176 sayfa

Türü: Roman

 



Edin daha küçük ama etrafında olan bitenle ilgili, akıllı, içinde yaşadığı budunu (Türk) inceleyen bir çocuktur. Etrafta bazı olaylar olmakta ve küçük yaşına rağmen bunları yorumlamak istemektedir. Çaresini dedesini sorgulamakta bulur.

Dedesi, geçmiş yıllarda amcası ve sonra oğlu tarafından hile ile kağanlığı elinden alınmış olan bir aksakaldır. Saygındır, akıllıdır, hırsları yoktur. Yeniden kağan olmak değil, budunun kansız bir hayat yaşamasının, selametinin, iyi yönetilmesinin derdindedir. Budun kendisini çok sevmesine rağmen kardeş kanı dökülmesin diye hiç makam isteğinde bulunmamış, bunun için mücadele etmemiştir. Edin’in babası ise bu duruma içerlemiş, üzüntüsüden zamanla alkole düşmüş ve makbul sayılmayan, içine kapanık bir adam olmuştur.

Ülke, hırsları için türlü oyunlar çeviren danışman, komutan, yönetici vs durumundaki insanlar ve bir gün Edin’in dedesi gelip hakkı olan makamı ister diye korkudan hop oturup hop kalkan, iradesiz ve beceriksiz kağan tarafından yönetilmektedir.

Edin bütün bunları dedesinden öğrenir ama o da dedesi gibi kan dökme niyetinde değildir ve çevresindeki arkadaşlarına bunu hep söyler “ Biz kağanlık niyetinde değiliz.”. Özel olarak bilgiyle donatılan ve eğitilen Edin 15 yaşına geldiğinde artık ülke çevre komşularının hepsiyle kavgalı ve sıkıntılı bir ülke haline gelmiştir. Budun ve topraklar savaşın eşiğine getirilmiş ancak bunun altından da çıkmayacak duruma düşmüştür.

Anlatılanlar sanki zamanımızdan izler taşımakta belki de atıf yapılmaktadır.

Yalnızca ülke toprakları elden gitmekle kalmayacak, Türk soyu da bitecektir. Edin’in dedesi bunun için kafasında bazı hazırlıklar yapar, Edin’i de bu hazırlığa dahil eder. Ona bilinmeyen bir yerden bahseder “ Git ve orada güçlenene kadar seninle gelecek olan budunun üyeleri ile saklan. Taki vakti gelip güçlenerek çıkıncaya kadar” der. Tarif ettiği yer Ergenekon’dur.

Güneyde yer alan Yuvarlak Deniz’den bahseder, muhtemelen bu ya Aral’dır ya Hazar. Bunun güneyinde farslar vardır. “İnsanlar batıya çok göç ettiği için gizli gitmeniz ve kendinize yer tutmanız bu zayıf halde zor olur.” diyerek doğuya doğru ters yönde gitmelerini önerir Edin’e dedesi. Kafilenin başkanı Edin olacaktır. Büyüklerine danışacak ama son kararı daima o verecektir.

Ergenekon’a saklanmak zorunda kalmanın, nasıl ve neden gidildiğinin üzerine yapılmış iyi bir kurgu roman. Dil çok iyi. İnsanlar arasındaki ilişkiler ve değerlendirmeler güzel yapılmış. Yazarın tarih hocası olması ve tarihi bakış açısını iyi bilmesi dolayısıyle doğru mesajların verildiği bir kitap olmuş.

Hırs, dedikodu, basiretsizlik, liyakatsizlik ile yönetilen bir ülke, iktidar mücadelesi, sıkıntılar artınca çareyi kaçmakta bulan baş danışman Magış, Edin’in arkadaşları ile olan ilişkisi… Bütün bunlar konuşma şeklinde devam eden bir romana konu olmuş.

Romanın yapısı klasik romandan farklı. Hem aksiyon var, hem hiç bir olay yazar tarafindan “tanrısal bakış açısı ile” anlatılmıyor. Roman karşılıklı konuşmalar ile tamamlanıyor. Yeni ve farklı bir yöntem olmuş. Normalde roman için hatalı ve okuyucu için sıkıcı bulunan bir şekil. Sanki operada, tiyatroda bir tirad seyderer gibi oluyor okuyucu. Buna rağmen aksiyon çok iyi yansıtılmış. Yazarı bu konuda tebrik etmek lazım.

Kapak ve yazı şekli güzel, , imla hatası olmamasi iyi.

İsimler günümüzden çok farklı. Bunlar nasıl seçildi, okuyucu bunu bilmek isteyebilir. Ayrıca son yıllarda yapılan bir uygulama ile kahramanlar ile ilgili tanımlamalar birer satırlık yazı halinde kitabın başına liste gibi koyulabilirdi. Okuyucu sık sık kim kimdir sorusuna cevap aramak ve geriye dönmek zorunda kalıyor. Bunun isimlerin tanıdık olmamasından kaynaklandığını da unutmamak gerek.

Kitabın ismi ilginç ve soru işareti dolu. İçinde ‘sevdiğim kıza’ diyor. Adı Mürdüm imiş. Bu değişik bir isim. Gerçek mi lakap mı anlaşılmıyor. Neden kitaba bu ismi verdi sorusunun cevabı kitabın en arkasında, son sayfada:

Dedesi Edin’in cebine bir avuç mürdüm eriği koyuyor. O dönemde bu erik var mıydı? Bu bir ironi mi? Kurgu kitapta bu kadar da olur artık diye mi düşündü? Bilmiyoruz. Ancak çok önemli bir konu değil bu. Önemli olan kitapta verilen mesajlar ve yapılan kurgunun ve öz yapının, kitabın yazılma amacının iyi olması. Günümüzü her satırda hatırlamamak ne mümkün? Ders alınmalı yazılanlardan.

Bu bir çocuk kitabı da olabilir.

Her çocuk kitabı biraz büyükler için, her büyük kitabı biraz çocuklar içindir. Bu kitap büyük kitabı gibi görünse de (verdiği mesajlar çok dikkat çekici) Edin üzerinden çocuklarımız için de cok değerli olacaktır.

Çocuk edebiyatı yazarlarının dikkatini çekmeli ve önerilmelidir.

Yazarın kalemine sağlık.


-----
Yorum: Ayşe Filiz Yavuz , 2018, Temmuz, Özbekistan