Ayşe Filiz Yavuz

 

 

TAŞ, KAĞIT, GUANTANAMO / Recep Boz

 

TAŞ, KAĞIT, GUANTANAMO

 

Yazar: Recep Boz

 

Türü: Roman

 

Yayınevi: Kahverengi Kitap

 

1. Baskı, Haziran 2015, İstanbul

 

264 sayfa

 

 

Bu yazarın adını bir romanda ilk defa gördüm. Kitabın kapağı, hafızamıza kazınmış olan kitap adına uygun kavramlara göre yapılmış. Temiz bir baskı. Yazı puntoları iyi. Rahat okunuyor. Bölüm uzunlukları okumayı hızlandıracak şekilde olmuş. Boş bulunan her anda birer bölüm okunacak ve hızla bitirilebilecek şekilde.

 

Filmi çekilecek bir roman kaleme almış yazar.

 

Kassam daha küçük bir ilkokul talebesiyken Irak’ı işgal eden Amerikalılar tarafından ‘Evler aranacak!’ diye gelen askerler tarafından annesi ve kızkardeşi keyfi olarak öldürülen bir erkek çocuktur. Saklandığı yerde anne ve kızkardeşinin gözleri bağlanarak katledilişini seyreder ve sonra kaçar. Uyandığında şoktadır ve bir hastanededir. Bulmuşlar, bir hastaneye getirmişler ve tedavisi için uzun süre uğraşmışlardır. Sonra bir yatılı okula alırlar onu ve okutup büyütürler. Kendisine kucak açan komşu kadın ve onun kocasının da desteği ile bir delikanlı olur. Aklında tek bir şey vardır. İçindeki intikamı söndürmek. Ölüm sırasında anne ve kardeşine silahı doğrultan ABD subayının yakasındaki ismi okumuş ve onu hafızasına kazımıştır. Ancak intikam hissinden kimseye bahsetmez. Ne arkadaşlarına, ne psikolojik destek aldığı kişilere, ne yardım eden komşusuna…

 

En iyi dersi İngilizcedir. İyi bir talebe olmasına rağmen tahsilini yarım bırakır. Çalışır, para biriktirir. Tek harcaması kitaplara olur, çok okur, İngilizcesini de geliştirir. Platonik aşkı olan Reyya’yı hayal ederek zamanını doldurur ve bir gün Bağdat’ı bir uçakla terkeder. Nereye, niçin gittiğini kimseye söylemez, destek veren, yanında kaldığı ve dükkanında çalıştığı komşu kadın ve kocasına bile.

 

İlk durak İstanbul, sonra ABD’dir. Sevk-ı tabi olarak seçer gideceği şehri. Aylarca o adamı arar. Gazetelerdeki haberleri didik didik eder, sokak sokak aylarca dolaşır. Gece yarılarına kadar insan yüzlerine bakarak onu arar. Sonra bulur. Tesadüfen… Ve öldürür.

 

Kaçış başlar. Tıpkı bir zamanlar ABD dizi filmi Kaçak’ta olduğu gibi. İyi ve kötü insanlar, yapılan tavsiyeler, saklanılan dağ evleri, inanılmaz bir yol macerası…

 

Bir gün ise Guantanamo’da bulur kendini. Suçlama aynıdır: “ Işid üyesi misin? Şimdi sıra kimde? Bu suçunu kabul et. Böylece ölümden kurtul.”

 

Kitabın belki tamamını anlatan bir özet oldu bu. Ama öyle değil. Sonunu kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısından zaten anlamak mümkün. Ama içindekini okumak ayrı bir zevk. Acı bir zevk, acı bir tahayyül, acı bir gerçek. Her ne kadar yazar bunları hayattan gördükleri ile kurguladığını belirtse de yazılanlar gerçeğin kendisi.

 

Roman su gibi akıp gidiyor. Bir oturuşta bitirilecek kadar iyi bir dil, akıcılık, mantık silsilesi, kurgu var. Bölümler arası geçişler iyi. Geriye dönüşlerle anlatılan iki anlatıcılı bir yazım şekli ile oluşturulmuş: ABD’deki polislerin tanrısal bakış açısı ile cinayeti çözme çabaları ve Kassam’ın kendi ağzından başına gelenler, yaşadıkları ile ilgili anlatım. Bir ileri bir geri ancak sıkıcı olmayan, merakta bırakan ve “bir bölüm daha” diye okunarak biten iyi bir roman.

 

 

ELEŞTİRİ:

 

1-Kitabın yazarının hayatı, özgeçmişi ile ilgili yeterli bir bilgi yok. Ön veya arka iç kapakta yeterli bir yazı olması gerek. Neredeyse dört satır ile geçiştirmiş. Daha 1994 yılının son ayında doğmuş gencecik bir yazar. Üniversite eğitimine devam ediyor. Ama edebiyatla olan ilgisi nerede başlamış, nasıl devam ediyor belli değil. Bu ilk romanı mı? Başka nerelerde ve neler yazdı? Belli değil. Romanın geçtiği Bağdat ve Amerika’da bulundu mu? O ortamı nasıl yazdı? Nasıl canlandırdı gözünde. Kitabı on ayda yazdığını belirten yazarın bu başarısını kutlamak gerek. Bir güzel roman yazmak için on ay kısa bir süre çünkü.

 

2- Bu kitabı neden yazmış? Türkiye’nin onca meselesi varken, yazılacak sayısız roman konusu varken neden bir Iraklı’nın ve Guantanamo’nun romanı? Üstelik bu Amerikalı askerin ve Amerika devlet zihniyetinin eleştirisi ve hatta kızgınlığına dair de bir roman. Çünkü kitapta birkaç bölümde konu olan İspanyol tahnitçinin anlattıkları ile bu konu tekrar vurgulanıyor. Amaç roman mı, bir siyasi mesajın verilmesi mi?

 

3- Yazar Guantanamo ile ilgili bilgiyi nereden topladı? İlgisi nereden geliyor?

 

Bu bilgilerin yazarın hayatı ile ilgili kısımda yer alması veya ufak bazı cümleler ile belirtilmesi gerekir. Okuyucu ‘neden’ sorusunu soruyor çünkü.

 

ÖNSÖZ kısmında bunu neden yazdığını belirtse de bu açıklamalar okuyucuyu tatmin eder mi tartışmalı. Ayrıca bir romanda önsöz kısmı da olmaz.

 

4-Kassam’ın Irak’daki olayı yaşadığı yıllardaki yaşı ile ilgili hiç bilgi yok. Okuyucu yıllar sonra ABD dönemindeki ifadelerden yaş hesaplamaya çalışıyor. Bir çocuğun bu katliamı gördüğü zaman duyduğu intikam hissine rağmen, bu hislerini hep saklı tutmayı düşünmesi ve bilinçli attığı adımlar, ısrarla geleceğini

kurmak yerine, İngilizceyi öğrenerek plan yapması çok önemli ve çocuğun yaşı ile bağlantılı bir davranış durumu çünkü.

 

5-Kassam ABD’ye nasıl kolay vize aldı, ne kadar süre kalacağını bilmeden ne süre ile bunu başardı? Terör ile ilgili konularda, ABD bu kadar huzursuzken ve 11 Eylül’den sonra yoğurdu üfleyerek yerken bunu nasıl halletti? Belli değil.

 

6-Kaldığı pansiyonda çok uzun bir süre çalışmadan kaldı, boş boş gezdi, pansiyona gece yarıları geldi. Hiç mi pansiyoncunun, polisin dikkatini çekmedi? Üstelik gece gündüz sokaklarda dikkatle dolaşırken, kenar köşe evlerde bile araştırma yaparken…

 

7-Çok para biriktirdiğini belirtse de o kadar para dediği ne kadardı, yeteceğini nasıl düşündü ve bu yüklü para ile ABD’ye nasıl gidebildi? Nasıl bu para ile dolaşabildi? Bu planı yapan kişinin uzun zaman alacak bir işe başlayacağını bilmesi ve gerekirse orada bir ömür harcayacağını hesap etmesi gerekirdi ve Kassam bunu yapmış olmalıydı. Bu konular romanda şüpheli kalmış ve kurguda soru işaretleri bırakmış.

 

8-İlk geldiğinde metroda attığı yumruğun ve arkasından geçirdiği baygınlığın altında o askeri tanımış olması, ancak bilinç altında olduğu için tanımaması kabul edilebilir bir psikoloji. Ama bu psikolojiyi hemen hiç işlememiş yazar. Sonraki bir bölümde bir iki cümle ile geçiştirmiş.

 

 

9-Ayrıca ilk geldiğinde attığı yumruk sonrası bir eski Amerikan askerinin polise gitmemesi, Kassam’ın emniyet kaydının olmaması, soruşturma geçirmemesi biraz zor. Bunların bir makul sebebi ilave edilmeli veya bunlar da ilave edilerek ayrı bir kurgu yapılmalıydı.

 

10-Ara başlıklar felsefi cümlelerden oluşuyor. Ancak bunlar çok uzun. Bölüm hakkında bilgi, ipucu veriyor. Bunlar başlık için uygun değil. O cümlelerin tamamını bölümlerin sonuna yazsa ve felsefi olarak konunun özeti gibi olsa çok daha doğru olurdu.

 

11-Konuşmalarda nokta hemen hiç yok.

 

12-Yazarın acilen ‘de-da, ta, te ekleri ile ilgili bilgi alması ve doğruyu öğrenmesi gerek. Neredeyse tüm de-da lar yanlış yazılmış.

 

13-Konuşmalar hep çift konuşma işareti ile yazılmış. Gereksiz ve yanlış olmuş. Konuşma çizgisi artık kullanılmıyor. Üstten koyulan çift tırnak işareti yeterli ve doğru olanıdır.

 

14-Arka kapak yazısı kitap sonu ile ilgili bilgi veriyor. Roman türü kitaplar için yanlış bir düzenleme bu. Kitaptan ilginç bir bölüm, bir ünlü eleştirmenin takdimi veya sonunu anlatmayan bir tanıtım yapılabilir. Okuyucu sonunu bilebileceği bir kitabı okumayı istemez.

 

15- İç kapaktaki kitap adı yanında virgül var. Başlıkta noktalama işareti olmaz.

 

16- Kelimelerin aslı konusunda bazen kafa karışıklığı olduğu göze çarpıyor. Müteaccibane, temayül vs gibi kökü Arapça olanlar yanında betimlemek gibi yeniler ve İngilizceden geçen bir çok kelimenin kitapta olduğu görülüyor. Oysa yazarın çok sade ve güzel bir dili var. Bu kelimeler o güzel dilin yanında hemen göze batıyor ve akıcılığı bozuyor.

 

 

Yazarı bu akıcı romanı için tebrik ediyorum. Gerçekten iyi bir romancı yapısı olduğunu ve başka romanlar yazmasının gerekliliğini düşünüyor, devamını diliyorum.

--------

 

Yorum: Prof. Dr. Ayşe Filiz Yavuz

 

Temmuz, 2017