Mezardaki Göz

 

Yazar: Ş. Adnan Şenel
Türü: Gerilim Roman
Yayınevi:…………. Ankara, 2013, Eylül, 1. Baskı
Sayfa: 322, Fiyatı…

Adnan Şenel Türkiye’nin Agatha’ sı benzetmesini hakediyor. Aslında daha da iyisini. Kitaplarındaki gerilimin dozu hiç düşmüyor. Her biten gerilimin, cevabı bulunan bir sorunun ardından yeni bir bilmece, yeni bir soru, yeni bir gerilim çıkıyor ortaya ve ardından çıkacak olan yeni soru, sırları ve gerilimlere ait ipucu da vermiyor.

Bu benim yazara ait okuduğum dördüncü roman. Kaçak Yürek, Elma ve Bıçak, Şafak Sözü ve sonuncu da bu: Mezardaki Göz. Hiçbiri bir diğerine benzemeyen, gerilimleri birbirinden farklı ve sürükleyici romanlar. Korku romanları değil kesinlikle. Gençlerin, hatta okumayı seven çocukların rahatca okuyabileceği kitaplar. Içinde cinsellik, kültürümüze uzak davranışlar yok. Sıcak dostluklar, sofrası açık evler, tesadüflerin başlattığı sevgiler var. Ve çözülmesi gereken düğümler, açıklama yapılması gereken sırlar…

İçindeki cipte önemli bilgiler olan bir protez gözün peşindeki eli, parası, gücü heryere uzanan bir çete ile gizli ekip üyesi küçük bir grubun verdiği mücadele var kitapta. Kitapta anlatılan çetenin benzeri çeteler bu ülkede herzaman var olan ve yaptıkları ihanetler bilinen veya tahmin edilen durumlar. Bu grubun küçük bir ekip tarafından çökertilmeye çalışılması, aslında bir nevi “vatanını seven korkusuz insanların başarıya ulaşma çabaları” . Aslında biraz da “milli” mesaj bu.

Eleştirilmesi gereken yerler de var tabi: Kapak bu kadar koyu renkli olmamalı, sayfalardaki roman adının yazıldığı üst çizginin düzenlemesi uygun değil. Bölüm aralarındaki üç yıldızın neredeyse yazıların arasında farkedilmeyecek kadar sıkışık olarak yer alması, imla hataları, arka kapaktaki tanıtım yazısının güzel ancak yazı şeklinin kötü ve silik olması, içinde yazarın özgeçmişinin olmaması…

Yazarın bir diğer özelliği bu kadar karışık ve heyecan unsuru bol kurguyu yaparken üretimdeki hızı. Senede bir, hatta altı ayda bir kitap çıkaracak kadar… Hem de bu kadar karmaşık kurguyu, kurgular arasında hata yapmadan yazıyor olması da cabası.

Yazar büyük (!) gazetelerin kitap tanıtım sayfalarında tanıtılmayı, röportaj yapılmayı ve çok satanlar arasına girmeyi hakediyor.

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar, 2013, Ekim

 

***

 

Kitap: MEZARDAKİ GÖZ Türü: ROMAN Yazarı: Ş.Adnan ŞENEL
Şafak Sözü, Kaçak Yürek, Elma ve Bıçak gibi romanlarıyla yakından tanıdığımız polisiye roman türünün iddialı kalemi Adnan ŞENEL, bu defa aynı akıcı üslubuyla değişik bir mecrada kalem oynatmış.
Kitabın kapağındaki soğuk renklerin iyice dondurduğu bir lahit üzerinde akıntılı kan kırmızısı harflerle yazılmış "MEZARDAKİ GÖZ" ismi daha ilk başta bir heyecan fırtınası estiriyor okuyucunun beklenti dolu zihninde. Ayrıca şifrelenmiş bitişik harf ve rakamlar bütünü de ilk anda “acabalara” sevk ediyor görenleri. Okumaya başlayıp sayfalar ilerledikçe merak ve gerilim daha da artıyor.
Adnan Şenel, baştan sona okuyucuyu kavrayan bir heyecan fırtınasını yansıtan olaylar zincirini; üç yüz yirmi üç sayfa arasına mahirce yerleştirmiş. Ankara’yı iyi bilen yazar, kahramanlarına Ankara’nın Cadde ve sokaklarında, Ankaray durak ve trenlerinde, otellerinde ama en ilginci de mezarlıklarında epey görev vermiş. Başkentte başlayan bu heyecan fırtınasının bir ucu Amasra’ya, bir ucu da İstanbul’a uzanıyor. 
Kurgu ağırlıklı eserde yakın tarihimizden bazı simalar ismen zikredilmese de yaptıklarıyla karşımıza çıkıyorlar. Mesela Anayasa kitapçığının fırlatılması olayı, arkasından gelen kriz eşliğinde okuyucuya hatırlatılıyor. 
Yaşayabilmek için ekmek ve sudan önce; bir umut ışığının önemini kim inkâr edebilir? 
Mezardaki Göz romanında S.Adnan ŞENEL, hep kazanmayı arzulayan güçlü bir mafya grubu ile sayıları beşi geçmeyen çok gizli bir güvenlik biriminin kazanma umutlarının mücadelesini anlatıyor. 
Çiçeği burnunda fizik mühendisi İlker’le genç bir öğretmen olan Hilal, farkında olmadan mafyanın karşısında yer alıp dönülmez bir yola giriyorlar.
Romanın konusunu, ele geçirilmek istenen teknoloji harikası bir protez ve peşinde koşanların yaşadıkları oluşturuyor.
Akıcılığıyla okuru adeta esir eden kitabı okurken gerilim yüklü kurgunun içerisinde kayboluyorsunuz. Son sayfaya kadar, heyecan sizi bırakmıyor. Bir nevi okuyucunun zihnini roman esir alıyor.
Tezgahtar, sonunda en güçlü rakibine ve yakalandığı çaresiz hastalığa iyi bir tezgah hazırlayıp “TOMBALA” diyerek olaylar zincirine noktayı koyuyor. 
Kitabın kapağına “18+” şeklinde bir ikazın olmayışı, belki bir eksiklik…
Yazarımızı kutluyor, Kuşlukta Yazarlar Grubu için ön baskısı yapılan eserin kısa zamanda kitap piyasasında yerini almasını diliyorum. Zira bu eser, raflarda bir an önce yerini alıp okuyucuyla buluşmayı fazlasıyla hak ediyor…

Yorum: Ethem Göktürk  09.10 2013