Savcı

 

Yazarı: Hasan Basri Şenel
Türü: Aksiyon- HAREKETLI (?) Roman
Sayfa:……………
Yayınevi:…………..
İlk Baskı, Ankara, 2013

Yazar, aksiyon ve gerilim türü romanların iyi bir yazarı olan Adnan Şener’in ağabeyi. Iki kardeşin de çok iyi kurgu yetenekleri var. Hep “arkasından ne gelecek?” diye bekleyerek okunan ve bitirilmeye çalışılan kitaplar bunlar, her iki kardeşin yazdıkları. Hasan Basri Şenel’in önceden yazdığı kitapların olup olmadığını bilmiyorum. Bu yüzden kitaplar arası kıyaslama yapmam mümkün değil. Ancak üzerinde biraz daha çalışılırsa kardeşi Adnan Şenel gibi iyi kitaplar çıkacağı kesin.

Bir uyuşturucu partisinde ölen iki kızın ardından çıkan karar aslında biraz fazla keskin bir karardır. Savcı olay yerinde olan herkesin eşit derecede suçlu olduğu düşüncesi ile iddianamesini hazırlamış ve sonuç da istediği şekilde omuştur. Verdiği keskin karara karşı, olayları yeniden değerlendirmesi için bir dersi(!) haketmiştir ve dersini almaya başlar. Önce ailesi rehin alınır ve arkasından savcı istemeden suçların içine batırılmaya başlanır.

Kitap heyecanlı ve sürükleyici. Ancak eleştirileri de hakediyor. Bazen gereksiz teferruatlara boğuluyor. Dim Mağarasının bilgilerini uzun uzun anlatmak, her seferinde kitaptaki şahsiyetlerin kıyafetlerini anlatmak, mekanların döşenisine kadar ayrıntılara girmek gibi. Ayrıca her karakterin, özellikle de savcının yediği her lokmayı, aldığı her duşu anlatmak da gereksiz. Daha önce hiç içki içmeyen bir adamı, bu olaylara battığı için efkarlandırıp, cesaretini artırmak için sık sık içirmek de pek mantıklı değil. İmla hataları da oldukca fazla. Kitabın sonu ise beklenenden farklı bitiyor. Okuyucunun beklentisinden farklı ve bence fazla durgun. Üstünde yeniden düzenleme yapmayı gerektiren bir son yazılmalı.

Kitap kapağı çok çarpıcı. Kafası olmayan bir savcı. Kravat yerinde bir tabanca ve namlu savcının kafasına doğrultulmuş. Adeta kendi sonunu kendi çizen ve sonunda yaptıklarının cezasını kendi kendine kesen bir adam… Ancak bütünlük sağlamak amacıyla kapak üzerinde de oynamalar yapılmalı.

Ayrıca son cümle yerine oturmuş ve güzel olmuş.

Yazarın iyi bir polisiye, aksiyon, gerilim yazarı olarak edebiyat dünyasında yerini alacağı düşüncesindeyim. Biraz daha “demlenmiş” romanlar sağlandıktan sonra.

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar, 2013, Ekim

 

***

 

Kitap: SAVCI Türü: ROMAN Yazarı: H.Basri ŞENEL
Kuşlukta Yazarlar Grubu müdavimlerinden H.Basri Şenel’in Savcı isimli romanını bir solukta zevkle okudum.
Grup üyeleri için özel olarak baskısı yapılan Savcı, özenle seçilmiş kelimelerin, kurgu ve yazım teknikleri açısından yıllarca biriktirilerek önce bir tecrübe kabına sıkıştırılmasını ardından da müthiş bir şekilde patlayışını andırıyor.
Koyu siyahın hakim olduğu kitabın kapağındaki kırmızı yakalı cübbe ve tabanca şeklinde dizayn edilmiş kravat, okuyucunun sayfalar ilerledikçe karşılaşacağı maceranın habercisi niteliğinde. Nitekim okumaya başlayıp sayfalar ilerledikçe kapak sizi yanıltmıyor. Gerilim hızla yükselirken merak zincirine yeni halkalar ekleniyor. 
H.Basri Şenel, üç yüz sayfalık heyecan fırtınasının en zevkli anlarını maceranın “çözüm” kısmında yaşatıyor okuyucuya. Ankara’da yaşayan yazar, başkenti tanımanın avantajını iyi kullanmış. Ankara- Gölbaşı-Antalya- Kestel arasında yaşanan olaylar zinciri, Savcı Tayfun’a karar ve kararsızlık arasında bir rol biçerken kanunlar ve kanunsuzluklar düzleminde gelgitler yaşatıyor. 
Bir öğrenci buluşmasında, olayda kastı ve dahli olmadığı halde iki genç kızın ölümüne şahitlik eden bir üniversiteli delikanlının, on yıldan fazla ceza almasına sebep olan Savcı, bundan sonra kendisini sarmalayıp sıkan bir cenderenin içinde buluyor. O güne kadar iddialı bir kanun adamıyken, mafyavari usullerle adeta bir suç makinesine dönüşüyor. Battıkça daha da batıyor. Delikanlının son derece varlıklı ailesi, çok değil sadece on beş günde, bazı şeylerin göründüğü gibi olamayabileceğini oyun içinde oyun sergileyerek bu kanun adamına öğretiyor.
Okuyucuyu sımsıkı saran heyecan fırtınasının içinde kaybolurken, "Bir kanun adamı bu kadar kolay suç işler mi?” diye sorası geliyor insanın.
Kurgu ağırlıklı eserde belki de çoğumuzun ilgisini hiç çekmeyen bir alan, etraflıca tanıtılıyor. At ve at yarışları. Atların yiyeceklerinden tutun da bakımı, eğitilmesi ve yarışlardaki kurallara kadar pek çok husus ayrıntısıyla aktarılmış.
Satırlar bittiğinde insan doğal olarak şunu sormadan edemiyor: Gerçekten kader kurbanı olarak sıkıntıya düşüp apar topar içeri atılanların babaları birer “Sarı Memduh” değilse –çoğunun öyle olmadığını biliyoruz- onların hali ne olacak? 
Roman bitiyor ama siz bu soruyla yolunuza devam ediyorsunuz.
Tebrikler, H.Basri Şenel…

Yorum: Ethem Göktürk  Çanakkale, 23.10 2013