YEDİ SEKİZ

 

Yazarı: Deniz İrfan
Yayınevi: Kuğu Kitap, Ağustos 2013, Ankara, Ilk baskı, 471 sayfa
Türü: Roman, 

Yazar, kitabının arkasında “Jason sevmeyi, Alina gülmeyi, Halid ise kaderine boyun eğmeyi öğrenmeliydi.” diyor. Birbirine hiç uymayan farklı kültür yada ülkelerden bu isimlerin kitabın kahramanları olduğunu anlamak, ancak nasıl bir hayatta karşılaşıp romana konu olduklarını tahmin etmek mümkün değil. Kitabın kapağındaki lacivert giysili Tuareg resmi ve arapça yazılmış “yedi ve sekiz” rakamları ile arkadaki şifreli yazı resmi de kitabın diğer gizemli noktaları. Gizem kitabın sonuna kadar devam ediyor ve bu garip hayatların nasıl kesişeceği son bölüme ulaşmadan tahmin de edilemiyor. 

Yazar özgeçmişinde “Bir çok ülkeyi gezdi ve insanlarını tanıma fırsatı buldu.” ifadesini yazmış. Kitapta Batı’nın kızıştırdığı ve silahlarını temin ettiği Afrika’daki Tutsi ve Hutular arasındaki insanlık dışı suni savaş, Amerika’nın sefalet ve zenginliklerle dolu hayatı, Meksika sınırındaki insan kaçakcılığı, uyuşturucu ticareti yapan İspanyol kökenli Amerikalılar ve kitabın heryerine kendi damgasını vuran çöl hayatı insanları… yazarın gezdiği ve ruhuna hikayelerini yazarak ayrıldığı mekanlar olarak romanda yerlerini gerçekçilik içinde almış. Tuaregler Büyük Sahra Çölü’nde yaşayan ve Moritanya ve Kuzey Afrika’nın arap ülkeleri arasındaki zorluklarla dolu, aylar süren çöl yolculuğunu yaya yada deve üstünde başarabilen güçlü bir kabile grubunun insanları. Kitapta bu hayattan gelmiş Halid Ağa’yı okuyunca insan kendini Kuzey Afrika’nın bir ülkesinde gelişen olayların içinde buluyor. Sekiz haneli bir vaha-köydeki hayat ne olabilir ve bu hayattan nasıl bir roman çıkar, hem de neredeyse beşyüz sayfa. Yazar sıkmadan, yormadan, bitmeyen bir merak uyandırarak, adeta koşturarak okutuyor kitabını. Halid’in yaşayamadığı aşkını Alina’nın yaşayacağını beklemek, belki de nasıl karşılacakları bilinmeden Jason’un o topraklara, yaşadığı acılardan, baba vahşetinden kaçarak geleceğini ve Alina ile karşılacağını hayal ederek beklemek ama çok farklı bir son bulmak…Kitabın arka kapağında yazan “Halid’in kaderine boyun eğmeyi öğrenmesindeki” kaderin ne olduğunu kitabın sonuna kadar bilememek…Hatta o çöl topraklarının Kuzey Afrika olmadığını anlamak için kitabın sonunu okumayı beklemek…kitabın sürprizleri ve güzellikleri olmuş. Kitaptaki olayları 2000 li yılların önemli olayları ile bağlayarak tamamlamış kitabını yazar. 

Yeni ve iyi bir yazar daha katılıyor Türk Edebiyat hayatına, müstear isim ile. Sade bir dil, sıcak bir anlatım, yormayan, zorlamayan bir yazı uslubu bu. 

Kitapta eleştirilecek noktalar da var tabi ki. Sık olarak kullandığı yarım kalmış hissini veren cümleler, kitabın bölümleri içinde farklı sahnelere geçerken kullanılması gereken üç nokta ya da yıldızın kullanılmaması, rakamsal verilerde ortaya çıkmış hatalar (Jason’un babasının gökdelendeki bürosunun olduğu kat, Dharma’nın annesinin öldüğü günden sonraki Jason’u gördüğü gündeki farklılıklar…), kelimelerdeki, imlalardaki, bazı cümlelerdeki fazlalık, eksiklik veya hatalar gibi… Bir kaç da gereksiz paragraf…Ancak ilk baskısını yapan bu kitap için ikinci baskısında kolayca düzeltilebilecek hatalar bunlar. 

Başarılı yeni romanların arkadan geleceğini tahmin etmek zor değil. 

Yorum: Ayşe Filiz Yavuz Avşar, Kasım 2013