Edebiyat Ufku sitesinde yapılan ropörtaj

 

 

İsmet Bora BİNATLI ile Dertler Hüzzam Makamındayı ve Şiiri Konuştuk.

Sibel Unur Özdemir

"Gözlerime tozpembe renkte göründü durdu 
Kulağımda bitmeyen bir şarkı oldu zaman, 
Kollarıma kırılmaz bir de kelepçe vurdu 
Yüreğime kor gibi, lav gibi doldu zaman."

 

İsmet Bora Binatlı

"Zaman" isimli şiirinden

 

Hayat akıp giderken kimi insanların dünya yıkılsa, yer yerinden oynasa farkına varmadıklarını, farkına varsalar bile "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın." sözüne uyarak belki de dönüp arkalarına bakmadıklarını görürüz. Ama bazı insanlar vardır ki gördükleri, duydukları, tanık oldukları olaylar karşısında sessiz kalamazlar, yüreklerinin sesini dinlerler ve nasıl daha iyiyi, doğruyu yakalayabilirim, incelikleri, güzellikleri bulup çıkararak karşımdakine aktarabilirim düşüncesinden hareketle şiirler, yazılar yazarlar. İşte İsmet Bora Binatlı da o insanlardan biri. Duyarlı, hassas, alçakgönüllü, hoşgörülü bir edebiyat aşığı. Ve ben işte belki de sırf bu yüzden kendisini konuk etmek istedim satırlarıma. Sizleri Binatlı'nın son kitabı "Dertler Hüzzam Makamında" ile tanıştırmak istedim.

 

Sibel Unur Özdemir: Merhabalar İsmet Bey. Öncelikle yeni kitabınız "Dertler Hüzzam Makamında"yı yürekten kutluyor, edebiyat dünyasına hayırlı, uğurlu olsun diyorum ve söyleşi teklifimi tüm içtenliğinizle kabul ettiğiniz için teşekkür ediyorum size. 

İsmet Bora Binatlı: Bu nazik davranışınız ve gayretlerinizden dolayı ben de sizi kutluyorum, teşekkürlerimi sunuyorum. 

Sibel Unur Özdemir: Sizi tanıyanlar zaten biliyor ama henüz tanımayanlar için bize, kendinizden bahsedebilir misiniz, diye yöneltmek istiyorum ilk sorumu. Lakin bahsettiğim özgeçmişiniz değil. Özgeçmişiniz çeşitli yerlerde yayınlanmış. Merak edenler bulup okuyabilirler elbet ama benim okurunuza ulaştırmak istediğim İsmet Bora Binatlı'nın özü, yaşam biçimi, hayata bakışı. 

İsmet Bora Binatlı: Her birimizin bir hayatı ve bu hayat içinde çeşitli yaşantılarımız var. Bunların bir kısmı şahsımızı ilgilendirse de çoğu da toplumu ilgilendiren boyutlarda olabilir. İşte benim hayatım, yaşadıklarımdan edindiğim bilgi birikimini, tecrübeyi, bilgiyi gelecek kuşaklara aktarmak üzere yazmak -asla insanlara akıl vermek değil ama- tecrübelerimi paylaşmak suretiyle bir nebze yararlı olabileceğimi umarak kendimi iyi hissetmektir. 

Sibel Unur Özdemir: Bu konuda kendinizi her zaman iyi hissetmelisiniz zira topluma yararlı oluyorsunuz eserlerinizle ve olmaya da devam edeceksiniz zaman içerisinde. "Dertler Hüzzam Makamında" isimli eseriniz hakkında yüreğimden dökülenleri kaleme alırken de söylediğim gibi benim sizin şiirinizle tanışmam "Benim İçin de Ağla" ile oldu. Arkasından "Silinmesin İzlerin" geldi. Bizlere yayınlanmış diğer kitaplarınızdan da bahsedebilir misiniz. 

İsmet Bora Binatlı: İlk şiir kitabım "Geri Ver Ellerimi" isimli kitaptır. Sonra "Gönül Pınarı" ve ardından mesleki bilgileri havi olan "Ücret Politikaları ve Çalışma Barışına Etkileri" isimli kitap geldi. Onu da "Hizmet Akdi" isimli kitabım izledi. Sonra yine şiir kitaplarım devam etti ve dokuz adet şiir kitabım yanında Azerbaycan'da derlenmiş olan "Sonbahar Rüzgârları" ile yine Azeri Şair Neriman Hasanzade ile birlikte çıkarttığımız "Nuri Paşa" isimli kitabım var. Elinizdeki Makaleler ise edebiyat alanındaki ilk yayımlanmış nesir eserimdir. Her ne kadar 1960'lı yıllarda Erzurum'da yayımlanan Milletin Sesi gazetesinde dört adet roman ve bir adet tiyatro eseri tefrika edildiyse de bunları kitap haline getirmedim. 

Sibel Unur Özdemir: Mesleki kitaplar, şiirler, makaleler… Roman ve tiyatro eseri. Ne geniş bir yelpaze. Sizin bir başka yönünüzü daha öğrenmiş oldum bu söyleşi sayesinde. Bir gün inşallah roman ve tiyatro eserlerinizi de kitaplaştırırsınız da bizler de keyifle okuma şansını yakalarız. Sizin de az önce ifade ettiğiniz gibi pek çok alanda eserler vermişsiniz ama nedense İsmet Bora Binatlı adını duyduğumda ya da gördüğümde "şair" kimliğiniz gelip yerleşiyor dimağıma. İşte bu nedenle; şiirin hayatınızdaki yeri nedir, diye sormak istiyorum size. 

İsmet Bora Binatlı: Şiir benim için bir yaşama biçimidir. Kendimi ifade edebilme özgürlüğümdür. Ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyduğum bir uğraşıdır. 

Sibel Unur Özdemir: Sizi çok iyi anlıyorum aynı duyguları yüreğinin derinliklerinde hisseden biri olarak. Şiir mi nesir mi daha önceliklidir sizin için, diye sormak istiyordum lakin… 

İsmet Bora Binatlı: Aslında önem sırasına koymayı doğru bulmuyorum ama şiir yazan herkesin nesir de yazmasının gerekli olduğuna inanıyorum. İyi bir şair nesir eserlere de imza atmak zorundadır. 

Sibel Unur Özdemir: Siz de öyle yaptınız ve şimdi de makalelerin, denemelerin yer aldığı bir kitapla çıktınız okurunuzun karşısına. Pek çok edebiyat dergisinde yayınlanan yazılarınız olduğunu biliyorum ama sormak istiyorum bu yazılarınızı bir kitap çatısı altında toplamak fikrinin nasıl oluştuğunu. 

İsmet Bora Binatlı: Bu konuda ilk teşvik İLESAM Genel Başkanı Mehmet Nuri Parmaksız'dan geldi. "Yazılarınız yıllar önce yazılmış dergilerde duruyor ve günümüz insanı bunlardan haberdar bile değil. Kitap haline getirseniz kalıcı olur."demişti. Bende düşündüm ve bu haklı görüşü uygulamaya koydum. 

Sibel Unur Özdemir: Ne kadar da iyi yapmışsınız. Sanırım buradan sizi teşvik ettiği için Mehmet Bey'e de teşekkür etmek gerekiyor. Ben… Kitabınızı büyük bir keyifle okuduğumu yinelemek istiyorum bir kez daha. Son derece akıcı, insanı bir sonraki yazınızı okumaya sürükleyen bir havası var. Bir de kendi hayatınız, çocukluğunuz, gençliğinizle ilgili çok temiz, masum duyguları okurunuzla samimiyetle paylaşmanızın beni derinden etkilediğini, içimi ısıttığını söylemek istiyorum. Bu nedenle de sizden şiire ve sanata başladığınız o günlere geri dönmenizi ve bu güne gelişinizin hikâyesini bizlerle kısaca paylaşmanızı rica ediyorum. 

İsmet Bora Binatlı: İnsan niye şiir yazar bunu kalın çizgilerle anlatmak zordur.Ben hatırladığım kadarıyla sekiz yaşında başladım karalamaya. Ama ilk kitabımı ancak 37 yaşımda yayımlayabildim. Gazetelerde yayımlamıştım bazı şiirlerimi ve dergilerde de ama kitap haline getirmem de yine bir yakın dostumun ısrarlı teklifleri sonucunda olmuştu.Sonra daha fazla şiirin içine girince ister istemez arkası geliyor. 

Sibel Unur Özdemir: Hayatınızda dostlarınızın önemli bir yer tuttuğu aşikar. Ne kadar şanslısınız İsmet Bey. Günümüzde dostluk kavramının yok olduğunu görmek can yakıcı çünkü.Şimdi  yazılarınıza  dönelim tekrar. Yazılarınızda buram buram geçmişe duyulan özlem kokuyor ve bu kokunun geleceğe sinmesi, yön vermesi vurgulanıyor. Yanılıyor muyum? Sizce "Tarihe mi karıştı o tüm güzellikler ya da güzel olan her ne varsa?" 

İsmet Bora Binatlı: Her nesil kendinden önceki dönemlerin özlemini yaşar.Bunun altında iki sebep vardır. Birincisi zaman değiştikçe değişen zamana kendimizi uydurtmakta çektiğimiz sıkıntı, ikincisi gerçekten zamanla geçmişteki değerlerin bazılarının bozulmasıdır.Bunda yadırganacak bir şey yok. Elli yıl sonra yaşayacak insanlarda bugünden müşteki olacaklardır şüphesiz. 

Sibel Unur Özdemir: Kitabınızda yer alan yazıları okuyunca toplumsal sorunları irdelediğinizi, gördüğünüz yanlışlıkları duyarlı bir vatandaş olarak kendinize dert ettiğinizi ama bir o kadar melodik ve yumuşak bir biçimde var olanın özünü göstermeye çalışarak doğru olanı okurun önüne serdiğinize, yol gösterdiğinize tanık oldum ama yine de kitabınız "Dertler Hüzzam Makamında" ismini nasıl aldı, diye sormak istiyorum. 

İsmet Bora Binatlı: Bildiğiniz gibi Hüzzam makamı Saba makamından sonra gelen en duygusal makamdır. Saba makamında demek belki çok çaresiz kalındığını ifade edebileceği gibi kulağa da  Hüzzam kadar etkili gelmiyordu. Bu itibarla sıkıntılarımızın hangi ciddi boyutta olduğunu vurgulamak için bu ismi koymak biteviye bana ilham edilmiş gibi geldi. 

Sibel Unur Özdemir: Yazılarınız boyunca pek çok yazarın ve şairin adına ve görüşlerine yer verdiğinizi gözlemledim. Bu bağlamda nasıl yazar İsmet Bora Binatlı diye sormadan edemeyeceğim. Hangi yazarları okur, feyiz alır? Nerelerden besler yazmak istediklerini? 

İsmet Bora Binatlı: Ben yazar ayırımı yapmaksızın okurum. Fikri ve ideolojisi ne olursa olsun okurum. Çünkü her konuda bilgi sahibi olmanın en doğru yolu budur. Batı ve Rus klasiklerinin tümünü genç yaşlarımda bitirdim. İslami eserleri kırk yaşına gelmeden tüketmiştim. Milli ve manevi duyguları irdeleyen eselerden önde gelenlerini okudum. Ailemden aldığım genel kültür ve yapıyı bunların yardımıyla belli bir seviyeye getirmeye çalıştım. 
Sibel Unur Özdemir: 
Şiirlerinizde ve yazılarınızda geçen bazı kelimeler var dikkatimi çeken. O kelimeleri bize tanımlayın desem… Ve sıralasam peş peşe.

İsmet Bora Binatlı: 

Ölüm: Gerçek hayata açılan pencere. 

Eller: Yüreğini karşındakinin avuçlarına bırakmaya yarayan bir organ.

Çocuk: Geleceğe umutla bakmak.

Yaşlılık: Bilgi birikimi ve her şeyi daha fazla tanıma fırsatı.

Aşk: Olmazsa olmaz bir duygu yoğunluğu.

Zaman: Nasıl da çabuk ellerimizden kayıp giden çok değerli bir mevhum.

Beyaz gülüm: Temizlik, saflık, güzellik ve samimiyet. 

Sibel Unur Özdemir: Güzel tanımlarınız için teşekkürler. Ancak "Beyaz Gülüm"ü biraz daha anlatmanızı rica etsem sizden. Kitabınızdan edindiğim izlenime göre "Beyaz Gül"ün hayatınızda önemli bir yeri var çünkü.

İsmet Bora Binatlı: "Bir Beyaz Gül" adlı kitabımdaki giriş sayfasından birkaç cümle aktararak bu sorunuza cevap vermiş olayım.

Aşk denince insanın aklına en klasik şekliyle bülbülün güle aşkı gelir. Edebiyatımızda gülün çok büyük bir yeri vardır. Ben bunca çiçek içinde niçin yüz binlerce mısra güle hasredilmiş diye merak ederdim. Bu kitap bir gül bahçesinden geçerken şekillendi kafamda. Onlarca gül vardı dikenleri içinde vakur duruşu ve değişik rengiyle. Orada bir beyaz güle takıldı gözlerim. İkimiz de ruh haliyle, her birimiz kendi lisanı halimizle konuştuk o an. O bahçe baştanbaşa beyaz güle dönüştü. Aşk bu dedi bir ses fısıltıyla, bülbülün aşkı bu işte. 

 Benim beyaz güle tutkum, saflık, temizlik duruluk, arılık, masumiyet ifadelerinin bir arada olmasından geliyor. Hayatıma düstur ettiğim prensipleri onda topluyorum. 

 Sibel Unur Özdemir: Muhteşem bir ifade ediş. İyi ki biraz daha anlatmanızı istemişim sizden "Beyaz Gül"ü. İsmet Bey söyleşimizin yavaş yavaş sonuna geliyoruz. Ve hemen öğrenmek istiyorum sizden edebiyata gönül veren gençlere neler önereceğinizi. 

İsmet Bora Binatlı: "Gençler bilseydi yaşlılar yapabilseydi dünyada yapılmayacak bir şey kalmazdı."diyor bir düşünür. Bildiklerimizi gençlere aktarırken onların öğüt almaktan hoşlanmama duygularını kuşanmaları yerine, kendilerini bilgi aktarımına hazır tutmalarının daha doğru ve kendileri için daha yararlı olacağını düşünüyorum. Bilgiye aç bir insan bilge olma yolunda ilerleyen bir insandır. 

Sibel Unur Özdemir: Son olarak (tabi ki bu söyleşi için) bizimle paylaşmak istediğiniz cümleleriniz nelerdir.

İsmet Bora Binatlı: Bu söyleşiyi hazırlayıp sunmak zahmetlerinizden dolayı sizi kutluyorum. Her zaman bir iş kadını, bir anne ve ev hanımlığı yanında böylesine velut bir kaleme sahip olmanızdan dolayı sizi kutluyor devamını temenni ediyorum. 

Sibel Unur Özdemir: Güzel sözleriniz içimi ısıttı İsmet Bey. İnanın çok duygulandım. Bu güzel söyleşi için size çok teşekkür ediyorum. Size sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz sağlıklı uzun ömürler dilerken daha pek çok esere imza atmanızı canı gönülden temenni ediyorum. 

İsmet Bora Binatlı: Bu güzel duygularınızı aynı duygularla karışlıyor size daha iyilerini temenni ediyorum.

http://www.edebiyatufku.com/artikel.php?artikel_id=1670