Ayşe Filiz Yavuz

 

 

101 TÜRK EFSANESİ

 

Prof. Dr Saim Sakaoğlu

Akçağ Yayınları, 3. Baskı, Ankara 2009, 253 sayfa

Yazar 46 kitaba imza atmış bir bilim adamı. Çok velud, geniş bir yelpazede ürün verebilen, bilim ve yazın özellikle Türk kültür hayatına çok büyük katkıları olan, bir bilim insanı. Kaygısının, yazmasının temelinde kaybolmaması gereken Milletimize ait olan her türlü kültürel ürün var.

Yazar kendi bilimsel zemininine uygun olarak kitaba aldığı efsanelerin hepsinin kaynağını kitap arkasında ayrı ayrı belirtiyor. Dinlediği kaynak kişiler veya kullandığı kitapların isimleri ve bu kaynakların ayrıntılı bilgileri ile birlikte.

Türk Dünyasının her coğrafyasından ve Türkiye’deki illerin hepsinden bir veya bir kaç efsane toplamış. Tuva, Hakasya gibi az bilinen coğrafyaların efsaneleri de dahil olmak üzere. Bu efsanelerin kimisi bir sayfa, kimisi birkaç sayfa tutmuş. Ayrıca efsanelerde kullanılan kültür dünyamızın ortak noktalarını da mutlaka vurgulamış ve hatta benzer özelliklerin nerede olduğunu da vermiş efsanelerin son veya önündeki kısımlarında. Taş kesilme, kuş olma, yeryüzü şekilerinin sebebi olma gibi. Çiçekler, kuleler, kayalar, kırk rakamının efsanelerde kullanılması, göllerin oluşması, tutulmayan sözler, üvey anneler, yıldızlar, aylar, güneş…

Efsaneler Türk Kültüründe önemli bir yer tutar. Ancak yeni nesilde bu sözlü kültürel varlıklarımızın yeri oldukça azaldı. Bunların kitaplar üzerinde kalsa bile toplanıp yaşatılmasına çalışılması çok önemli bir hizmet. Keşke film, dizi, roman olarak da yazılsa ve unutulmayacak, yaşayacak, herkesin bileceği hale gelse.

Kitap kalın hacimli, ancak hikayeler kısa olduğu için sıkılmadan bitirilebiliyor.

ELEŞTİRİ

a-101 efsaneyi tek bir kitapta toplamak yerine Türkiye ve Dünya Türk Efsaneleri olarak anlatılabilirdi. Bu örneklerin altına benzer efsanelerin Türkiye’deki varlıklarındaki il, bölge isimleri verilerek vurgu yapılabilirdi kültürel devamlılığın belirtilmesi amacıyla. Ve bu yeterli olurdu.

b- Efsaneler çok kısa verilmiş. Gençlerin bunu daha sindirebilmesi için ayrıntılara girilmesi, biraz süslenmesi, genişletilmesi ve masal havasına sokulması, içine merak unsurlarının eklenmesi gerekirdi ki, gelecek nesillere aktarılmasında kolaylık, cazibe olsun. Tatlandırılmış bu sözlü kültürler hevesle anlatılabilsin. Bunların çocuklara masal tadında anlatılması gerekliliğine inanıyorum çünkü.

Günümüzde çocukların yerli yeni çocuk kahramanlara ihtiyacı var. Bugünün çocuklarının gözünde kahramanlar örümcek adam, he-man, batman gibi suni veya mekanik kahramanlar (hem de hemen hepsi Amerikalı) veya Pinokyo, Henzel Gretel, Don Kişot, pamuk prenses gibi diğerleri de batı dünyasından . Bize ait olan ya Keloğlan, Nasrettin Hoca ya Deli Dumrul. Onlar da çocuklar için yeterli olmuyor. Bizim bu efsaneleden ortaya çıkaracağımız çok sayıda masal ve kahramanları var ve yaygınlaştırılması gerek.

Bu 101 efsane elimizde bulunmaz bir imkan.

c- İmla hatası, cümle düşüklükleri, bozuk cümle, kopuk ifadeler çok fazla. Kitabın iyi bir editör desteğine ihtiyacı var.

d- Anlatım sırasında çok sık efsane arasına yazarın yorumu, düşüncesi, eklemeleri girmiş. Bu hem efsaneyi koparıyor hem zevkini azaltıyor. Çok fazla da tekrara düşülüyor.

e- Mantık veya bilgi karışıklıkları da var. Mesela 6 bölge veya topluluktan bahsederken bunun eksik olarak yazılması, bir yerde kuş bir yerde horozdan bahsedilmesi, bazı bikayelerde hikayenin baş kısmının unutulması, Türklerde kabile-reis kelimelerinin kullanılması (boy-han olmalı) gibi.

Bu kitabın çok önemli bir sözlü kültür derlemesi olduğunu kabul etmek gerek. Ancak iyi bir düzenlemeden geçmeli.

Hocamıza bu ve diğer 46 kitabı için minnetlerimizi ve teşekkürlerimizi belirtmek gerek.

------------


Ayşe Filiz Yavuz, 2016, Aralık