Ayşe Filiz Yavuz

 

 

TÜRK KÜLTÜRÜNDE AD VERME / Osman Kibar

 

Türk Kültüründe Ad verme

Kişi adları üzerine bir tasnif denemesi

Yazar: Osman Kibar

Akçağ Yayınevi, 1. Baskı. Ankara 2005

240 sayfa.

Uzun yıllardır isimlere olan merakımdan dolayı bu kitabı öğrenince internetten getirttim. 15-20 yıldır ufak ufak topladığım ve bir kısmını da 5-6 makale haline getirip yayınladığım ad üzerine olan yazılarımı kitap haline getirme niyetimi bu kitabı ilk elime aldığımda vaz geçtim. Kitap tam da benim düşündüğüm şekilde sınıflamalar yapmıştı ve özenli bir çalışmaya benziyordu.

Hevesle elime alıp tamamını okudum.

Oldukça büyük emekle hazırlanmış ve isim çalışmalarında faydalı olacak bir kitap. Dip notlarla zenginleştirilmiş ve sınıflamaların sonrasında da uzun bir isim listesi verilmiş.

Bu kitap incelemesinde ilk dikkatimi çeken şey bu konuda ayrıntılı ve Türkiye’nin en kapsamlı kitabı olan Aydil Erol Bey’in Adlarımız adlı kitabına hiç değinilmemiş ve referans olarak kullanılmamış olmasıydı. Bu ayrıntılı ve zahmetli esere atıfta bulunulmamış olması çok dikkat çekiciydi. Buna karşılık iki gazetenin adı sık olarak zikrediliyor ve kaynak veriliyordu. Yazarın okuduğu gazeteleri kaynak olarak göstermesi makul görülebilir ancak başka kaynakları hiç, az ya da nadiren kullanması anlaşılamaz. Özellikle ad bulma kaynağı olarak ölüm ilanlarının en fazla verildiği gazetelerin kullanımı çok fayda sağlayabilirdi ki ad çalışması yapanlar bunu çok kullanırlar.

Kaynakların yeterli olduğunu söylemek mümkün değil. Bu konuda bibliyografya bile mevcut (iki kez yapılmış). Tez konusu, makaleler, bu konuyu hiç bilmeyen gazete köşe yazarlarının yazdığı yazılar, kitap incelemeleri, tarih kitapları, Ferit Develioğlu’nun Osmanlıca Türkçe Lügati, TDK’na ait kaynaklar daha sık kullanılabilirdi.

Kitapta italik ile yazılan yazıların neden öyle yazıldığına dair bir not verilmemişti (ya da ben bulamadım).

Kitapta oldukça fazla soru işareti taşıyan bilgi vardı. Adların kaynağı olarak gösterilen dillerde yanlışlıklar olduğunu düşündüğüm yerlere rastlayınca bunları farklı kitaplardan araştırma ihtiyacı hissettim.

Tayfun Çince iken Japonca demek;

Efe Türkçe iken Rumca demek;

Asena Türkçe iken Çince demek,

Umay Türkçe iken Arapça ebu-Umayr (kuşların babası) ile ilişkilendirmek (sayfa 30)(tarihe de uymayan bir durum. Bu ancak sesdeş olabilir);

Ezo’nun Raziye’den geldiğini belirtmek (kaynaklarda Zöhre’den geldiği belirtiliyor)(129)

Can kelimesi Farsça olmasına rağmen batı diline John olarak geçti diye belirtmek;

Sonat kelimesinin son-ad olarak verildiğini belirtmek (İtalyanca sonat-müzik terimi-dan dolayı verilmektedir)(120)

Alp-er kelimesini İl-ber ile ilişkili yapmak (119)

Duman ile Anadolu’da şalvar veya iç donu anlamındaki Tumanı ilişkilendirmek (103)

Bige ile Müge’yi bağdaştırmak (Müge Fransızca)(118)

Sanem ile Sinem kelimelerini bağdaştırmak (108)

Filiz adının Bit-iz ‘den geldiğini belirtmek (oysa Farsça veya Rumcadan geldiği belirtiliyor farklı kaynaklarda)

Tay kelimesinin Moğolcadan geldiği (129)... gibi.

Diğer taraftan bilgi veya dip not olarak verilen ve tartışmaya çok açık olan bazı konularda taraflı yorumlar yapıldığı da görülüyor. Sayfa 118 de Bayezit için yazılanlar, Kenan adı için sayfa 113 de yazılanlar, 107 de Esenboğa isminin alındığı Timur’un komutanı için yapılan yorum... gibi.

Bu kadar emekle hazırlanan bir kitapta dilbilimci olmayan benim dikkatimi çeken hatalar bunlar. Ayrıntılı incelendiği zaman çıkacak çok hatanın olduğu bir kitap.

Yine de emek verilmiş bir kitap olduğu için yazarın eline sağlık.

-----

2020/ Mayıs/ Ankara

Ayşe Filiz Yavuz