Ayşe Filiz Yavuz

 

 

ÇİVİT MAVİSİ / Yeşim Monus

 

ÇİVİT MAVİSİ

 

Yazar: Yeşim Monus

 

Türü: Hikaye

 

Ötüken Yayınevi ;    İstanbul 2019;     132 sayfa

 

16 hikayeden oluşan kapağı çok şık  bir kitap. ‘Gri bir zemin üzerinde sadece mavi bir karalama  var denilerek’ bakıp geçilecek gibi gözükse de bu mavinin en üstünde gri zemine uzanan şehrin karmaşasındaki dev gökdelenlerin boğduğu bir gökyüzü, en altında ise maviye uzanan kuşlar, ağaçlar, tabiat var.  Gökdelenler gri ve boğucu bir havaya, tabiat maviye uzanıyor yani. Bu kapağı yapan Zafer Yılmaz tebrik edilmeyi hakediyor. ‘Ben de böyle bir kitap kapağı istiyorum’ diyesi geliyor insanın.

 

Bu kitabın adı güzel ve cazip. Ancak kitabın içinde bu adla yazılmış olan hikaye kadar  güçlü hikayeler de çok. Günümüz insanının çelişkili hayatına dair bir hikaye bu  ve kapak kompozisyonuna da çok uygun.

 

Yazar daha önce yine aynı yayınevinden Bozkır, Kuş ve Balık isimli bir roman çıkarmış ve bu roman genç edebiyatçılar roman dalında birincilik ödülü almış. Halen 18 Mart Çanakkale Üniv. öğretim görevlisi olarak çalışan bir yazar. İsmi henüz fazla bilinmese de ileride çok okunacağı kesin.

 

İlk hikaye ‘Acil Servis’ adını taşıyor. Meslekten aşina olduğum mekanı çok güzel anlatmış. “Ölmemiştir, bir şeyi yoktu, yürüyerek getirdim.” sözüyle bitiyor hikaye. Bu sözü ne çok işittim (k). Ümitlerin bittiği ya da bitmesinin istenmediği acil servis  mekanının kokusu, ruhu olduğu gibi satırların arasından okuyucunun beynine yayılıyor.

 

Müfize Başaran’da “Bunaklarla dolu bir apartmanda yapayalnız oturuyorum.” diyor yaşlı ve 40 kediyle yaşayan kadın. “Kızım beni aramıyor, evine sokmuyor, torunlarımı göstermiyor.” diye şikayet ederken bir yaşlı insanın yalnızlığa çare olarak sığındığı kedilerden medet ummasının ne demek  olduğu öyle içten anlatılıyor ki. Şehrin içinde apartmanlarda yapayalnız yaşayan sayısız insanın   hikayesi bu.

 

Yakup Çavuş hikayesi en bayıldıklarımdan biri oldu. Yaşlı ama yaşlılığa dair hiç bir iz taşımayan hayat dolu  umarsız, dertsiz, bildiğini okuyan, aklına geleni söyleyen, içinde saklamayan neşeli bir insanın son ölüm anında bile bu huyundan vazgeçemeyerek türkü eşliğinde son nefesini vermesi …  

 

Sünnet Düğünü ve Kalaycı Salih… Harika bir hikaye daha. Saflığın, temizliğin, masumiyetin, modern çağın ve bankaların getirdiği mecburiyetlerin karşısında bir roman vatandaşın getirdiği bir kağıdın hikayesi.. İnsan hem üzülüyor hem gülüyor hikayede. Ama bu saflıkları az bulacağımızın bilinciyle yazar ifadesi ile “kalbimiz cam kırıklarıyla doluyor.”  

 

Firdevs’in Bayramı bir başka açıdan erkek şiddetini anlatıyor.  Erkeksiz bayramlar…

 

Kitaba adını veren hikaye…. Çivit Mavisi… Gökdelenlerde yaşarken tabiat özlemini ama kavuşamayarak bunun rasyonel, katlanılır hale getirilişi...  Son cümle çok vurucu olmuş. “En iyi kuzu mangaldaki kuzudur.” Kabullenmesek de şehirde yaşamayı,  mecburiyetler insanı böyle konuşmaya ve yaşamaya yöneltiyor. Ve ‘bizim kuzular çivit mavisiydi’ satırlarını okurken insanın gözleri doluyor.

 

Televizyon hikayesinde çarpıcı bir cümle var. “Uyanmak için televizyon seyredeceğimize, uyumak için seyrediyoruz.”

 

“Ölüm sana yakışmadı” beğendiğim hikayelerden biri daha. “Hakkını helal ediyor musun?” sorusunun muhatabı olmak, bu soru üzerine akla gelen sayısız pişmanlıklar ve hayatın boşluğunu anlamak, özlemek, artık kavuşulamayacağını bilmek… İnsan ne çok sey düşünüyor bir cenazede . Aklımızdan geçen ancak yazamadığımız, dillendiremediğimiz sayısız sorunun mekanı.

 

Merhamet Deliği…  Bir çocuk ağzından tespit edilen ne cümleler var, farkına varınca hayret ettiğimiz. Çok güzel bir hikaye daha.

 

Yalın ayak. Bir polisiye hikaye. Bir mektup hikayesi. Bir ölüm, bir ayrılış, bir anlamama kusuru erkeğe dair… Hikayeyi okurken bir kadının (belki de çoğunun) ne kadar derin olduğunun farkına varmasını istiyor yazar.  Kadınlar derindir, incedir, aslında çok şey istemezler, anlamanızı isterler. Basitlikten, sathi olmaktan mutlu olamazlar demek istiyor. Bu hikayeyi bütün erkekler okumalı aslında . Belki de sadece erkekler okumalı ve anlamaya çalışmalı kadınları. “Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.” diyor hikayede. Uçuş kelimesine takılıyor insan.  

 

Küllük kızı,  Hürriyet hikayesi içindeki bir karakter. Hürriyetin kendisi… İçimizden, sıcacık. Okuyucu kendini onun kolları arasında, evinde, bahçesinde çok mutlu olurum hissine  kapılıveriyor.

 

Fazıl’da eski bir dostu(!),  Hıyardan şemşem kızı’nda unuttuğumuz masalları, Kestaneci Kemal’de çocukluğumuzu ve güzel Anadolu şehirlerini hatırlatıyor bize yazar.

 

Yeni ve iyi bir yazar daha katılmış edebiyat dünyasına.

Hemen keşfetmek gerek.

 

---

Ayşe Filiz Yavuz

Mayıs 3-4/ 2019  

Kastamonu- Cide yolu