Ayşe Filiz Yavuz

 

 

KALEME KARŞI / Murat Kaymaz

 

KALEME KARŞI

 

Yazar: Murat Kaymaz

 

Deneme

 

Ötüken Yayınevi

İstanbul, 2018, 1. Baskı, 135 sayfa

 

Yazarın 3. kitabı. İkişer sayfalık deneme yazılarından oluşan bu kitabı okuyunca “Yazar ne kadar çok okumuş bir adam.” diyorsunuz. Bir makale içinde sayısız bilinen ya da bilinmeyen (en azından benim) kişilerden alınmış kelime, fikir, ifadeler var. Bu da yetmemiş yazar Arapça, Farsça, Latince, İngilizce sayısız kelimeyi de harmanlayarak cümleler kurmuş. Antik hayatın düşünürlerinden, filozoflarından alıntılar da var. Ama yaptığı sadece alıntı değil hatta irdeleme, başka düşünürlerle kıyaslama, birbirine kırdırma.

 

Derinliği çok olan bu yazılarda en dikkat çeken taraf ironi ve mizahi ifadelerin varlığı. Ancak bunları anlamak için bazen cümleyi bir kaç kez okumak, bazen başa dönmek gerekebiliyor. Bir kitap yazarının ünlü düşünürleri, felsefecileri ta antik çağdan bu güne kadar irdeleyebilmesi ve hatta bir biri ile vuruşturması kolay ve hatta herkesin yapabileceği bir iş de değil. Bunun için zeka, bilgi ve okuduklarını değerlendirmeye dair iyi bir derinliğin de olması gerek. Yazıları okuyunca yazarın bu özelliğe sahip olduğu anlaşılıyor. Buna bir de ironi katarsanız ve o tarafı ile de değerlendirir ve hatta ti’ye alırsanız iş daha da farklı bir yöne gidiyor.

 

Yazar daha önceki kitabına adını verdiği ‘Bal Kaşığım’ ifadesini burada da sık kullanmış ve bu ifade ile de Arthur Schopenhauer’ı kastetmiş, sık sık yad etmiş.

“Bal Kaşığım” kitabında felsefi yazılar olduğu belirtiliyor yazarın özgeçmişinde. Yazarın lisans eğitimi biyoloji üzerine. Dolayısı ile biyolojiden de çok sayıda Latince kelimeler başta olmak üzere faydalanılmış ve hatta bir ilaç hazırlar gibi değişik felsefi fikirlerden bir de yazı hazırlamış.

 

Yazarı kendi deyimi ile müellifi tanımlayan cümle herhalde her dilden kelimeleri harmanlayıp yazı yazan, fikir üreten, ironi yapan, bol okuyan ve doğu-batı düşüncelerini birleştirip felsefe yapan bir yazar olduğudur. Kitaplarının sayısı fazla değil ama bu galiba, çok kitap okumasından ve kalemi daha sonra eline almasından kaynaklanıyor olabilir.

 

Kitaba dair aldığım notlar:

 

Kalbin dört odasına-iç mekanlarına- farklı felsefi fonksiyonlar yükleyen ve ona üreme, ölüm, yaşama gibi görevler yükleyen yazısı farklı bir yazı olmuş.

Ibn-i Sina için Aristo’nun izlekçisi ifadesi oldukça garip ve tartışmaya çok açık bir fikir geldi bana (sayfa47) .

 

“Katıksız, sonsuz bir yaşam akışının kendini yeni bir kuşakta ölümsüz edişinin nesnesidir esasen çocuk … Ve başka hiç bir ızdırabın en temeldeki sonsuzca varolmaya sekte vurmak ile kıyası kabil değildir (s 44).

 

Sevgiliye çiçek vermek iyi bir yazı( S 53). Buradaki “ kalemimizin kara çocuklarını yatırdığı ak beşiğe sığmaz (bitki bilim mi yoksa seven kalpler mi daha çok ilgi göstermiştir çiçeklere sorusuna verdigi cevap) ifadesi ile kalem ve kağıda yaptıği tanımlama çok güzel.

 

Bildiğini söylemeyecekse kalem, kakılıp kalsın da kimse tutmasın ardından matem. (s 54).

 

Aa öyle miy-miş nevi adlı makale de Mesnevi üzerinden yeni bir tanımlama yapar. Mesnevi’nin eski alfabe ile yazılışındaki ‘meşnevi veya mışnevi’ biçiminde telaffuzu ile ‘mış gibi yapmak’ denilen günümüzün pek kullanılan deyimine sözü getiriyor ve Mesnevi’nin ‘mış gibi, görüp geçirmiş gibi anlattığından dem vurmaya çalışıyor. Bu da bir ironik bakış.

 

Bu kitapta çok fikir, düşünce ve bakış acısı var. Ancak bunu yemek için ‘bir çuval keçi boynuzunu çiğnemek gerek deyimi sanki bu kitabi okumak için en uygun deyimlerden biri olabilir. Ama çok faydalı ve lezzetli.

 

Unidentified flying objects yazısında (UFO) şu ilk paragraf da güzel “ Ziynetler gerdanda endam etmiyorsa saklanır ekseri… görülmemiş şey değildir bizzat gömenin kendi küpünü bulamayışı”( s 93).

 

Çileci meczuplar ile ekstrem sporlar yapan adrenal bez mağdurlarını aynı satıra sığdırmak da her babayiğit yazarın kalemine sığmaz (s 96).

 

Neysek oyuzdur. Hiçbir eğitim, hiçbir öğreti kara bir kalbi pakize bir yüreğe devşiremez. Bu mümkün olsaydı, herhalde o fevkalade hoca Seneca öğrencisi Neron’dan kendini öldür emrini alıp damarlarını hacamat etmek zorunda kalmazdı. Ama büyük düşünür bundan gafil değildi ve ‘insanın isteme duygusu terbiye edilmez’dediydi ‘ velle non discitur’” Eflatun’u da şahit gösterir bir sözüyle “ Eğitim ve öğretimle Kötü insan hiç bir zaman dönüştürülemez iyiye.” Ve Eflatun ile bunu yine pekiştirir. “ İnsanın şuuru kısmen doğuştan gelmekte, kısmen de hayatın içinde gelişmektedir. Oysa ahlak ve erdem ne insanın doğasında yer alır ne de dünyada edinilir. Bunlar ancak ve ancak Tanrının takdiri ile insana geçerler.” Ama bunu yazmakla zihnimize düşen şu düşünceden de bizi kurtarmaz yazar. “ Öyleyse günahlarımızdan biz mesul değiliz, tanrı mesul.” Bu bir abes düşüncedir. (s 110)”

 

Güncel adlı yazıda (s.131) kırmızı başlıklı kız ve kurttan bahseder ve şu fikri verir insana: Kızın kurda soru sorması onun akıl işaretidir. Pasif değil aktif bir rol vardır burada. Çocuklara bu masal okunduğu zaman verilen “tanımadıklarınızla konuşmayın” mesajının yanlış, ‘soru sormayı öğrenin’ mesajı ise doğru bir yönlenmedir ve hikaye yeniden okunmalıdır. “O yolunu şaşırmış kurt,

kurtluğunu bırakmış da fitneden medet ummuştur.’ der ayrıca. Bu da bir başka hikaye okuma bakışıdır.

 

Eleştiri:

 

İçinde biri kısa, biri uzun iki de şiiri var yazarın. Yine üslup aynı. Bir deneme kitabının içinde şiir olması doğru mudur, tartışmalı bir durum.

 

Bol yabancı kelime ve felsefi, yorumlu cümlelerin varlığı ile yazıların okunması zorlaşıyor, bazen hiç akmıyor, bazen ise su gibi gidiyor. Türkiye’de felsefe yazılar, denemeler fazla okunmazken yazarın bunu kaleme alması bir cesaret işi ve takdire şayan. Ancak … Bu kitabı daha bir okunacak sadelikte yazmış olsaydı iyi olurdu diye düşündüm. Bu hali ile okuyucuyu cezbetmek biraz zor. Okumayan bir milletin, hap bilgi isteyen, bir cümlelik felsefe yapan (yapamayan) bir neslin çocuklarına bu kitap oldukça ağır gelebilir.

 

Bölüm başlıkları çok ilginç. Ancak bu başlıkların altındaki yazıları başlıklar kadar ilginç olmayabiliyor. Hangi başlık altında ne okuyacağınızı kestiremiyorsunuz genellikle.

 

Kapak çok iyi.

 

Yazarın kalemine sağlık

 

Yorum:

Ayşe Filiz Yavuz, Ekim, 2018, Ankara