Ayşe Filiz Yavuz

 

 

UNUTTUM BEN O ŞİİRİ / Zeynep Yenen

 

Türü: Şiir, Serbest ölçü

 

Kurgan Edebiyat, Ankara 2018, 94 sayfa, 1. Baskı

 

 

Klasik bir şiir kitabı mı bu kitap? Hem evet hem hayır. İçinde aşk var ama başka şiir kitaplarıyla kıyaslayınca az. İnsani duygular çok, en çok da günümüzün toplumsal konularına yapılmış ağıt, serzeniş, duyarlılık var. Üç hikaye kitabından sonra bir şiir kitabı yazmak ve bunu kitaplaştırmak kolay değil. Satırlardan mısralara geçiş, söyleyeceklerini kısa ama lirik olarak anlatmak ile satırlara lirik kaygı taşımadan dökmek ayrı işler. Ama diğer taraftan benzerlikler de var. Hikaye gibi kısa anlatımlarda her kelimeyi, cümleyi seçerken yaptığınız titizliği burada daha fazla yapıyorsunuz. Yetenek de varsa şiir çıkıyor.

 

Kolayca okunan, kelimelerde ne tür bir gizli anlam, mecaz var diye düşünmeden okuduğunuz ve anladığınız kolay şiirler bunlar. Ancak anlam yüklü, hayata dair hassasiyetlerin doruğa çıktığı sözler, mısralarla dolu bir kitap olmuş. Şiir kitabında Çocuk yaşta evlenen bir kızın (Korkuluğa özlem) , bir Suriyeliye kapısını açan bir ailenin, çocuğunu canlı bomba olarak veren bir babanın, unutulan seslerin, kokuların, içinde kaybolunan şehirlerin (Uzaylı ve Kocaman şiirleri) hikayeleri var. Aslında şiirler birer hikaye tadında devam ediyor. Yangın şiiri başlı başına bir hikaye. Komşuda çıkan yangında açılan bir komşu kapısı, yapılan misafirlik, sonradan kendilerinin misafir hale gelişi ve yangının kendi evlerine geçişi. Bir büyük tarihsel facia, savaş, kitaplara konu olacak, tarihte yerini yıllar süren bir hadise olarak alacak ve belki de ülkemizde yakında çok büyük felaketleri yanında taşıyacak olan bu olaya yani Suriye’deki ve güneyimizdeki savaşa burada iki sayfada şiirle anlatı yapmak kolay bir iş değil.

 

‘Ufacıktı çocuktu’ şiirinde öfke ile okudum satırları. Kişiliksiz bir babanın Amerika karşısında haklı durumdayken, yaşadığı ezikliğin anlatımı, insanda öfke yaratıyor. Ve çocuğun ve babaannenin duruşu baba karşısında, çok anlamlı görünüyor.

 

‘Artçı göçük’… Maden kazalarında ne dramlar yaşandı. Aslında toplumda her gün bir başka dram yaşanıyor ve yazar bunları gazete haberinden esinlenildi diyerek şiirlerine aktarıyor. Ama bir olayı daha bizim aslında gazetecilerin gözüne sokuyor. Haber uğruna insanı rencide etmek… Çocuklar üzerinden reyting sağlamak… Gayri insani bir zamane davranışı. Ve bu haberleri izlerken mısır yemeye devam eden biz ve sorumluların davranışını da gözümüze sokuyor.

 

Çare şiirinde yanlış anlaşılmak, aptallık, aşk, savaşa karşı tek çarenin konuşmamak, konuşmamanın yolunun da ölmek olduğunu güzel anlatmış yazar.

 

 

Bazen de iki veya dört satırda çok şey anlatılıyor.

 

Cebimden çıkardım/ Özenle/ Sınır taşını/ Aramıza koydum… derken ki insanlar arasındaki kopuşun, ayrılışın ifadesi ne kadar sade ve hüzünlü.

 

Şiirlerden birer demet sunarak kitabi anlatmak daha doğru.

 

Gençtik/ Çiçek taktılar başımıza/ Geçtik / Çiçek koydular mezar taşımıza.

 

Helallik isteyecekler/ Düşüneceğim/ Gençliğim gelecek aklıma, vermeyeceğim.

 

Üşüyorum/ Hava sıcak/ Haziran ortası/ Yüreğim donuk.

 

Unutmadım ben o şiiri / Gidersen ölürüm demiştim/ Gittin, öldüm./ Döndün, dirilmedim.

 

Üstünde durulacak çok şiir var. Yazar mitolojiden de şiirler yazmış. Kitaplardan, kütüphanelerden de bahsetmiş. Düşünürlerin de adını kullanmış şiirlerinde. Öylesine almamış kalemi eline.

 

----------------

 

2018, Kasım, Antalya

 

Ayşe Filiz Yavuz