Ayşe Filiz Yavuz

 

 

KAPIDAKİ YÜZLER / Yıldırım Türk

 

Türü: Hikaye,

 

Ötüken Yayınları, İstanbul, 2018, 123 sayfa

 

İlk baskı, 18 hikaye

 

 

Yazar bir edebiyat öğretmeni. “Ayrı düşmüş zamanlar” adlı ilk hikaye kitabını okumuştum. Güzel hikayelerdi. Bu ikinci kitabıymış. Kitapta anlatılanlar hayatın kendisi. Acımasız geçen zamanın getirdiği, çoğu yalnızlık kokan, vefasızlıkları anlatan yazılar.

 

Yazar kitapta kimi zaman kendi anlatmış olayları, tanrısal bakış açısı denilen üçüncü ağızdan yani. Kimi zaman bir konağı, çocuğu, kitabı konuşturmuş. Yalnızlık, hüsran, unutulmuşluk, ölümler, anlaşılamamak, zamanın acımasızlığı, 40 yaşlarını aşmış olanların yeni nesiller tarafından anlaşılmaması, makam için ortaya çıkan ayrılıklar… Günümüzün hüsran dolu hayatları...

 

Bir kitabın dilinden, kitabın başından geçenler günümüzün en çok dillendirilen bir derdini anlatıyor. Kitaba aşık insanların, ve bu aşklarının aileleri, yakın çevresi tarafından anlaşılamaması, kitabın bir yük olarak görülmesi ve kitapseverin ölümünü takiben bir çırpıda bir hurdacı arabasının kasasında bilinmezliğe gönderilişi… Sahipsiz kalan kütüphaneler, kitaptan anlamayan, sevmeyen ailelelerin gösterdiği davranışlar, arkadaşların bu kitapları alması, geri getirmemesi veya çalması yada diğerleri…

 

“Yolculuk nereye” benim favori hikayelerden biri. Rus gelin istemeyen bir annenin ve iki arada kalan bir gencin hayatı… Bir kaza… Evlatlıktan reddettiğini söyleyen bir anne… Cok güzel bir hikaye yazılmış. Bir kaza ile hayatın herkes için eşitlenmesini çok iyi anlatıyor yazar. Kışın ortasında, gece yarısı yardım bekleyen insanların ruh durumu… Okuduğum en iyi kaza anına dair bir yazı ve duyguların anlatımı…

 

“Çoraklaşan günler” bir başka favori yazı. Bir kaynana hikayesi…

Bu hikaye öyle tanıdık ki. Kullanılan ve örselenen insanlar ile örseleyen ama sevilen, kıymetli olan gelinlerin hikayesi… Atılan kazıklar, geç farkedilen fedakarlıklar ve geç kalan özürler…

 

Vahit kayboldu, mahallenin meczubu ve yeni nesil tarafından değeri bilinmeyen eski zaman insanları… Anlaşılamadığı için zamana yenik düşen bu şahsiyetler, esnaf grubu ve Vahit’in ortadan kayboluşu ile bereketin de bitmesi...

 

 

Kapıdaki yüzler, kaybolan yüzler, kitaba adını veren hikaye… Günümüze ütopik bir gönderme.

 

Gurbette çocuk sesleri Suriyeli çocukların bir bot ile Avrupa’ya kaçarken son bulan hayatına dokunuyor. Ve yaşadığı acılı, zor zamanlara… Suçsuz çocukların, suçlu büyüklerinin yüzünden çektiklerine değinilmiş. Ama sadece çocuk gözüyle… Keşke bu hikayeyi annesi, babası, savaşın bir tarafı olan yöneticiler ve hatta batan botun sahibi yani göçmen ticareti yapanların gözüyle de… Birisini haklı göstermek icin değil, farklı bakışların ne olduğunu herkesin, her okuyanın da görebilmesi için.

 

Öğretmen ve öğretim üyesi hikayeleri, yazarın mesleği veya kendi yaşadıkları belki de. Taşrada son kalem, kasaba gazetesi, politikalara direnememe de bu ülkenin diğer sorunları.

 

Eski konakların yıkılışı, tabiatın para, maden ocakları ve şehirler için yok edilişi de hikayelere konu edilmiş.

 

“Kuşlar döner mi yurduna”, “Yaşanmamış gibi” gibi hikayeler bilinen şehir hikayeleri. Kaleme alınması çok iyi olmuş. Bilinen ama az yazılan konulardan. Gittikçe değişen dünyanın getirdiği hayatlar…

 

Eleştiri:

 

Kapak fazla sıradan bir karakalem çalışması olmuş. Daha iyi olabilirdi. Kitap kapaklarının kitabı sattıran yada cezbeden ilk unsur olduğu unutulmamalı.

 

‘İçimde güneş batıyor’ hikayesinde hikaye eksik kalmış gibi bir his yaratıyor. Hikayeye konu olan kahraman hekimden ne istedi, neyi alamadı, hekim kimin nesi ve sonra neden herşey tersine döndü(?), fazla kapalı bir hikaye anlatılmış. Torpil, üst makamlar, sen benim kim olduğumu biliyor musun mesajı iyi verilmiş. Duruma göre davranış değişiklikleri çok iyi verilmesine rağmen buna yol açan durumun anlatılmaması okuyucuda şüphe uyandırıyor.

 

Bazı hikayelerdeki cümlelerde kullanılan zamanlarda da sıkıntı var. “-yordu” takısının hikayenin cazibesini kaybettirdiği, tecrübeli bir hikayecinin, sıradan bir anlatıcıya dönüştüğü bir zaman takısı olduğu çok belirgin. Oysa yazar iyi bir hikayeci.

 

Yazarın kalemine sağlık

 

-------

 

Ayşe Filiz Yavuz, 2018, Ekim

 

(Bu kitapta yer alan "Geçtim Dünya Üzerinden" adlı hikayeyi okumak için >>> )