Ayşe Filiz Yavuz

 

 

KIRMIZI PAZARTESI / Gabriel Garcia Marquez

 

Çeviri: İnci Kut, Can Yayınları, 31. Baskı, 107 sayfa,

Türü: Roman

1982 Nobel edebiyat ödülü almış bir kitap.

Kitabın başında : “Herkesin işleneceğini bildigi bir cinayet” cümlesi yazıyor. Yazarın çocukluğunda yaşadığı kasabada işlenmiş olan bir cinayetin alt yapısını araştırarak romana aktarması ile ortaya çıkan bir eser. Bir soruşturma gibi geçer romanın anlatımı.

Yer Güney Amerika. Kasabada bir cinayet işlenir. 20-21 yaşındaki genç ve yakışıklı Arap asıllı birini, sabahın erken saatlerinde ikiz erkek kardeşler bıçaklayarak öldürür. Gerekçeleri, kız kardeşlerinin bu genç tarafından kirletilmesi, bunun ise kızın evlendiği düğün gecesi damat tarafından anlaşılması ve kızın baba evine geri bırakılmasıdır. Kız sıkıştırılınca bekaretini bu gencin aldığını söyler.

Anlatıcı bu olayı araştırırken kasabada herkesin bu cinayetin işleneceğini duyduğunu, bildiğini, anladığını ve aslında öldürülecek gence haber verecek zaman da olmasına rağmen vermeme veya verememe sebebini araştırır romanında.

Kitapta herkesin suçlu olduğu bir kasabanın vicdanı sorgulanır.

Öldürülen gencin gerçekte suçlu olup olmadığını da sorgular. Yıllar geçtikten sonra bunu söyleyerek gencin öldürülmesine sebep olan kızı da… Hatta gelini baba evine geri bırakan ve sonra kasabadan ayrılan damadı da…

Sonu belli olan bir olayı böyle geriye dönüşlerle irdeleyen ve heyecanın dozunu düşürmeden anlatan güzel bir kitap.

Nobellik mi(?) sorusuna cevap vermek tartışılabilir. Çok iyi romanlar her zaman vardır ve kimisi nobel alır kiminin adı bile anılmaz. Ancak yazarının bir bütün edebiyat hayatı dikkate alınınca hakettigi, konu olarak ise “kamu vicdanı” sorgusu yapılması önemli bulunmuş ve bu ödül verilmiş olabilir. Nobel ödüllerinde zaman zaman politikanın, o zamanın ihtiyacı (!) olan bazı sonuçların varlığı bilinmekle beraber, bu kitabı okurken bütün bunları bir tarafa bırakarak okumak ve romanın tadına varmak daha doğru bir yaklaşım olur.

Bu kitap, üstünde düşünülecek, üstelik rahat ve zevkle okunabilecek bir kitap.

İçinde üç dört yerde ‘Türkler’ diye geçen bahsin dip not ile ‘Araplar’ olduğu belirtiliyor. Arap ülkelerinden Osmanlı son dönemlerinde ve Cumhuriyetin başlarında Güney Amerika’ya göçen Araplardan ‘Osmanlı’dan geldikletri için ‘ Türkler diye bahsediliyor.

“Aşk avına çıkmak, şahinle avlanmak gibidir. Gil Vicente” cümlesi başlangıç sözü olarak alınmış . Üstünde düşünülecek bir giriş cümlesi bu.

Sayfa 34 de “Göbek kordonu başını çevresine dolanmış olarak doğan kraliçeler gibi” diye bir ifade var. Bu bir halk inanışı olarak dikkat çekiyor.

Sayfa 37 de “Aşk da öğrenilir.” cümlesini sarfeder anne, kızının evlenmeyi istememesi üzerine. Aşk değil sevmek öğrenilir, aşk farklıdır. Bu ancak kızını ikna etmeye çalışan bir annenin söyleyeceği bir zorlama sözüdür. Yazarın burada yaptığı ironi dikkate değer bir halk düşünce şeklidir ve “duyguyu öğrenmek” konusu üstünde durulacak ve felsefesi yapılacak bir cümledir.

------

Mart 2020/Ankara

Ayşe Filiz Yavuz