Ayşe Filiz Yavuz

 

 

KUZEYLİ ANNEM / Jean-Louis Fournier


 

Çeviren: Aysel Bora
YKY Yapı Kredi Yayınları / 2. Baskı

İstanbul/ Şubat 2020 / 150 sayfa

Bir roman veya hikaye tadında olan hatırat kitabı. Yazar Fransız. Kendi annesinin resimlerinin ona dair hatırlattıklarını kaleme almış. Onun ilk çocukluk resminden başlayarak önce resmin kendinde oluşturduğu duyguları ve o döneme ait anne hatıralarını ekleyerek yapmış bunu. Farklı bir hatırat çıkmış ortaya.

Bol bölümlü. Her bölümün adı hava durumuyla ilgili. Bu durum, kitapta annesinin hayatına dair kendinde uyanan hava durumunu anlatıyor. Rüzgarlı, fırtınalı, yavaştan meltem çıkacak, hava parçalı bulutlu, sonra kar bekleniyor gibi.

Bölüm içindeki yazılar ise yine bir, iki paragraf çoğunlukla. Nadiren bir kaç sayfa olarak yazılmış.

Kitabın kapağındaki fotoğraf yazarın annesine ait.

Paris’e çok uzak olmayan bir kasabada doktor olan babasıyla-ailesiyle yaşayan yazar annesine “Kuzeyli” ifadesini kullanırken “az kalsın benim soğuk annem’ diyecektim.’ diyor. Çevresinin bildiği, düşündüğü veya göründüğü şekliye bu ismi uygun görmüş. Ancak haksızlık etmemek adına vazgeçip, yine de soğuk olduğuna dair “kuzeyli” ismini kararlaştırmış. Annesi, doktor olan babasına aşık olup evlenir. Doktor baba, cazip bir koca adayıdır ayrıca. Güçlü, neşeli, keyifli bir adam. Ancak bir kusuru vardır ve bunu evlenmeden önce annesine ve onun ailesine söylememiştir. Alkoliktir. Çevrede saygın bir hekimken giderek iyice alkole düşen, evini ihmal eden, gece yarıları eve yalpalayarak gelen ve artık saygınlığı kaybolmuş, herkesin para vermediği, derbeder bir hal almıştır. Annesi ilk başlarda aşık olduğu bu adamdan giderek ümidini keser, Boşanamaz, aynı evde annesi ve teyzesiyle birlikte yaşamaktadır aile. Koyu bir dindar olan anneanne buna asla izin veremeyecektir ve bu yüzden boşanmanın adı bile geçmez evde. Onların desteği ile ayakta kalır. Çocuklarını büyütür. Kocasının “Hekim eşi çalışamaz.” demesine rağmen mecburiyetten sınava girer ve bir işe girer. Bu sayede çocuklarını yetiştirir. Kendini ve çocuklarını hayata hazırlamak ve hayatı yaşanılır kılmak adına sanat faaliyetlerini ve deniz tatillerini hiç ihmal etmez.

Annesi mesafelidir, çocuk-torunlarına dahi kendini öptürmeye yanaşmayan, çok girişken olmayan, kavgaya meyilsiz, hakkını pek aramayan farklı bir insandır. Bu yüzden soğuk bulunur. Oysa kırılgandır, hassastır, zariftir, ince bir kadındır, sanata düşkündür, müziği, şiiri, konserleri, resim yapmayı sever. Kocasından alamadığı maddi desteği kendi para kazanarak, hatta tasarruf için evde ayakkabı tamiri yaparak sağlamaya çalışır.

Sevgiye, ilgiye aç bir annenin kendini sıklıkla ölümle ilgili bir bahane ile öne çıkarmaya –dikkat çekmeye çalışmasına rağmen, o yazarın ifadesi ile önce kocasının, sonra anneannenin, daha sonra evin büyük oğlu olan yazarın arkasında kalır. Taki artık hayatinin ileri yaşlarında yalnız kaldığı dönemler gelinceye kadar.

Yazar kitap arka kapağında annesini soğuk bulmadığını aslında onu cok özlediğini itiraf eder.

Kitabı okuyunca okuyucu “Ben de annemi böyle sade, kısa, ancak dopdolu anlatabilir miyim, yazabilir miyim?” diye aklından geçiriyor. Anneyi anlatmak... Ne zor, ne kolay. Her annenin bir abide olduğu ülkemizde, zor hayatları ve yaşanan duyguları anlatmak ne zor. Bu zorluğun içinde sade ve mütevazı kalmaları ve bunu yazmak ne kolay.

Kitaptan bazı cümleler:

“Normalde çocuklar ağlar, anneler değil. Ama benim annem gece yatakta yorganın altında ağlıyordu bize hissettirmeden.”

“Ölümün ardından rötuş yapılmaz, ölüm kesindir.”

“Bowlingde lobutları deviren sadece top değildir.” diyor. Yalpalayarak yürüyen babasını devrilmesin diye tutan annesi, kendisi devrilecektir neredeyse. Oysa annesi bir devrilse devrilen sadece babası, annesi değil, çocuklar da devrilecektir, aile bu yıkımın altında kalacaktır. Yazar bunları görür ve hafızasına kaydeder tek tek.

İyi bir kitap. Rahat bir kitap. Anneye dair çok ortak noktaların hatırlanacağı bir kitap.

 

--------------

2 Ocak 2021 / Ankara

Ayşe Filiz Yavuz