Ayşe Filiz Yavuz

 

 

MEV'UT HÜKÜM / Halide Edib Adıvar

 

MEV’UT HÜKÜM

Yazar: Halide Edib –Adıvar

Türü: Roman

Atlas Kitabevi, İstanbul

4. Baskı, 1983, 232 sayfa

Bir psikoloji kitabı, hekim-hasta ilişkisi kitabı, aşk kitabı, arıza aşklar eseri olarak sınıflandırılabilecek bir kitap bu. Halide Edib Adıvar, İstiklal Harbi döneminin sosyal, milli konularında çok çarpıcı kitaplar kaleme almış ve çok da okunmuştur. Hâlâ eserleri konusunda tartışmalar yapılan yazarın bu kitabı en çok okunan eserlerinden.

Mev’ut hüküm. Vaad edilmiş ve uygulanması için verilmiş karar. Nedir bu karar, neden verilmiştir, doğru mudur, bunlar kitap içinde okundukça cevap bulacak olan cevaplar.

On altı yaşında bir aşk evliliği yapan Sara, kocasının çapkınlık, asker olmasına rağmen müptezel bir hayat yaşamasına rağmen ona tutkuyla bağlıdır. Doktor Kasım Şinasi onu Kocasının bulaştırdığı hastalık icin tedaviye gittiğinde görür. Zaten Sara’nın küçük kızı Atife, Kasım’ın Avrupa’daki tıp tahsili bitip İstanbul’da döndüğünde karşılamaya gelen amcası ve yengesinin yanındadır ve Sara da yengesinin kız kardeşidir. Sara ile hem akrabalık, hem hasta-hekim ilişkisi içinde ilgilenmeye başlayan Kasım, hem Sara’nın naif halinden, hem kocasına olan hastalık derecesindeki derin aşkından, hem güzelliğinden etkilenir. Kocasının bu kadına olan aşağılayıcı ve umursamaz davranışının da etkisi bunda olabilir.

Aslında burada yazarın bahsettiği kitapta geçen şahsiytlerin hepsinde biraz hastalıklı duygular vardır.

Hayatta hiç aşık olmamış Kasım’ın aşk hakkında ilgisiz ve önemsiz diye bahsederken en hastalıklı halde aşık olması

Sara’nın aşık olduğu kişilere hastalık derecesinde tutkusu ve tam ruhsal teslimiyet ile ortaya kişiliksiz bir karakter görüntüsü vermesi

Karısı Behire’nin Doktor Kami’ye olan aşkını fark etmeyen silik bir şahsiyet, ya da kendi Avrupai yaşam tarzı içinde fark etmeyen Kasım’ın amcası

Hem Kasım, hem Sara’yı kıskanan ve Kami’ye olan aşkından dolayı sürekli iğneleyici hareket ve imalarda bulunan Sara’nın anne ayrı baba bir kız kardeşi Behire

Ölen abisinin yeniden evlenmiş olan eski karısı Sara’ya, kendisine hep kucak açan, destek olan Sara’nın kocası Doktor Kasım’a rağmen aşık olan Kami. Gerçi aşık olmak hastalık değil, Kami’de bu aşkı hep içten yaşamasına rağmen bu karışıklığın içinde yer alır.

...

Sara’nın kocası yakışıksız bir şekilde ölür. Sara’yı avutmak ve tedavisine yardımcı olmak Kasım’a düşer. Bu arada ortada kalan küçük kızı Atıfe’nin tek hayatla bağlantısı ve desteği Doktor Kasım’dır. Zamanla bu aşk evlilik ile sonuçlanır. Kasım bütün servetini aşkı uğruna Sara’nın ayaklarına serer. Bu hikayenin içinde Kasım’ın babasının köşkünde babasıyla yaşayan amcası ve onun karısı (Sara’nın kız kardeşi) Behire, sonra dahil olan Sara’nın eski kayınbiraderi Kami de dahil olur.

Yazar o cok sıkıntılı, perişan, fakirlik, fedakarlık, dolu dönemini cok iyi anlatan kitaplarına karşılık burada para derdinin, fakirliğin olmadığı köşk, yalı vs de gecen bir hayat var.

Ancak yazar burada yine yapması gerekeni Doktor Kasım ve Kani kimliğinde yapar. vatanseverliği, fakir ve muhtaç insanlara yaptığı maddi ve mesleki destek, haftanın bir kaç gününü sadece fukara muayene günü olarak ayırması, savaşa hiç tereddüt etmeden gitmesi ile bu iki hekim üzerinden vatanseverlik göstermiştir.

Yazarın buradaki ilişki ağı karışık ve hastalıklı gibi görünse de, hiç müptezel bir davranış yoktur aralarında. Her şey duygu veya konuşma seviyesinde kalmıştır.

Kasım’ın kitabın sonunda verdiği karar ve yaptığı, Kasım karakteri üzerinden bu kitabı tartışmaya açabilecek bir durumdur ve buradaki karakterlerin hepsi belki de bir tez konusudur.

Değerlendirme:

Yazar ilişkileri, duyguları, çok ağdalı ve teferruatlı olarak anlatmıştır. Bu anlatı zaman zaman teferruatları ve uzunluğu dolayısı ile okuyucuyu sıkabiliyor. Belki kitabin neredeyse dörtte biri bu durumu anlatıyor. Bu anlatım çok dikkatli bir gözlemi gerektiriyor. Ancak yine okuyucu üzerinde biraz fazla hissi veriyor.

Kitabın başındaki Emil Zola’ya ithaf bana çok dikkat çekici geldi. O dönem (bugün icin de öyle) de önemli bir edebiyatçı olan ve belki de Halide Edib üzerinde büyük etkisi olmuş olabilir.

Kitap 1983 baskısı bir kitap olduğu için kapak resmi, kalite açısından zayıf. Sarı saman kağıt, kelime, imla hataları ile dolu. Ancak kapak resmi, sarı kağıt, içinde kullanılan asıl haliyle alınmış kelimeler, matbaa yazı şekli ile tarihi bir kitap, antika bir eser okunuyor hissi veriyor. Zaten olayların geçtiği dönem de bu hissi okuyucuya fazlasıyla veriyor.

Edebiyat tarihinde önemli yeri olan bu kitap okunması gereken bir eser.

-----------

2020 Temmuz

Ayşe Filiz Yavuz