Ayşe Filiz Yavuz

 

 

ÇOCUKLUĞUN SOĞUK GECELERİ / Tezer Özlü


 

YKY Yayınevi. 11. Baskı. (Yıl belirtilmemiş)

65 sayfa. Roman olarak başına yazılsa da bir Novelle (Romancık) Yazarın hayatını yazdığı bir anlatı aslında, Roman değil, hatıra.
Dört bölümden oluşan bir kitap. Kapakta bir yabancı tarafından çekilen yazarın fotoğrafı var.
Yazarın adını ne zaman duysam aklıma yazarın sonu gelir ve karıştırırım. ‘İntihar mi etmişti genç yaşta, kanserden mi ölmüştü?’ diye. Çünkü yazarın yapısı depresifti, kitapta da hatıralarında defalarca ağır depresyon dolayısı ile hastanede yattığını anlatıyordu. Ama vefatı intihar değil, kanserden olmuştu.
Yazar farklı kimliği olan biri. Çocukluktan itibaren cinselliğini yaşamayı hep öncelikli olarak düşünmüş. Neden diye sorulacak olursa cevabını kitapta bulmak mümkün. Çalışan anne babanın çocuğu, evde babaanne ile yaşayan, ‘sevgisiz, sevişmesiz karı kocalar’ diye nitelediği bir evden, hep kuru tembih ve kurallardan oluşan bir ev hayatından; Avusturya lisesindeki rahibelerin baskısından ve sevgisizliğinden yaralanan bir ruhun oryaya çıkardığı bir kişilik. Soğuk çocukluk geceleri kitabın
adını ve onun benliğini anlatıyor. Soğuk ruhunu doyuracak ısıtacak bir sevgili, koca, erkek arayışında yazar. Yalnızlığını, soğuğu, böyle ısıtmayı tercih eden, ama bunu bile aslında gerçekten yaşayamadığını satır altlarında hissettiren bir anlatı bu kitap.
Yazar devrimci kimliğini ve cinsel hayatına ait noktaları kitabında sere serpe ortaya koyuyor.
Yazarın kitabında değerlendirilecek farklı yerler var:
Edebi açıdan: Anlatım dili iyi, Türkçe kullanımı yerinde. Yazarın bu hakimiyete rağmen bir kitabını Almanca yazıp ödül de kazanması bir bilgi olarak özgeçmişte yazıyor. Sonra da Türkçe olarak yazar tarafından yeniden kaleme alınmış. Yalnızlığı ve depresyonu ifade edişi ile ilgili satırlar çok iyi betimlenmiş:
“Kauçuk ağacını bugün de hiç sevmem. Orta sınıf evlerin ağır, bunaltıcı havasını ya da hiçbir işin yürümediği, memurların bütün gazeteleri evirip çevirdiği, duvarlara baktığı büroların sigara dumanlı havasını anımsatır bana. S.11”
“Pazar günleri...Şimdilerde... Sokak aralarından geçerken... Gözüme pijamalı aile babaları ilişirse, kışın yağmurlu gri
günlerde tüten soba bacalarına ilişirse gözlerim... Evlerin pencere camları buharlaşmışsa... Odaların içine asılmış çamaşır görürsem... Bulutlar ıslak kiremitlere yakınsa, yağmur çiseliyorsa, radyolardan naklen futbol maçları
yayımlanıyorsa, tartışan insanların sesleri sokaklara dek yansıyorsa, gitmek, gitmek, gitmek... isterim hep. S. 16”
“... kavranması istenen önümüzde bekleyen tüm yaşamın sıkıntısı var. S.23”
“Geceler çok erken gelir hastanelere. Ama bitmek bilmez. Gün doğmak bilmez. Kış günlerinin hemen öğleden sonra
kararıveren havasıyla birlikte akşam çöker hastane koridorlarına. S.39”
Bunlar depresyonu anlatan satırlardan sadece birkaçı.
Konu: Çocukluk, gençlik yılları, hastaneye yatırılıp çıktığı, kısmen evliliklerinin hikayeleri var kitapta. Kitapta rahibeler
tarafından yönetilen bir misyoner okulundaki hayatın bir çocuğun ruhundaki etkisinin izlerini görmek ve vicdanı sızlamamak ne mümkün. Hâlâ devam eden bu okulların varlığının kaç çocuk ve gencin hayatını etkilediğini düşününce olayın vahameti ortaya çıkıyor.
Depresyon kitaba kocaman bir damga vurmuş, yazarın tanımlamalarında sıkıntı, ruhsuzluk izleri, sessizlik, kimsesizlik var. Yazar bu yüzden her yerde sokakların, caddelerin sesini, canlılığını, şehrin ışıklarını özlüyor.
Kitapta dikkat çeken bir nokta kullanılan isimler. Simgesel isimler bunlar. Süm, Bunni, Günk... Kendi hayatını bütün açıklığı ile yazan bir yazarın bu simge isimleri neden kullandığını çözemedim. Belki kendi evlerinde kullandıkları lakaplardı bunlar. Ancak okuyucu bunları çözmek istese de benim gibi çözemiyor ya da iyi gizlenmiş bir anlama sahip. Ben bulamıyorum kitapta veya çözemiyorum.
Cinselliğin sık vurgulandığı bu kitap aslında bir yalnızlık, sevgisizlik kitabı. Sevgisiz bir ailenin ve okulun yarattığı boşluğu erkek sıcaklığında aramanın, sokakların canlılığında, şehrin gürültüsünde aramaya çalışan bir insanın hatıraları.
 

-----------
Ayşe Filiz Yavuz
Haziran 2021/ Ankara