Gevher Demirkaya Aktaş

 

MİHRALİ BEY’İN HAYATI

Mihrali, Tiflis’in Karapapak köylerinden birinde doğmuştur. Sünni bir aileden gelir. Mihrali on yedi on sekiz yaşlarındayken vefat eden babası, Karapapak milli ve dini adetlerine aykırı, Hıristiyan geleneklerine göre hükümetçe gömülmüş. Yerel Rus hükümeti düzeni korumak için geçici bir de karakol koymuş. Mihrali bu duruma çok içerlemiş. Bir gece gizlice mezarlığa gidip babasının kabrini açmış. Cenazeyi Müslüman mezarlığına taşımak için çıkarırken, kendisini engelleyen karakol neferini öldürmüş. Babasının cesedini alıp götürmüş. Müslüman mezarlığına gömdükten sonra yakalanma korkusuyla kaçmış.

Çarlık Rusya hükümeti bu genci aradıkça o kaçmış, kaçtıkça da cinayetleri artmış. Nihayet aramalar sıklaşıp yakayı ele vereceğini anlayınca, sınırı geçmiş. Türk tarafındaki Karapapaklara sığınarak gizlenmiş.

Rusya  sefareti aracılığıyla kanun kaçaklarını Osmanlı hükümetinden istiyor. Bunların içinde Mihrali’nin ismi de vardır. Devlet yakaladıklarını teslim eder. Mihrali yakalanacağını anlayınca Türk jandarmasına da karşı gelir, iki askeri şehit eder ve Rusya’ya kaçar. Rusya’da da sıkıştırılır. Yine asker, polis öldürür Türk tarafına geçer. İstanbul’daki Rus sefareti Şüreğel kazası idarecilerini Mihrali’ye yataklık etmekle suçlar. Kaza idarecileri telaşa düşerler ve büyük bir kuvvetle Mihrali’yi takibe çıkarlar. Düz bir ovada sıkıştırırlar. Mihrali teslim olmaz, silah çeker. Bunun üzerine karşılık verirler. Sonunda Şöreğel’in idare meclisi azasından Karip Ağa bir zaptiyemizi vurup öldürür. Kendisi de yaralanıp yere düşer. Kaçmaya gücü kalmadığından yakalanır.

Sorgusu yapılır. Mahkemede hiçbir soruya cevap vermez. Kars Temyiz Meclisi kanun gereği idamına karar verir. Hüküm evrakı Erzurum Erzurum’daki Temyiz Divanı’nın da onayından geçtikten sonra İstanbul’daki Temyiz Mahkemesine gönderilir. Karar onaylanıp çıktığı sırada Mihrali Kars hapishanesinden kaçar. Mihrali’nin kaçış şekli de, öyküsü ve kendisi kadar tuhaftır.

Şöyle ki, Mihrali Bey, Kars hapishanesinde prangalara bağlı olarak aldığı kurşun yaraları tedavi edilirken “Zehirli ilaç kullanıp beni öldürürler” düşüncesiyle yarasını hükümet tabiplerine baktırmaz. Kendi kendini Karapapakların yara iyileştirme usulüyle tedavi eder ve kısa zamanda iyileşir. Hapishanede başka bir tutukluya ekmek getiren kadını, kocası aracılığıyla kandırır. Kadının ekmek içinde getirdiği eğe ile yavaş yavaş pranga demirlerini keser. Sonra da bulunduğu hücrenin temelini kazmaya başlar. Duvarın öteki tarafına geçilebilecek kadar bir delik açar. Ardından bütün mahpusları firara teşvik eder. “Hepimiz birden filan gün, filan saatte, hapishanenin kapısındaki demir parmaklık açıldığı sırada, aniden kapıya hücum edersek, zaptiyeler dayanamaz ve şaşırırlar. Bizde kurtuluruz.” diye herkesi kandırır. Gerçekten de uygun bir zamanda, demir parmaklıklar açıldığı sırada bütün mahkumlar kapıya hücum ederler. Zaptiyeler karşı koyar, askerden destek istenir. Ateş ederler ve tutuklulardan bazıları yaralanır. Kimsenin kaçmasına fırsat verilmeden olay yatıştırılır. İşte bu hengâmede Mihrali, arka tarafta hazırladığı delikten fırlayıp kaçar. O civarda bir evin damının üzerindeki ot yığınının içine saklanır.

Zaptiyeler sayım ve arama yaparken Mihrali’nin kaçtığını anlarlar. Şehrin içine dışına süvari ve piyade zaptiyeler dağılır. Bütün aramalara rağmen bulunamaz. Nihayet sivil polisler Mihrali’nin bulunmasından ümidi keserler. İki gece üç gün aç susuz otların içinde yatan Mihrali, araştırmaların kesildiğini anlayarak, bulunduğu yerden çıkar. Bakıyor ki gizlendiği yer, Kars’ta bulunan piyade taburunun saka beygirlerinin bağlandığı ahıra yakınmış. Otların arasından süzülür, ahırın damına çıkar. Tepede bulunan pencereden aşağıya sarkar ve içeri düşer.  Uykudaki saka erlerinin haberi bile olmadan beygirlerini birinin üstüne atlar ve oradan kaçar. Aynı gece Şöreğel’e gelir ve Karapapakların arasında saklanır. Artık namlı biridir. Onların yardımıyla at ve silah edinir. Karapapaklar’dan birlikte gelmek isteyen bazı delikanlıları yanına alır ve Rusya tarafına geçer. Orada da aranıyordur. Bu yüzden dağlarda, mağaralarda gizlenirler.

1877- 78 Osmanlı- Rus Harbi ( 93 Harbi) başlamak üzeredir. Rus hükümeti, ordusunda hizmet etmek kaydıyla, Lezgi, Çerkez ve Karapapaklardan, Mihrali gibi meşhur eşkıyaları bağışlar. Mihrali ve ekibi bunu sevinçle kabul eder. Serbestçe yanına gönüllü süvariler toplamaya başlar. Bir taraftan da Kars kumandanı Hüseyin Hilmi Paşa’ya Karapapaklar aracılığıyla ve gizlice bir mektup gönderir. Eğer Türk tarafında da affedilirse, bulduğu yüz yirmi seçkin süvari ile Osmanlı ordusuna geleceğini, din uğruna cihat ederek can vermeye hazır olduğunu bildirir.

Türkiye tarafından da affedilince, topladığı süvarilerle korkusuzca Rusya’dan çıkıp Kars’a gelir. Böylece hem kendisini affettirdi ve hem de ordumuza büyük faydaları oldu.

Torunlarının Sivas’ta yaşadıkları biliniyor.

-------

24,12. 2016 Ankara