İsmet Bora Binatlı

 

İNANÇ DÜNYAMIZDA HURAFELERİN YERİ

İslâm dini semavi dinlerin tamamlanmış ve mükemmele erişmiş halidir. Nitekim Allah cc. Ayeti celilesinde “Bu gün dininizi razı olacağınız bir şekilde tamamladım ve adını İslâm koydum” ve Allah indinde din İslâmdır” mealiye  bizlere bildirmiş bulunmaktadır.

Nazil olduğu günden bu yana bir tek harfi bile değişmeden süregelen İslâm buyrukları her türlü noksanlıktan beri olup inanç  dünyamızı  noksansız bırakan bir keyfiyettir.

Ancak, insanoğlu alışkanlıklarından, örfünden, adetlerinden ve  ata dininden kolay vazgeçemediği için yukarıda belirttiğimiz mükemmeliyet içine bazı  kalıntıları din gibi yerleştirmiş ve zamanla uygulana uygulana adeta dinin bir rüknü imiş gibi kafalarda ve kalplerde yer etmiştir.

Bu hal din düşmanlarının bazı bazı dini istismar etmelerine vesile olmuş, dindar kesimi de gereksiz savunmalar içine itmiştir. Biz, dinde olmayan ve fakat dindenmiş gibi algılanan bu tür inanışlara HURAFE  diyoruz. Bu gün, dinimize sokulmuş olduğu tespit edilen 1300 ün üzerinde hurafe olduğu bilinmektedir. Sözlük anlamı itibariyle hurafe” İslâmiyetten önceki dinlerden kalan veya dinde dolmadığı halde sonradan uydurulmuş, asılsız , gerçekle alakası bulunmayan bâtıl inanç, efsane,hikaye,rivayet ve bunun gibi şeyler” diye  tarif edilmiştir.

Bunları anladıktan sonra  hurafelerle amel etmenin ne kadar din dışılık taşıdığını anlatmaya gerek bile yoktur. Çok büyük bir kesimin samimiyetle icra ettiği ve dinden sandığı bu hurafelerden bazılarını tespit edebildiğimizce burada aktarmaya çalışacağız.

Cenazelerin arkasından 7-40-52 nci gece dua okumak

Ölüm yıldönümlerinde  mevlit okumak

Yeni doğan çocuğun dindar olması için göbek  bağının cami avlusuna bırakılması

İki bayram arasında nikah kıymanın uğursuzluk olduğu

Bebeği kırkı çıkmadan evden çıkartmanın uğursuzluk olduğu

Lohusa kadını kırkı çıkana kadar yalnız bırakmamak gerektiği

Gece tırnak kesmenin günah olduğu

Ayakta pantolon giymenin günah olduğu

Güneş veya ay tutulmasında teneke çalmak, silah atmak sela vermek gerektiği

Ateşe su dökülürse cin çarpacağı

Yiyeceklerin ağzı açık bırakılması halinde  gece cinlerin onları yiyeceği

Konuşma zorluğu çeken çocuğun ağzına Cuma günü caminin anahtarını sokmak,

Kırkı çıkmamış çocuğun tırnaklarının kesilmesi halinde hırsız olacağı

Çocukların üzerinden atlanırsa boylarının kısa kalacağı

Çocuğu olmayanlara deve dili veya eti yedirmek

Boyu sık sık ölçülen çocuğun cüce kalacağı

Hamile kadının saçını kesmemesi gerektiği

Nikahta ayağa önce basanın evlilik boyunca sözünün geçerli olacağı

Kısmet açmak için sala vakti  kilit açtırmak

Baykuş ötmesinin uğursuzluk getirdiği

Arabanın önünden tavşan geçmesi halinde uğursuzluk olacağı

İki kadının arasından geçen erkeğin kısmetinin bağlanacağı

Horozun vakitsiz ötmesinin uğursuzluk olduğu

Karga ötmesinin uğursuzluk sayıldığı

Cuma günü çamaşır yıkamanın dikiş dikmenin günah olduğu

Salı günü yola çıkmanın uğursuzluk sayılması

Gece sakız çiğnemenin günah olduğu

Gece ıslık çalmanın şeytanları davet edeceği

Gece aynaya bakmanın uğursuzluk sayıldığı

Sağ elin içi kaşınınca para geleceğine, sol elin içi kaşınınca gideceğine işaret olduğu

Başına kuş pisliği düşen birine kısmet geleceği

Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getirdiği

Cam veya porselen kırılması halinde kaza belayı def edeceğine inanılması

Cenazenin ardından helva dağıtmak

Hastanın başında tuz gezdirmek, kurşun dökmek

Ağaçlara çul çaput bağlamak

Belli günlerde deniz kenarına ev veya kadın resmi çizilmesi halinde ev sahibi olunacağına veya evlenmeye yardımcı olacağına inanmak

Seyahate çıkının ardından su dökmek

Falcıya büyücüye gitmek

Eşik altına işemenin çarpılma sebebi olacağı

Ayakta su içmenin günah olduğu

Nazardan korunmak, aman kimse duymasın nazara gelinmesin diye tahtaya vurmak,

Çocuğun ensesine vurursan hırsız olacağına inanmak

Aynaya bakarken düğme iliklemenin uğursuzluk olduğu.

Bu misalleri ileride daha da artıracağız aklımıza geldiğince. Özellikle, muska, sihir ve tılsım  konuları inançlı insanları hem maddi hem de manevi anlamda sömürmenin  bir yolu olarak kullanıla gelmektedir. Oysa büyük İslam Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa yedi büyük  günahtan birinin sihir olduğunu söylemiş, Kuran-ı Kerimin son iki ayeti olan Nas ve felak sureleri de üfürükçülerden, düğüm atanlardan vs. söz  ederek bunlardan Allah’a sığınırım diye dua etmemizi emretmiştir. Hurafelerin bir kısmı Hıristiyanlıktan, bir kısmı  İslâm örfünden, bazıları Şamanizm’den geçmiş bulunmaktadır.

Örnekleyecek olursak baykuş ötmesi ile ilgili olan  Romalılardan, Kaf dağı ve Anka kuşu efsanesi İran efsanelerinden geçtiği gibi çaput bağlama adetinin Şamanizm’den kaldığı, türbelere mum yakma adetinin ise Fenike7lilerden geçtiği bilinmektedir.

Nazara karşı boncuk takmak, at nalı  takmak  faydasız bir tedbir olmakla beraber çok yaygın bir inanç halinde sürdürülmektedir.  Türbe ve yatırlara dua ederek bir dilekte bulunmakta aslında bidattır. Ağır bir ihmal ve gaflettir. Zira “Yalnız sana ibaret eder, yalnız senden yardım umarız” diye başlayan Fatiha suresine apaçık aykırı bir davranıştır.  Kabirlere kurban adamak,köpek uluması halinde o haneden ölü çıkacağına inanmak ve bazı günleri uğurlu bazı günleri uğursuz saymakta yine  hurafeler arasında sayılabilecek yanlış inanışlardandır. Tevrat’ta Allah dünyayı altı gün çalışarak yarattı yedinci gün dinlendi mealindeki ifadeye istinaden Pazar günü  çalışmanın uğursuzluk sayıldığı hususu da Yahudilikten geçme bir inanış olduğunu ortaya koymaktadır.

Günlerin uğursuzlukları ile ilgili olarak inanılan sapkınlıklardan bazılarını ele alacak olursak ; Salı günü işe başlanılırsa o iş bitmez, Çarşamba gecesi çalışılırsa o eve  kötülük gelir, Perşembe günü çamaşır yıkanırsa zengin olunur, Salı günü yeni elbise  giyersen o elbise yanar.Çarşamba günü süt içmek, ev almak iyi değildir. Cuma günü ev temizlemek günahtır. Cumartesi günü çamaşır yıkamak uğursuzluktur. Arife günü dikiş diken kadın ölmüş çocuğunun derisini diker. Gece sakı çiğnemek ölü eti çiğnemek gibidir gibi bir çok örnek sayılabilmektedir.

Yaygın olarak halk arasında uygulanmakta olan hurafelere devam edecek olursak;

Ayakkabı veya terlik evin içinde ters dönerse o evden cenaze çıkar

Cenaze çıkan evde kırk gün ışık yakmak gerekir ki ruh geldiğinde odasını aydınlık bulsun.

Askere giden genç bir dilim ekmeğin yarısını yer yarısını arkada bırakır.O yarım dilim onu geri çağıracağı için kazasız belasız geriye döner.

Evden çıkan birinin ardından aynaya su serpilirse o kişi kazaya uğramaz

Gurbete gidenin ardından su dökülürse çabuk döner

Elden sabun almak o iki kişinin arasında acı olayların olmasına yol açar.

Gerdek gecesi eşlerden hangisi önce uyursa önce o ölür

Gerdek gecesi  işlerden hangisi diğerine tokat atarsa evde onun sözü geçer. Nikah kıyılırken ayağa basmak da aynı şeydir.

Gök gürlerken buğday ambarına el ile vurulursa mahsul bol olur.

Soğan kabuğuna basmak fakirlik getirir

Nar taneleri yere düşürülmeden yenirse cennete gidilir.

Tarla ve bostanda bitkiler hastalanmışsa sahibinin güneş doğmadan etrafında koşması gerekir.

Çeltik tarlasının etrafı eşeğe binmiş biri tarafından  kuran okunarak dolaşılırsa oraya dolu yağmaz,

At nalı asılan yere nazar değmez

Önünde beştaş oynanan eve fakirlik gelir

Otururken ayak sallanırsa alacaklı kapıya gelir

Cezveden su içilirse zengin olunur

Ayakkabılar ters dönerse şeytan üzerinde namaz kılar

Kefen diken iğne kırılmaz ise uğursuzluğu ve ölümü davet eder

Gece sandık açmak kendi mezarını açmaktır. Cenaze çıkan ev ve civar evlerdeki sular dökülmelidir. Çünkü Azrail  kılıcını o sularla yıkar,o sular artık içilmezler.

Gece ev süpürülürse fakirlik gelir

Ev Cuma akşamı  süpürülürse kıtlık gelir

Misafirin arkasından ev süpürmek iyi değildir.

Zifaf gecesi gelin damat sabunla yıkanırsa aralarına acı ve ayrılık girer.

Ev süpürürken süpürge birisine değerse uyuz olur. Süpürgeye tükürülürse hastalık bulaşmaz.

Güneş battıktan sonra ev süpürmek uğursuzluk getirir.

Gece tırnak kesmek ömrü kısaltır

Gece değirmen çevirmek yoksulluk getirir.

Başı ağrıyan kadın yazması ile camiyi süpürüp tekrar başına  atarsa ağrısı geçer.

Cenaze yıkanırken teneşirin altına dökülen su bir şişeye konur,sarhoşa habersizce içirilirse içkiyi bırakır.

Yeni doğan bebeğin kakası eşik altına konursa cadı zarar veremez, nazar değmez.

Erkek işine giderken önünü kadın keserse işi ters gider.

Kısa boylu kadın uğursuzdur

Hayızlı kadın bostandan geçerken sebzeler kurur

Gelin eve geldiğinde kaynanasının iki bacağı arasından geçerse saygılı olur.

Cuma salasında müezzin bir kızın başörtüsünü sallarsa kısmeti açılır

Çocuğu ölen kadın Cuma günü iş yapamaz.

Çocuğu yaşamayan kadın kırk evden toplanan bezlerden gömlek yapıp doğan çocuğuna giydirirse çocuk yaşar

Aşeren kadın çirkin bir yere bakarsa çocuğu çirkin olur.

Loğusa kadın yedi gün çocuğunu yalnız bırakmaz. Yoksa cinler çocuğu alır.

Loğusa kadın odasına süpürge, kuran,soğan,sarımsak asılırsa al karısı çocuğu zarar veremez

Loğusa kadın ve çocuğun yastığı altına iğne, çuvaldız,kama, bıçak konursa al basmaz

Evli bir kadının yüzüğünü bekar bir kız takarsa kısmeti kesilir. Gelinliğini giyince de hakeza.

Hamileyken yumurta yiyen kadının çocuğu haylaz olur.

Çocuğun yatak örtüsü altına kurumuş insan dışkısı konursa cinnilerin şerrinden korunur.

Beşik altına  türbe ve kabirden  alınan toprak konursa  çocuğu cadı boğmaz.

Çocuk fıtık doğarsa, külotu çalı ağacının bir dalı yarılarak arasından geçirilirse iyileşir.

Kırkı çıkmayan çocuğun tırnağı kesilirse  ya hırsız ya da arsız olur.

Yeni doğan çocuk bayramda eşeğe ters bindirilip köyde dolaştırılırsa ömrü mutlu  geçer.

Çocuğun doğduğu yerde elişi yapılırsa göbeği düşmez

Cuma günü çocuğun ayakları cami kapısında bağlanıp namazdan sonra açılırsa hastalığa tutulmaz.

Sünnet olan çocuğun anası oklava sallarsa sünnet acısız olur.

Bebek ayak altından öpülürse talihsiz,ensesinden öpülürse hırsız olur

Yüzünde yara çıkan çocuğu deniz kenarında  yaşayıp denize giren biri okuyup mesh ederse yara iyileşir.

Çocuk doğduğunda yıkanıp tuzlanır sofra bezine sarılırsa tok gözlü olur.

Çocuğun göbeği cami avlusuna veya duvarına gömülürse dindar, medrese bahçesine gömülürse alim, ahıra gömülürse malcı olur.Suya atılırsa huyu temiz olur, evin içine gömülürse gözü dışarıda olmaz.

At, öküz, inek, dana gibi hayvanlar gece huysuzlanırsa o haneden biri ölür.

Gece bir evden başka bir eve kazan, tava tencere verilirse ölümü davet eder

Makas ağzı açık kalırsa kefen biçer.

Ölü yıkandıktan sonra kazan ters çevrilmezse bir başkası daha ölür.

Bir evden ölü çıktığında su kapları boşaltılmazsa Azrail suları ellediğinden bir ölü daha çıkar

Evdeki eşyalardan biri kendiliğinden düşüp kırılırsa ölüme işarettir.

Bazı konular mükerrer gibi görünse de aslında farklı yörelerde farklı şekilde algılanan şekilleriyle yazıldığı içindir. Bazı hurafelerin ise, aslında insan sağlığı ile ilgili bir tedbiri ihtiva ettiği, ancak dikkati pekiştirmek ve uygulatmak adına dini bir yasak halinde lanse edildiği dikkatlerimizden kaçmamaktadır. Bunlara bazı örnekler verecek olursak;

-   Gece tırnak kesmek günahtır sözü, eski zamanlarda, mum veya çıra ışığında bıçakla tırnak kesilirken küçük bir dikkatsizlik sonucu insanın bir tarafını keseceğinden  kuşku yoktur. O halde günah diyerek yol başından kesilmelidir.

-   Ayakta pantolon giymek günahtır sözü ise gençler için günah olmasa da yaşlılar için tek ayak üzerinde durmanın zorluğu sebebiyle düşüp bir yerlerini incitmelerinden korkulduğundan günah denilerek önlenmeye çalışılmış olmalıdır.

-   Çocukların üzerinden geçilirse boylarının kısa kalacağı hurafesi de, küçük bir dalgınlık veya hata ile onların üzerine basılma ihtimaline karşı tedbir olarak söylenmiş olmalıdır.

-   Gece aynaya bakmak ta yine loş ışıkta farklı gölge ve görüntülerin insanı korkutma ihtimaline karşı tedbirden söylenmiş olabileceğini düşündürmektedir.

-   Bıçak, makas gibi kesici ve delici aletlerin elden ele verilmesi küslük getirir, acı sonuçlar doğurur  konusu da yine küçük bir ihmal halinde bir yerlerin delinmesi, kesilmesi ihtimaline karşı tedbir olarak  söylenmiş bir söz olmalıdır.

-   Ayakta idrar yapmanın günah olduğu yolundaki söylem tıp doktorlarının ifadesinden anladığımız kadarıyla ani süzülme sebebiyle böbreklere zarar verdiği gerçeğinden kaynaklanan bir tedbir olsa gerektir.

-   Ayakta su içmenin de insan bedenine zarar verdiği hususunda  tıbbın ifadeleri olduğu dikkatten uzak tutulmamalıdır.

   

Sonuç olarak, dikkatlere sunmamız gereken şey şudur; İslâm dini hurafelerden ve bidatlerden arındırılarak aslına döndürülmedikçe bizim kuran mümini olma şansımız yoktur.

Adolf Hitler Mein Kampf adlı eserinde “ Bir yalanı sürekli söylersen gerçek olur” demektedir.Nitekim hurafeleri konusunda olan da budur.

OSHO’ya göre zihin daima eskiye tutunur.Böyle olunca da bu hurafelerden kurtulmanın ne kadar güç olduğunu anlamak elbette zor olmayacaktır. Yine OSHO, Sır adlı kitabında din hakkındaki görüşlerini açıklarken “Gelenek dini-Hakiki din vardır.Gelenek dini cahillerin yaşatmaya çalıştığı, hakiki din ise aydınlanmışların anladığı veya yaşadığı dindir.Gelenek dinini yaşatmaya çalışanlar, hakiki dini anlatan aydınlara düşmandırlar. Nitekim Hz.İsa’yı çarmıha gerenler de gelenek dininin arkasında olan hahamlardır” demektedir. Bu olay son yıllarda ülkemizde de çok bariz şekilde yaşanmış ve bir çok aydın din adamımızın gelenek din taraftarı  cahillerce itham edildiği açıkça görülmüştür.

Yapılması gereken şey Hz.Kuran’ın buyurduğu veçhile aklımızı kullanmaktır. Zira aklını kullanmayanların üzerine Allah cc. Pislik yağdırır hükmü hep yürürlüktedir.

Aklı kendimize rehber seçersek hurafe bataklığından da kurtulmamız mümkün olacak ve bize indirilenlerle amel ederek hakiki Müslümanlar olarak yaşayıp  öyle öleceğiz.

Muhakkak ki her şeyin doğrusunu bilen Allah’tır ve biz onun ipine sımsıkı sarılmak zorunda olan kullarıyız.