İsmet Bora Binatlı

 

Edebiyatın Hizmetinde Bir Gönüllü Kuruluş

KUŞLUKTA YAZARLAR

 

Bir milleti millet yapan ortak değerlerin başında dil, din ve milli birliktelik gelir. Din birliği bir millet olma  kavramını tek başına simgeleyemez. Zira farklı milletlerin aynı dine mensup olması mümkündür. Dil birliği ise çok daha farklı ve ayrı bir devlet de olsa, ayrı bir bayrak altında da bulunsa millet olma konusundaki özelliiği ortadan kaldırmaz.

Bunun içindir ki Konfüçyüs yüz yıllar öncesinden “Bir milleti yok etmek istiyorsanız önce dilini bozun ve unutturun“ demiştir.

Dili yaşatmak ve ona sıkı sıkıya  sahip çıkmak işi ise elbetteki başlangıçta eğitimcilerin, sonra bir milli politika olarak idarecilerin -yani hükümet edenlerin- ama en önemlisi kalem erbabının işidir.

İster roman, ister hikaye, ister deneme, anı  v.s yazarı olsun, ister şair olsun, dile sahip çıkamayan yazar bana göre ülkesine ihanet içindedir demektir. Geçmişten bu yana dikkatle incelendiğinde gerçek ülke sever yazarların bir ülküsü olduğu ve her ortamda buna sıkısıkıya sahip çıktıklarını görmek mümkündür.

“Kelime benim namusumdur” diyen Yahya Kemal Beyatlı’dan, “Türkçe’yi sala koydular sele verdiler” diye feveran eden Arif Nihat Asya’ya; uydurmacılığa karşı duruşu sebebiyle Türk dil kurumu üyeliğinden istifa eden Mehmet Turan Yarar’dan, “niçin” yerine “neden” diyenleri veya benzer hatalı kelime kullananları anında hatır gönül  demeden ikaz eden Yavuz Bülent Bakiler’e kadar bir çok yazar- şair bu hususta ne kadar dik ve kararlı durulması gerektiğini bize göstermişlerdir.

İşte bütün bu hususları  önemle göz önünde tutan ve günümüzde kaleme alınan eserlerin dil, konu, edebiyata  katkı,  topluma sağladığı yararlar gibi hususları da göz ardı etmeden inceleyip değerlendiren; yazarına yol gösteren, mümkün olduğunca hata payını asgariye indirmeye çalışan bir gönüllü kuruluşumuz var, Türk ocağı bünyesinde çalışmalarını sürdürmekte olan.

Takriben üç yıldan bu yana her çarşamba sabahı kahvaltılı toplantılar yaparak genelde kitap incelemesi yapan, yazarlarını  dinleyen  ve onun eksiğini gediğini  tamamlamaya çalışan bu grup, bazı haftalarda da kendi içinde  üyelerini  bilgilendirme veya bilgi dağarcığını genişletme gayretiyle, özel gündem de tayin edebilen, bir çalışma grubudur.

Grubun kurulmasına ön ayak olan ve halen TRT ‘de yapımcı-yönetmen olarak çalışan Aslan Küçükyıldız, büyük bir feragatle bu işi sürdüregelmektedir. Sanal ortamda da  çalışmalarını sürdüren ve faaliyetlerini duyuran grup -135 üyesi bulunmakla beraber- haftalık toplantılarını  yirmi-yirmi beş kişilik  devamlı üyeleri ile yapmaktadır.

Sözünü ettiğimiz üyelerin tamamı yazar çizer takımındandır. Farklı meslek gruplarından oluşmaktadır kuruluş. Son zamanlarda Avrasya Yazarlar Birliği’nin  yazarlık atölyesinden yetişen kabiliyetli gençleri de arasına almak suretiyle hem onları teşvik etmek hem de genç nesillerin görüşlerinin de alınmasını sağlamak amacını taşımaktadır.

Grubun devamlı  üyeleri her hafta bir kitabı okuyup değerlendirmekte ve toplantıda görüşlerini serdetmektedirler. Başta Prof. Dr. Ayşe Filiz  Avşar, roman yazarlarımızdan Dursun Kuveloğlu, Adnan Şenel, Hasan Basri Şenel, Avrasya  Yazarlar Birliği yazarlık okulunun kurucu ve eğiticilerinden hikaye yazarı Osman Çeviksoy, Bala kitap topluluğunun  önderlerinden roman ve çocuk kitapları yazarı Nazmi Şimşek, Veysel Tekelioğlu, yazarlarımızdan Atalay Yağmur, tarihçi Ethem Göktürk, iktisatçı Kamuran Özaktürk, Oya Tatlıbal, Gevher Aktaş Demirkaya, Ülkü Taşlıova, eğitimci  Nurcan  Göl, TRT de yapımcı ve yönetmen roman yazarı Turgay  Bostan, Dr. Hayati Bice, Gazi Üniversitesi öğretim görevlilerinden Hüseyin Ozbay ve Doç. Dr. İbrahim Atabey, emekli  bürokratlarımızdan Lütfü Şehsuvaroğlu, emekli eğitimci Hatice Yalçın, yazar Fatma Koç Özgül ve genç kalemlerden  Hakkı Suat Yılmazer, Hafize Erçelebi, Azize Kaya, Ebabekir Canbolat, Hatice Üzgül ve bendeniz, her hafta  bu faaliyeti dikkatle sürdürmeye çalışıyoruz.

Böylesi özverili bir çalışmanın içinde bulunmaktan ne kadar mutluluk duyduğumu ifade etmek isterim.  Grubun  yararlı çalışmalarıyla da fevkâlade iftihar etmekteyim.

Eli kalem tutan insanlarımızın boş işlerle zaman öldürmek yerine, Türk kültürüne, diline, ülküsüne katkı sağlayacak böylesi  uğraşlar içinde olmasını herkese tavsiye etmekteyim.

-Bu manada Kuşlukta Yazarlar grubu üyelerini teker teker kutluyorum. Yolları açık, hizmetleri daim, kalemleri keskin olsun. Tarih, kültür  ve edebiyat adına onları şükranla yad edecektir.

-----

Bu yazı,  Yeni SİZE Aktüel Dergi'nin Nisan 2014 tarihli 136. sayısında yayınlanmıştır.